“Yazarım ha..” diyerek yem atarlar, fırsatını bulduklarında ve kendilerini bir “siyasi etkin erk”in arkasında durduğunu gördüklerinde haraç bile  keserler. Zayıf bulup kullanabilecekleri bir siyasi figür yakaladıklarında yapışıp “kraldan kralcı” olarak bu siyasetçinin etki alanındaki “ihale” işlerine göz dikerler. İhalelere girmek için Kurumsal sıfatları bulunmadığından çoğu zaman bir “yaralı şirket bulup onu paravan yaparlar. Siyasi güç dengeleri değiştiğinde dün sövdüklerine bile yaklaşarak anında saf değiştirirler.

Seviye ve düzeyleri düşük olduğundan; toplumsal karşılık bulan ve kullanamayacaklarını anladığı önemli figürleri itibarsızlaştırmak için sahte hesaplar üzerinden kasten alevlendirici provakatif düzenekler kurmak “vatan millet din” kavramlarını örtü yaparak “yezit Muaviye” rejonu keserler.

Tüm bu işlerde sosyal medya üzerinden açtıkları ve birbiriyle organize sahte hesaplar üzerinden sözde gazetecilik yaptıklarından “aman benden uzak dursun” diyen ve bunları bilenlerin bile beğenileri ile bunlara kulak kabartanların ilgisinden beslenirler. Karşınızda muhatap alacağınız bir tek kimlik bulamazsınız!  Çünkü sanal ortamdan beslenirler. Tespit ettiğinizde bile “kendi yaptıklarını ben yapmadım” diyerek yapana verip veriştirirler(!)

Benzer şantajcı baskılamaları; sadece dümen sularına girmeyen siyasilere değil şahsiyet sahibi daire müdürleri bürokratlara karşı da kullandıkları görülüyor. Bulundukları sanal ortamlarda huzuru kaçırırlar. Bunu yaparken kullandıkları yol, can sıkıcı mesajlar yorumlar atmak,  kızdırmak ve kışkırtmak,   provoke etmek aşağılamak ve küçük düşürmeye çalışmaktır. İşte bu durum bugünlerde sizlere tanıdık gelen TROL nitelemesinin tamda karşılığıdır. Her ne kadar İngilizce bir kelime olsa da bizdeki algısı anonim ya da kimliğini gizleyerek sahte hesap kullanan ve çoğu zaman organize olmuş kişilere verilen addır.

İşte şimdilerde böylesi trol sözde gazeteciliğin kök saldığı “bitli baklanın kör alıcıları”nın çoğaldığı manzarada “ yazarım haaa..” diyenlere inat Kırşehir’de “bir yerel gazetecilik klasiği” olarak “Kırşehir Çiğdem’e uzanalım.

Uzanalım çünkü; benimde yıllar yılı yazdığım bu gazetemizin kuruluşunun 48. Yılı..

Cumhuriyet dönemi Kırşehir Basın tarihi geleneği içinde:

 “KIRŞEHİR ÇİĞDEM”

Kırşehir’de 03.02.1925 tarihinden başlayan ilik basın yayın faaliyeti, haftalık olarak çıkan “Kırşehir Vilayet Gazetesi” ile başladığı görülür. “Kırşehir” isimli haftalık resmi Vilayet Gazetesi ile başlayan erken Cumhuriyet dönemi ilk gazetecilik basın faaliyeti, bir anlamda resmi basın faaliyetidir de…

Gazetenin yazar kadrosu içinde A. Rahmi Kocamanoğlu, Filiz Dergisi sahibi ve yazı işleri idarecisi Galip ArısanAli Baytok ve Cevat Hakkı Tarım dikkati çeker.

