DEVLET VATANDAŞIN ÜRETTİĞİ;
BİR KİLO PEYNİRİ
BİR SALKIM ÜZÜMÜ
BİR YUMURTAYI
BİR ÇITA BALI
BİR TUTAM TÜTÜNÜ
BİR ÇUVAL FINDIĞI almak zorunda!
Devlet, vatandaşın ürettiği her şeyi satın almak zorunda değildir; ancak vatandaşın ürettiği hiçbir şeyin karşılıksız kalmamasını sağlayacak ekonomik ve hukuki düzeni kurmak zorundadır.
Burada önemli bir ayrım var: Devletin görevi her ürünü satın almak değil, üreticinin emeğini ve üretim hakkını korumaktır.
Örneğin çiftçi buğday, arpa, süt, et veya meyve üretiyorsa:
Ürününün pazara ulaşmasını sağlamalıdır.
Üreticinin maliyetinin altında satışa zorlanmasını önlemelidir.
Piyasanın ürünü almadığı durumlarda alım garantisi veya müdahale alımı uygulayabilmelidir.
Stratejik tarım ürünlerinde devlet alım politikası oluşturmalıdır.
Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği sürdürülebilir bir sistem kurmalıdır.
Aslında Anayasa da bu konuda devlete görev yüklüyor.
Anayasa'nın 45. maddesi şöyle diyor:
Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.
Bu çok önemli bir hükümdür.
Benim görüşüm şu: Devlet üreticiyi piyasanın insafına terk etmemelidir. Çünkü üretici üretmezse ülke dışa bağımlı hâle gelir.
Devletin temel sorumluluğu şudur:
Üretimi planlamak.
Ürüne pazar oluşturmak.
Gerektiğinde ürünü satın almak.
Üreticiyi zarar etmekten korumak.
Tüketiciye de makul fiyatla ürün ulaştırmak.
Bence Türkiye'nin üretim modeli "Önce üret, sonra müşteri ara" değil, "Önce ihtiyacı belirle, üretimi planla, üreticiyi güvenceye al, sonra ürünü pazara sun" anlayışı üzerine kurulmalıdır.
Devletin üreticiye yalnızca gübre, mazot ve kredi desteği vermesi yeterli değildir. Devlet, üretimin başından ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar sistemin içinde olmalıdır.
ŞİMDİ ÜLKEMİZDE YUKARIDA SAYDIĞIM TÜM ÜRETİCİLER AĞLIYOR.