Zaman zaman Kırşehir'le ilgili yazılarımdan dolayı pek çok değerli insandan, sevgili hemşehrilerimizden ve okurlarımdan tebrik mesajları alıyorum. Yazdığım her yazıdan Kırşehir'e ve Kırşehirlilere hizmet edenleri takdir edip onlara daha çok hizmet getirmeleri yönünde destek vermeye çalışıyorum.
Zaman zaman Kırşehir'le ilgili yazılarımdan dolayı pek çok değerli insandan, sevgili hemşehrilerimizden ve okurlarımdan tebrik mesajları alıyorum.Yazdığım her yazıdan Kırşehir'e ve Kırşehirlilere hizmet edenleri takdir edip onlara daha çok hizmet getirmeleri yönünde destek vermeye çalışıyorum.
Kırşehir dışında başka illerde yaptığı ticari faaliyetleriyle bir yerlere gelmiş hemşehrilerimizle tabii ki övünüyoruz. Ama övünmek başlı başına bir şey ifade etmiyor.
Önemli olan oralarda bir yerlere gelmiş hemşehrilerimizin gelip doğup büyüdükleri memleketlerine bir şeyler yapmalarıdır.
Geçenlerde değerli bir dostumuz Ankara'da bir hemşehrimizin organize ettiği toplantıya katıldığını, oradaki misafirleri ve o hemşehrimizin yaptığı konuşmayı ve duyduğu memnuniyetini bana aktarırken doğrusunu söylemek gerekirse ben o dostumuza pek katılmadım.
Kendisine onlarla bizim de gururlandığımızı, başarılarından haz duyduğumuzu ifade ettikten sonra “O hemşehrilerimiz Kırşehir'i çok seviyorlarsa gelsinler, Kırşehir'e yatırım yapsınlar, yanlarında üç-beş Kırşehirli çalıştırarak ekmek aş versinler” demeden edemedim.
Bir süredir İzmir’de yaşayan ve geçtiğimiz hafta “Kırşehir Ansiklopedisi” için Kırşehir’e gelen, mesleğimizin duayeni, gazeteci ağabeyimiz Dursun Yastıman’ın Kırşehir’e verdiği katkıları biz biliyoruz. Kırşehir’e hizmet etmek için neler çektiğini, her haber ve yorumun ardından neler yaşadığını yakından bilenlerdeniz.
Şimdi Dursun Ağabey bize yaşadığı anılarını anlatırken yayın politikamızın Kırşehir olması gerektiğinin de altını çizer hep…
Biz de bu nedenle onun izinde yürüyerek Kırşehir’e hizmet adına doğru bildiklerimizi yazmaya devam edeceğiz.
Biz bu nedenle Kırşehir’i seven insanların lafta değil, özde yapacakları yatırım ve hizmetlerle yaşayabileceğini düşünüyoruz.
İşte Kırşehir'de bu güzel insanların memleketi terk etmesinden sonra ilimize başka yerlerden daha çok işsiz güçsüz nüfus göçü başladı ve bugün de yoğunlaşarak devam ediyor.
Üstelik Kırşehir'den göç eden hemşehrimizin büyük çoğunluğu ticareti bilen, sanayiye aşina, tüccar, esnaf ve eğitimli insanlar iken, onların yerlerini dolduran ve dışarıdan Kırşehir'e gelen insanların bir kaçının dışında ilimiz sanayisine ve ticaret alanına hiçbir katkıları olmuyor dersek yalan söylememiş oluruz.
Bütün bu olumsuzlukların yanında son yıllarda her alanda bazı çıkar grupları kendi kişisel menfaatleri için bu memleketin insanlarına her şeyi yapmayı mubah görüyorlar.
Ben yazılarımda bu utanmaz çıkar gruplarını, liboş ve söğüşçü takımı ile bunların yardakçılarının yaptıklarını zaman zaman gözler önüne sermeye çalışıyorum.