Cevat Hakkı Tarım değişik tarihlerde tarihleri arasında Kırşehir Vilayet Gazetesi Matbaası’nda hem müdürlük hem de başyazarlık yapar.   Kırşehir basın tarihinin başlangıcı sayılan merhum Kırşehir evladı Cevat Hakkı Tarım; Kırşehir ortaokulu tarih-coğrafya ve jimnastik öğretmeni iken 24 Aralık 1919’da Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal’i karşılayan heyet içinde bulunmuş, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin ilk 40 yılını, kendini sürekli geliştirerek, entelektüel bir Cumhuriyet aydınlanmacısı olarak yaşamıştır. Kırşehir’de Belediye Başkanlığı da yapan Tarım (1944-1946), aynı zamanda ilk “Kırşehir tarihi yazarı”dır da…

Tarihçi, gazeteci ve de kültür adamı olarak Cevat Hakkı Tarım’ın hayatı, bir ölçüde araştırmaları ve eserleri dışında sadece yaşadıkları boyutunda da 1919-1964 arası “Kırşehir Tarihi’nin sosyal, kültürel, ulusal aydınlanmasının da tarihidir. 1893-1964 tarihleri arasında Cevat Hakkı Tarım ömrünün neredeyse ilk 30 yılını da Osmanlı döneminde de geçirdiği düşünüldüğünde, onun yaşamını ve eserlerini süzgeçten geçirmek ve de gelecek kuşaklara aktarmak ulusal ve kentsel belleğimiz adına daha bir önem kazanıyor.

Cevat Hakkı Tarım’dan sonra Kırşehir’de basınına büyük emekler verecek olan kentinin hala yaşayan duayen gazetecilerinden ağabeyimiz. Üstadımız sevgili Dursun Yastıman ;27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra Vali Nevzat Baykal’ın kafası kızarak matbaayı satmaya karar vermesi ve hepsi Kırşehirli olan İl Daimi Encümeni Üyelerinin bu karara tepkisiz kalmaları, matbaanın ihaleyle satılması sonucu kurucusu ve başyazarı olduğu Kırşehir Gazetesi’nin yayınına son vermesi Cevat Hakkı Tarım’ı çok üzdüğünü ve giderek çökerttiğini” yazacaktır Kırşehir Çiğdem’de…

Adı Kırşehir tarihi kadar Kırşehir basınının başlangıcı ile özdeşleşen Cevat Hakkı Tarım; 11.12.1964’de “Kervansaray Dergisi”nin Aralık sayısı baskıdayken hayatını kaybettiğinde, ölüm haberi bu dergide ‘Acı Kaybımız’ başlığı ile duyurulurken, Cahit Obruk’un “Vah Cevat Hakkı Tarım, Vah” diyen yazısı göze batıyordu.

ÇIRAK, KALFA VE USTA HİYERARSİSİ İÇİNDE, BİR “ALAYLI GAZETECİCİLİK” 

Elinizdeki “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi’nin kurucusu; 1952 doğumlu Şevket Güner, mesleğe; 1960 başlarında cumhuriyet aydınlanmacısı inkılapçı öğretmen ve “ilk Kırşehir tarihi yazarı” aynı zamanda Kırşehir eski Belediye Başkanı, dönemin “Kırşehir Vilayet Gazetesi”nin başyazarı ve yöneticisi de bulunan Cevat Hakkı Tarım’dan sonra bu meslekte adını duayenleştiren gazeteci-yazar 1937 doğumlu Dursun Yastıman’ın yanında, 1965 yılında gazetecilik ve matbaacılığa bir çırak olarak adım atar.

Dursun Yastıman abimizin çıkardığı gazetelerde uzun yıllar dönemin el dizgisi ve entertipleriyle hem baskı operatörlüğü, hem de muhabirlik yapan Şevket Güner; ustasının çıkardığı “Yeni Kırşehir Gazetesi ”günlerine ilişkin bir anısında şöyle diyecektir:

