Mart- 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde seçmenler ANAP’a ve Başbakan Özal’a kırmızı kart gösterdiler.

SHP’nin (şimdi CHP) sloganı LİMON GİBİ SIKILMAK İSTEMİYORSANIZ OYUNUZU SHP’ye veriniz!

Limon gibi sıkılmak sloganı iyi tuttu.

SHP Büyükşehirlerdeki Belediye Başkanlıklarını ANAP’ın elinden aldı.

Su ve çöp sıkıntısı İstanbulluları canlarından bezdirdi.

Üstüne İSKİ skandalı patlak verdi.

Eylül-1993’de Tiflis’ten Kiev’e atandım.

Kiev’e gelir gelmez 29! Ekim kokteylini en iyi şekilde yaptık.

İstanbul’dan bir sanatçı grubu geldi.

Otobüs işletmecisi Elazığlı Gakkoş Selami Güner İstanbul’dan 50 kg. kaliteli baklava getirdi

Sanatçılar çok güzel bir konser verdiler.

Hemen ardından bilgi ve görgülerini arttırmak için SHP’li Büyükşehir Belediyesinden on kişilik resmi bir heyet geldi.

Murat Karayalçın’ın SHP’nin yeni Genel Başkan seçildiği, Başbakan Yardımcılığına atandığı ve İSKİ yolsuzluk skandalının patlak verdiği günlerdi.

Heyet sözde Kiev’de inceleme gezisi yapacakmış.

Gelen heyet üyelerine Kiev Uluslararası Havalimanında dedim ki; “Dikkatli olun, hovardalık işlerine bulaşmayın. Burada çok soyguncu var.”

Ama tabii beni dinlemiyorlar. Kaldıkları otelde barda iki tane Azerbaycanlı garsonla tanışıyorlar.

Garsonlar ağlıyor, sızlıyor, dostluk-kardeşlik, “Karabağ bizimdir” muhabbeti yapıyorlar. O günlerde Karabağ Savaşı gündemde

Azerbaycan Ermenistan ile savaş halinde. Ruslar Ermenilerin yanında.

Nasıl kandırıyorlarsa heyettekileri alıp ormana götürüyorlar.

Niyet belli.

Fakat ormanda -güya anlaştıkları- kadınların sevgilileri şampanya şişeleriyle SHP’li heyet üyelerini dövüyorlar.

Ertesi sabah da Büyükelçi Acar Germen heyete yemek verecek.

Büyükelçi Acar Germen sosyal demokrat görüşe sahip.

Hesabı da Kiev’den sonra Paris’e Büyükelçi olarak atanabilmek.

Sabah dokuz civarı bir telefon: “Vahit Bey, maalesef soyulduk, yemeğe gelemeyeceğiz!”

Tabii yemek iptal oldu.

Bunu duyunca Büyükelçi gülmeye başladı: “Bunlar kesin bir şey yaptılar, ellerine yüzlerine bulaştırdılar.”

Neyse hastaneye gittik. Allah kimseyi o duruma düşürmesin! Hepsi sargılar içinde.

Bir tanesi daha önce by-pass ameliyatı olmuş, konuşmuyor.

Utancından mı, şok mu geçirdi belli değil.

Ukraynalı Uzman Doktor yardım etmek için çırpınıyor.

Rusça-Türkçe bilen yetenekli bir sekreterimiz var, tercüme yapıyor.

Tedavilerinden sonra adamları Frankfurt üzerinden Türkiye’ye gönderdik.

Bu arada Büyükelçi benden biraz çekiniyor.

Neden? Çünkü 1991 yılında DYP’den Nevşehir milletvekili adayı olmuşum acaba yaşananları Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Tansu Çiller veya Dışişleri Bakanlığına bildirir miyim ya da ifşa eder miyim? diye endişe içerisinde.

Büyükelçi cuma namazına gittiğim için ara sıra bana şaka yollu “yobaz” derdi.

“Yobaz Vahit ne yapacağız?” diye sordu.

“Bir hata yapmışlar.

Murat Karayalçın Başbakan Yardımcısı. İSKİ skandalı gündemde.

Bakanlığa bildirsek acemi zamparaların yuvaları dağılacak. İçlerinde torun torba sahibi olan var. En iyisi olayı kapatalım. Yiğitlik bizde kalsın!” dedim.

Buna mukabil adamların uğradıkları mağduriyeti kabullenmeye de vicdanımız elvermedi.

Büyükelçi ile beraber Ukrayna İçişleri Bakanı’nı ziyaret ettik, durumu anlattık.

Üzücü olayı Başbakanımız Prof. Dr. Tansu Çiller’in yakinen takip ettiğini söyledik.

Oysa, üzücü olaydan değil Başbakan’ın Türkiye’den hiçbir kişinin haberi yoktu.

Haberi medyaya sızdırmadık.

“Kol kırılır yen içinde kalır!” atasözüne sadık kaldık.

Sonra Ukrayna İçişleri Bakanı kesin talimat veriyor, oradaki yani oteldeki Azerbaycanlı garsonları bir güzel dövüyorlar.

Azerbaycanlı garsonlar gerçeği itiraf etmek mecburiyetinde kalıyorlar.

Araya girmeden edemiyorum.

Özlem Pekcan: Bir tür mütekabiliyet sağlıyorlar yani.

Gülüyoruz.

Vahit Özdemir anlatmasını kesmeden sürdürüyor.

Vahit Özdemir: Bunun üzerine Kiev Emniyet Müdürlüğü o dayak yiyen bizim yetkililerden birinin gelip şüphelileri teşhis etmesini istediler.

Ben de onların daha fazla mağdur olmalarını istemiyorum, telefonda: “Siz bir köpek beğenmiştiniz ama gelip görmeniz lazım,” dedim.

Dayak yiyenlerden bir tanesi Frankfurt üzerinden çıktı geldi, teşhis etti.

Suçlular çok ağır ceza aldılar.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Sina

Gürel’in Danışmanı iken eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakan’ı Murat Karayalçın ziyarete geldi.

Özel Kalem’de kahve içerken Sayın Bakan’ım bana bir teşekkür borcunuz var.” dedim.

Karayalçın heyecanlandı.

“Olayı sonra anlatırım.” dedim ve olay böylece kapanmış oldu.

Bu skandal olayı kapatmakla, SHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ‘a ve Dışişleri Bakanlığına bilgi vermemekle iyilik veya kötülük yaptığımızı zekanızın takdirine bırakıyorum.

NEREDEN NEREYE?