Geçen yılın Ekim’inde dünyaca ünlü Türk bilgini, Anadolu’lu efendisi, aydınlanma devriminin kültür öncülerinden, yazar-Prof.Dr. Server Tanilli’yi Kırşehir’de karşıladık. ADD Kırşehir Şubesi’nin davetlisi olarak üç gün aramızda bulundu. Kırşehirli aydınlar, yazarlar, eğitimciler, öğrenciler, bu buluşmayla gönendiler. Böyle bir aydınlanmacı yazarın karşılanması bizlere gurur verdi. Onunla gururlandık. Aydınlanma devrimini, Türk Rönesansı’nı bir kez daha yetkin ve etkin ağızdan dinledik. Bilgilerimiz yenilendi, yeni ufuklara açıldık.

Aydınlanma konuşmalarının konusu: “21.yy’da Kemalizmi Nasıl Algılamalıyız”, “Türk Edebiyatında Savaşa Karşı Barış”. Kırşehir Kültür Sitesi’nin salonunda duyarlı bir topluluk: Kemalistler, sosyalistler, demokratik solcular, sosyal demokratlar, CHP’liler, ÖDP’liler, İP’liler, liberal demokratlar... Barış, sosyal güvenceyi, bağımsızlığı, özgürlüğü şiar edinmiş kesimler bir arada. İçimden şöyle geçiyor: Bu topluluk, genel ve yerel seçimlerde de bir araya gelmesini bilse! Cumhuriyet devriminin yıkıcılardan, bölücülerden kurtarsa! Dinci terör, dinci iktidar meydanı boş bulmasa!

Tanilli, o nefis konferansında 21.yy’da Kemalizm’e geniş bir perspektiften bakılmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. “1923 devrimini gerçekleştirenlerin yerinde sosyalistler olsaydı aynı devrimi yapmayacaklar mıydı? Sonradan iktidara gelselerdi 1923 devrimini sürdürmeyecekler miydi? Atatürk’ün yaptıklarını eleştirenler, daha ileri bir düzen isteyenler, Atatürk aydınlanmasına sarılmayacaklar mıydı?” Fikir-düşünce namusuna sahip olan Tanilli şöyle sürdürdü konuşmasını:

“...Bana özel fikrin nedir diye sorsanız, samimiyetle söylerim ki ben Marksist felsefeye inanırım. Ama Kemalizm’den vazgeçmenin olanağı yoktur. Sosyal demokratların, sosyalistlerin, liberallerin -batılı anlamda- bağımsızlık, özgürlükten yana olanların Kemalizm’de birleşmesi zorunluluktur. Güneydoğu sorununu sorarsanız bu sorun; iş-ekmek-aş sorunudur. İşsizlik sorunudur. Bu bölgeyi özel sektör asla kalkındıramaz. Teşvik kredilerini alanlar, göstermelik dört duvar yapıp oradan kaçmışlardır. İstanbul’a, Batı’ya gitmişlerdir. Güneydoğuyu ancak kamu sektörü, devlet yatırımları kalkındırabilir. Bunun ötesi boştur. Kemalizm, Batı uygarlığını örnek almıştır. Ama yerli kalmasını, ulusal kalmasını da esas şart bilmiştir. Bu nedenle AB’ye karşı olamaz. Türk ordusu da olamaz. Ufak parantezler dışında Ordumuz daima demokrat vasfını korumuştur. İlerici olmuştur. 12 Eylül bir istisnadır. 12 Mart istisnadır. Bütün bir orduya mal edilemez. Ordumuz, özellikle demokrattır. Atatürkçüdür, ilericidir. Demokrasinin güvencesidir. Bugün irtica, iki gücü yok etmek istiyor: Ordu ve üniversite! Buna meydan vermemek lazımdır. Aksi takdirde tümümüz yıkılırız.”