Bu yazdıklarımın ardından çok sayıda hemşehrimiz, siyasi partilerin başkan ve yöneticileri, oda ve dernek başkanları bizleri arayıp, memnuniyetlerini dile getirerek bizleri kutlarken “Sizler gibi bu memlekete sahip çıkan insanlar olmalıdır. Siz yazmazsanız, siz gündeme getirmezseniz, siz Kırşehir'den yana taraf olmazsanız işte meydan böyle ciğeri peş para etmezlere kalıyor. Siz böyle yazmaya, Kırşehir'e sahip çıkmaya, gerçekleri dile getirmeye devam edin. Memleketin insanlarına hakaret edenleri, hizmet şevkini kırmak isteyen üç-beş çıkar grubuna fırsat vermeyin. Menfaatleri haleldar olanlar tabiî ki sizi de eleştirebilirler” diyen hemşehrilerimize doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğimizi de altını çizerek ilettik.
Kırşehir Kurtuluş Savaşı'nda büyük Atatürk'e omuz veren illerin başında gelmektedir.
Büyük Atatürk “Gençliğe Hitabesi”ndeki deyimiyle “Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler” sözünü sanki bugün Kırşehir'deki bu çıkar grupları için söylemiş.
İşte bu memlekette de “dalalet” ve hatta “hıyanet” içinde olanlar var.
Bütün üzüntümüz bu güzel memlekete karınca kararınca bir şeyler yapmaya çalışan insanlara, dün kişisel menfaatleri için vıcık vıcık yağ çekenler, bugün ne garip ki umduklarını elde edemeyince geçmişi unutarak tam tersi söylemler içine girmelerini de hayret ve ibretle izliyoruz.
Seçim dönemlerinde “Toz ve çamur Kırşehir'in kaderi olmamalı. Kırşehir'in bütün yolları pırıl pırıl asfalt olmalı. Tozdan ve çamurdan artık kurtulmalıyız” diyen insanların bugün bu yapılan hizmetleri görmemezlikten gelerek küçük ve basit karalama kampanyası içinde rol almaları sanırız sağduyu sahibi Kırşehirlilerin de gözlerinden kaçmıyordur.
Çalışanların şevkini kırmakla dün olduğu gibi bugün de kimsenin eline bir şey geçmeyecek, aksine olan bu memleketin insanına olacaktır.
Ben şuna inanıyorum ki yaşadığım ve çok sevdiğim Kırşehir'e kim hizmet getiriyorsa, kim bir çivi çakıyorsa o insanları desteklemek lazım.
Kırşehir'i sevmeyen insanların Kırşehir'e dil uzatmasına da bu memleketin aklı selim insanlarının izin vermeyeceğine de yürekten inanıyoruz.
İşte sevgili hemşehrilerimiz, ne olursa olsun her alanda tek yürek, tek yumruk halinde birleşmeliyiz.
Biz kendi aramızda birlikteliği sağlayamazsak orada burada yakınmaya, Kırşehir'in sahipsizliğinden dert yanmaya, bu uşak ruhlu beslemelerden şikayetçi olmaya da hakkımız yoktur.
Onun için en azından asgari müştereklerde mutlaka birlikteliği sağlamalıyız.
Özellikle son yıllarda kendi değerlerini yiyen, yetiştirdiği hiçbir insanı Kırşehir'de barındırmayan bir anlayışa sahibiz.
Kırşehirlilerin kendilerini ve kendi insanlarını sevmeleri için ne yapmak lazım onu da bilemiyoruz doğrusu.
Her şeye rağmen bu güzel şehri sevenlere, hizmet edenlere selâm olsun…
Bu şehri kendi menfaatleri için karalayanlara, memlekete hizmet edenlere çamur atıp ihanet edenlere de lânet olsun!..
***
İyi ki varsın dayı!..
UZUN yıllar şehrimizde görev yapan iyilik timsali, dost canlısı bir memur arkadaşımız var.
Kendisi Kırşehirli olmasa da, Kırşehir sevdalısı olduğu için emekliye ayrılarak Kırşehir’e yerleşti.