“1970’li yılların başı… Kırşehir Çarşı Cami’nin yanındaki bugün Öztürk İşhanı olan binanın birinci katında Dursun Yastıman ağabeyimizin yayınladığı ve benim de uzun yıllar çalıştığım “Yeni Kırşehir” Gazetesi’nin çalışanları bir arada bulunuyor. O yıllarda matbaacılık ve gazetecilik bu kadar ileride değildi. Emek ağırlıklı bir çalışma gerektiren gazetenin dizgisi kumpaslarla tek tek kurşun harflerle yapılır, yine pedal baskı makinesinde tek tek basılırdı. Gazetenin baskı işlemleri tamamlandıktan sonra dizilen yazılar, yani hurufatlar yine tek tek kavaletlerdeki yerlerine dağıtılırdı. Bu nedenle pek çok kişi dizgi ve dağıtım yapardı. O yıllarda Kırşehir’de yayınlanan gazete sayısı ikiydi. “Yeni Kırşehir” Gazetesi’nin boyutu da bugünkü A4’ün iki katıydı. Yani 28x41 ebadında yayınlanan gazete günlük 500 adet yayınlanır resmi kurumlara abonelere dağıtılır ve Kırşehir dışındaki yüzlerce hemşehrimize de postalanırdı. Kırşehir’de çoğu zaman gazetenin dağıtımını ben yapardım. Gazetenin baskısı Zeki Laçin ile Ali Taşkın yapardı. Gazetede yazanlar hiçbir çıkar ve menfaat gözetmeksizin Kırşehir’in bütün meselelerine değinirlerdi. Her siyasi görüşten yazarların bulunduğu “Yeni Kırşehir” Gazetesi’nde yazarlar yeri geldiğinde il yöneticileri ve siyasileri sert bir dille eleştirmekten de kaçınmazlardı. Gazetede yazan bazı köşe yazarlarını yeri gelmişken hatırladıklarımı burada yazmak isterim. Dursun Yastıman, Av. Celâl Tekiner, Veli Yazar, Şükrü Afşin, Beşir Kemal Öçlü, Hayri Çopuroğlu, Sırrı Davutoğlu, Arif Gönendik, Rüştü Yurdakul, Şemsi Yastıman, Şair Boyacı Hüseyin Canıtez, Mithat Güzey, Ali Baytok, Vahit Bulut…

“Dolu dolu gazete Kırşehir’in sorunlarını hep gündemde tutardı. O günkü “Yeni Kırşehir” Gazetesi’ni yayınlayan Dursun Yastıman ağabeyimiz çok titiz bir insandı. O gazetede hiçbir yanlış ve imlâ hatası olmazdı. O gazete basılmadan önce üç-beş kez okunur, tashihi yapılırdı.

“Yeni Kırşehir” Gazetesi bugün Kırşehir’de yayınlanan pek çok gazeteden çok daha nitelikli, kaliteli ve içerikliydi. Bu gazete ve bu gazetede yazanlar, sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Dursun Yastıman ağabeyimiz hiçbir zaman mesleğini ayaklar altına düşürmedi, çıkarı doğrultusunda kullanmadı. Doğruları yazdı, dik oldu. Büyük gazeteci Sedat Simavi’nin dediği gibi kalemini kırdı, mesleğini satmadı.”

USTASI DURSUN YASTIMAN’DAN İŞ OLARAK AYRILIP, 28 MART 1977’DE,“KIRŞEHİR ÇİĞDEM” GAZETESİ’Nİ ÇIKARIYOR… 

Evet… Ustası Dursun Yastıman’dan iş olarak ayrılıp, 28 Mart 1977’de,“Kırşehir Çiğdem” Gazetesi’ni çıkarmış olmasının üzerinden tam 48 yıl geçmiş.

Köyünde ve çevresinde “Mustafa Onbaşı” olarak bilinen ve Kırşehir’de dönemin ülke çapında isim yapmış, sonradan Eğitim Enstitüsü’ne dönüştürülen, “Öğretmen Okulu”nda çalışan Mustafa Güner’in bir diğer oğlu, Şevket Güner’in küçük kardeşi Sevgili Salih Güner de daha 11 yaşında koşup gelmişti abisi Şevket Güner’in girdiği mesleğin ucundan tutmaya…

Şevket Güner’in ilk gazetesini çıkardığı 28 Mart 1977’den bir yıl önce 1976’da o da Dursun Yastıman’ın yanında başlamış sonra ağabeyi Şevket Güner’le birlikte 48 yıllık gazetecilik ve matbaacılığın alaylı serüveninin içinden bugünlere çıkıp gelmişlerdi. 48 yıl içinde bu gazete; önce hazır puntolarla, sonrasında kurşun eriten ve harfler döken entertiple, şimdi de bilgisayar ortamından bütün yönleriyle oya gibi işlenerek buluştu okurlarıyla...