Konferanslar öncesinde-sonrasında Tanilli hoca okuyucu isteklilere kitaplarını imzaladı. Kitapların toplam bir bilim kitaplığı kimliğinde. Tek başına bir fakülte bu Tanilli hoca. Tanilli’nin kitapları, hukuk, tarih, felsefe, sosyoloji, pedagoji ve edebiyatı içeriyor. Kitaplarını sıralarsak:

Uygarlık Tarihi-Yüzyılların Gerçeği ve Mirası, Yaratıcı Aklın Sentezi/Felsefeye Giriş, İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?, Devlet ve Demokrasi, İslam Çağımıza Yanıt Verebilir mi?, Türkiye’de Aydınlanma Hareketi, Voltaire ve Aydınlanma, Dünyayı Değiştiren 10 Yıl, Fransız Devriminden Portreler, Değişimin Diyalektiği ve Devrim, Çağdaşımız Victor Hugo, NASIL BİR DEMOKRASİ İSTİYORUZ?

İlhan Selçuk usta, 16 Ekim 2003 tarihli “Uçan Tekerlekli Sandalye” başlıklı yazısını ibret dersleriyle dolu şu cümlelerle bitiriyordu:

“...Kıpırdamadan, eyleme geçmeden, birleşmeden, alınteri dökmeden, terlemeden, çevremizi harekete geçirmeden, emek harcamadan, güçlerimizi birleştirmeden hiçbir şey olmaz... Her birimiz birer Server Tanilli olmazsak bu ülke irticanın kursağında yem olacaktır. Server Tanilli, uçan tekerlekli sandalyesinde hepimize örnektir. Özel yaşamlarında yürümenin, koşmanın mutluluğunu tadanların ise yerlerinden bile kıpırdamadıklarını görmek insanı kahrediyor.”

Ustanın bu satırları, Anadolu aydınlanmacılarına, tüm Atatürkçülere bir çağrıdır. Yin eliyoruz.

“Terör” adlı şiirimin bir yerinde şu dizeler geçer:

“... şimdi, dinlendi terör bir süre, düşündü:

Kimleri katletmeli acep?

Bilginler bilgini, korkusuz bir yürek var
Genç bir doçent, Türk bilgini. Anadolu çelebisi
Tam bir beyin adam, yemeli onu, yemeli ki üretmesin!
Mahkûm edelim tekerlekli sandalyeye!
Hesap tutmadı, bir aşamaydı tekerlek uygarlıkta

Dahinin beynine güç geldi, kalemine kuvvet
Yazdı kırk kitap, binlerce yazı daha!
İrticanın salyaları aktı, sindi, dinlendi, bekledi
Öldürdü yüzlerce aydını daha!(**)

....

Kırşehir-Çuğun Barajı Tatil Köyünde güzel bir güz akşamında Toklumen kırmızı şarabını yudumlayan Tanilli hoca, hayata olan inanç ve bağından hiçbir şey yitirmeden:

“...Adil Kırşehir’e birkez daha gelirsem önce Çuğun’a getirin” diyor. İşletmeci Kel İbrahim’in botanik bahçesine, mükemmel tesise bayılıyor. On bin çeşit çiçek ve süs bitkisinin öyküsünden büyüleniyor.

İstanbul Hukuk Fakültesi’nden hocam olan bu üretken yüreği, Mersin-Aksaray-Niğde-Hacıbektaş-Kırşehir aydınlanma konferanslarından sonra Ankara’ya uğurluyoruz. Bartın’da, İstanbul’da etkinliklerde bulunacak. Türk Rönesansı’nı anlatacak, anlatacak, anlatacak, anlatacak!

Strasbourg Üniversitesi’ndeki kürsüsüne dönünceye dek.. Orada da Batılılara insan hakları dersleri verecek! Anadolu Bektaşilerinden, Ahilerinden aldığı ilhamla aydınlanma derslerini sürdürecek.

Tanilli’yi evrensel boyuta ulaştıran kuvvet milli kültürün derinliklerinden fışkırmasıdır. Milli gücü sindiremeyenler, evrensele ulaşamazlar. Bu vasfıyla Tanilli, asırlar boyu yaşayacaktır.

(**) Islığını Derin Çal Yüzyılları Getirsin adlı şiir kitabımdan.