Kırşehir’de herkesin yakından tanıyıp, sevdiği ve “dayı” dediği bu büyüğümüz birkaç gün önce gazetemize gelerek, kolumu kırdığım için bana geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
Şıh turunu olduğunu iddia eden ve bütün evliyaları, enbiyaları, tarikatları ve şeyhleri uzun uzun anlatan dayımız bana, kolumun iyileşmesi için gereken doğal reçeteleri de sıraladı.
Aklınca bana iyilik yapmak isteyen ve biran önce sağlığıma kavuşmamı isteyen dayımız, pardon doktorumuz Adana’nın şalgamından, Maraş’ın salça ve biberinden, Nevşehir’in pekmezinden girdi, kelle paça, balık ızgaradan çıktı. Hatta öyle oldu ki akşamları iki tek atmaya kadar işi götürdü.
Beni Kırşehir’deki bütün kırık çıkıkçılara götürmek için bütün imkânlarını seferber etti doktor dayımız. Ama ben kuyruğu dikip gitmedim, 1,5 aydır kırık kağnı gibi dolaşıp duruyor, kıvranıyorum da kıvranıyorum.
Her derde şifa olduğu için bizim Murat’ın aktarcısı, şifacısı, döndercisi olan, bizim gazetede su bidonlarını toplayıp sütçüye destek olmak için götüren ve “size her gün dua kazandırıyorum, daha ne istiyorsunuz?” diyen dayımız çok zeki, tarihi bir adam…
Doğduğu günü an gibi hatırlayan, çocukluğunda, gençliğinde, memuriyette yaşadığı her olayı gün tarih ve saatine kadar hatırlayan dayımız, her sohbetine “ben falan tarihte, falan yerde, filan saatte iken falanla, filanla şöyle yapmıştık, şunlar, şunlar olmuştu” diye başlar, ardından kırk sene önce anasından doğduğu gün evde yaşananları, olup bitenleri harfiyen ve ballandıra ballandıra anlatır.
Ben böyle bir dayıdan yararlanmayacağım da kimden yararlanacağım?
Adam çok mübarek bir adam, her şeyi biliyor, zekâ fışkırıyor her tarafından…
Ha unutmadan söyleyeyim. Hangi sebze ve meyvenin, otun, çöpün hangi dertlere deva olduğunu da çok iyi bilir doktor dayımız…
Hatta zaman zaman yaptıkları her derde deva ilaçlarını bize ikram eder. Onun kendi eliyle yapıp getirdiği ilaçlarla şıp diye ayağa kalkar ve şifa buluruz. Allah razı olsun ondan…
Yine bu adam çok iyi bir piyasa araştırmacısıdır. Hangi ürünün nerede, en ucuza satıldığını bilir. Sağ olsun onun sayesinde her ay cebimizde 200-300 lira artıyor. Şimdi böyle mübarek bir adamın kırık ve çıkıklar üzerindeki engin bilgi ve deneyimlerinden ben nasıl yararlanmayayım ki…
İyi ki doktor dayı…
Hey benim ayağımı kaydırıp kolumun kırılmasına vesile olanlar, kına yakmayın elinize…
En kısa sürede doktor dayımın tedavisi ile kolum eskisi gibi olacak ve o zaman iki elimle yakanızdan yapışacağım, kaçacak delik aratacağım size haberiniz olsun!
***
Sevdiğim bir söz
“Bir insanın yapabileceği en büyük keşif, yapmaktan korktuğu şeyi yapabildiğini görmektir.” Henry Ford
***
Biraz da gülelim
Gözlük lâzım
Adamın biri paldır küldür yazıhaneden içeri girmiş:
“Aman doktor bey, gözünüzü seveyim yardım edin bana…. Midemde şiddetli bir sancı, yanma var, geceleri gözüme uyku girmiyor. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?”
“Öncelikle sigarayı ve alkollü içecekleri bırakın. Fazla yağlı yemeyin. Kızartmalardan uzak durun ve en önemlisi kendinize hemen bir gözlük alın.”
Adam şaşkınlık içinde:
“Her şey iyi de doktor bey, anlayamadığım bir şey var, mide ağrısıyla gözlüğün alâkası ne?”
“Alâkası olmaz olur mu beyefendi? Ben avukatım, doktorun muayenehanesi üst kattadır.”