“Kırşehir Çiğdem” ve Güner ailesi; Kırşehir’de gazeteleriyle birlikte, bir koltuklarına da, TRT, AA ve giderek DHA’yı da alarak geçirdiler yıllarını. ”Kırşehir haberleri”, yıllar yılı ülke çapında en etkin gazete ve TV’lerde bu kanaldan takip edilip okundu ve izlendi.

Kardeşi sevgili Salih Güner’le birlikte, neredeyse yarım asırlık “Kırşehir basın tarihi” boyunca; kurumsal, cumhuriyetçi, demokrat bir tarafsız haber bütünlüğü içinde sürdürüle gelen ve kendileriyle cisimleşip markalaşan bu gazete; benim ve birçok eski gazeteci yazarın ve hatta bizim ve bizden önceki kuşağın adeta “Gazetecilik Yazarlık Okulu” oldu.

“Kırşehir Çiğdem Gazetesi’nin; köklü gelenekçi birikimini, sadece yarım asrın birikimi değil; öncesinde, rahmetli cumhuriyet aydınlanmacısı Cevat Hakkı Tarım’dan, duayenimiz Dursun Yastıman’a ve bu geleneği, içinde bir “alaylı” olarak filizlendirip bugünlere taşıyan sevgili Şevket-Salih Güner kardeşlerin birikimleriyle de bütünlüklü olarak düşünmek gerekir.

Şahsen benim de yazdığım kitapların, önemli makalelerimin, sunduğum bildirilerin, alt yapısında “Kırşehir Çiğdem” in mutfağında geçirdiğim süreçlerin de payı var Günümüz medyacılığında kahir ekseriyetle “siyaset-ticaret ve hatta tarikat” durakları arasında ballı güllü alışverişler içinde, halkın objektif haber alma hakkının görmezden gelindiği bir yozluğun yaygınlığı düşünüldüğünde Kırşehir çiğdem hala benzer organize havuzları elinin tersiyle itmeye devam ederek geldi bugünlere. Ülkemizde ve kentimizde tıpkı siyasetten beslenen ve kamu vicdanını, adalet duygularını fırsat eşitliğini zedeleyen ve yaygınlaşan “Türedi Zenginlik” tarzının medya oluşumlarında ki tezahürü malum…

Bilinen ama ne acıdır ki adeta meşrulaştırılan ve olağan hale getirilmiş şantaja dayalı trollüğün kendi ekseni dışında hiç kimselere hayat hakkı tanımaz şekilde kılıç salladığı en zorlu ve tamda bu süreçlerde “Kırşehir Çiğdem” “kendi olma”yı, “kendine ait olmayı” başarabildi.

Salih ve Şevket Güner kardeşlerin yarım asır önce kurup adını koyduğu bu gazetede son yıllarda merkezi siyasal yönetimin illerde yerel basının birleştirilmesinin dayatmasıyla oluşturulan zorunlu ticari ortaklıklar üzerinden yeni ortaklar kazandı. Sayın Sait Yanık ta çıkarttığı yazılı basın “Kırşehir Arena” üzerinden “Kırşehir Çiğdem’le artık… 

Demokratik bir toplum demokratik bir kentsel hafıza ve güç adına, son derece önem taşıyan yerel basın; otoriter bir siyasallaşan dayatmayla kendi özgünlüğün ve özgürlüğünün tehdit altında ve de büyük engellerle ve kuşatmayla karşı karşıya bulunduğu dönemde bir yerel gazetecilik klasiği olarak “Kırşehir Çiğdem” in Cumhuriyet aydınlanmasının ve devrimlerinin kodları üzerinden devam edeceğine olan inancımla; nice yıllara “Kırşehir Çiğdem”