ALLAH'IN EMİRLERİNE KARŞI BU İLGİSİZLİK NEDEN?
Değerli okuyucularımız,
Dinimiz bize ne emrediyor? Yüce Allah, kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bizlere nelere uymamız gerektiğini açıkça anlatıyor. Peki neden bu kesin ilahi mesaja ve kudrete muhalefet ediyoruz? Neden dünyaya geliş gayemizi ve ahlaki çerçeveleri çiğniyoruz?
Cenab-ı Allah, gönderdiği büyük kitabımız Kur’an-ı Kerim’de harama yeltenmememiz gerektiğini en açık şekilde bizlere bildiriyor. Fakat bizler harama yelteniyoruz. Peygamber Efendimiz ’in, “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” ikazına rağmen hâlâ ona bir yabancı gibi davrananların sayısı az değildir.
İslam dininde, kişinin kendi ihtiyacından fazlasını biriktirmesi kınanmış; paylaşma, infak ve dayanışma teşvik edilmiştir. Buna rağmen sanki bu emirlere muhalefet ediliyormuşçasına, Allah’a, İslam’a ve Kur’an’a kulaklarını tıkayan insanlar, bu günahlara ısrarla devam etmektedir.
Cenab-ı Allah, akrabaya, miskine ve yoksullara yardım edilmesini emrediyor. Ne var ki maddi imkânlar içinde adeta yüzen bazı insanlar, hâlâ daha fazla biriktirme peşinde koşuyor; çevresindeki yokluk ve açlıkla mücadele eden insanlara sırt çeviriyor. Buna rağmen Allah’ın koyduğu kanun ve nizamlara muhalefet etmekten de geri durmuyor.
Peki bu nasıl bir Müslümanlıktır? Bu nasıl bir ilgisizliktir? Bu nasıl bir teslimiyettir?
Kur’an okunuyor ama hükümleri yaşanmıyor. Fakirin hâli görülüyor ama yardım eli uzatılmıyor. Yetimin başı okşanmıyor, ihtiyaç sahibinin kapısı çalınmıyor. Dilde iman olduğu söylenirken, davranışlarda bunun karşılığı görülemiyor. Oysa gerçek iman, yalnızca sözle değil; ahlakla, merhametle, paylaşmakla ve Allah’ın emirlerine teslim olmakla ortaya çıkar.
Bugün İslam dünyasının yaşadığı birçok sıkıntının temelinde de bu çelişki yatmaktadır. Allah’ın emirlerini bildiğimiz hâlde uygulamamak, haramları bildiğimiz hâlde işlemeye devam etmek ve yoksulların hakkını gözetmemek hem bireysel hem de toplumsal çöküşün en önemli sebeplerindendir.
Herkes kendi nefsine şu soruyu sormalıdır: Allah’ın apaçık emirleri ortadayken, biz hangi gerekçeyle bunlara sırt çevirebiliyoruz? Dünya malı için ahiretimizi tehlikeye atmaya değer mi? Biriktirdiğimiz servet, görmezden geldiğimiz yoksulların ve ihtiyaç sahiplerinin hakkını ortadan kaldırabilir mi?
Vicdanlarımızı yeniden Kur’an’ın rehberliğiyle buluşturmadıkça, merhameti ve paylaşmayı hayatımızın merkezine koymadıkça, yalnızca Müslüman olduğunu söylemek bizleri kurtarmayacaktır. Çünkü Allah katında değerli olan, iddia edilen iman değil; yaşanan imandır.
Vesselam