“Milli Yol Partisi Millete Beyanımızdır”

“Milli Yol Partisi Millete Beyanımızdır”

Milli Yol Partisi Kırşehir İl Başkanı Şevket Göçmen:

“Milli Yol Partisi Millete Beyanımızdır”

Cumhur İttifakı bünyesinde bulunan Büyük Birlik Partisi'nin yönetiminde geçmiş dönemlerde görev alan Remzi Çayır başkanlığında Milli Yol isimli yeni parti kuruldu.

Kurucular kurulu üyesi olan ve aynı zamanda Kırşehir İl Başkanı olan Şevket Göçmen, bir açıklama yaptı.

Milli Yol Partisi Kırşehir İl Başkanlığı’nın Yenice Mahallesi, Atatürk Caddesi Garanti Bankası karşısında siyasi faaliyetlerine başlayacağını belirten Başkan Şevket Göçmen, yazılı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Milli Yol Partisi demokratik, hukukun üstünlüğüne inanan, insan hak ve özgürlüğünü insanlığın bir armağanı, doğuştan kazanılan bir hak olarak gören bir harekettir. Adaleti, liyakati hayatın temeli kabul eder. Milliyetçi ve vatansever bir bakış açısına sahiptir ama diğer toplumların aşağılanmasını insanlığın ayrı ve farklı kategorilere tabi tutulmasını reddeder. Gizli ve açık kast sistemini insanlığa hakaret kabul eder. Milletin ortak bir terazisinin olması için siyaset yapılması gerektiğine inanır. Vatanın ve milletin yer altı ve yer üstü kaynaklarının yine milletin tarafından elde edilmesini ve elde edilen hasılanın milletçe adil ve eşit paylaşımını ön görür. Birlik ve beraberliği çok seslilikte arayan, anlayışa sahip bir hareket.

“Üzülerek görmekteyiz ki Türkiye kendi kendini tekrar eden nadir ülkelerden birisidir. Ülkemiz 150 yıldır problemleri, açmazları, sıkıntıları tehir etmekte hatta tekrarlamaktan bıkmamaktadır. Ülkemizde Osmanlının son dönemi dahil olmak üzere kurulan partiler 150 yıldır bir ezber içindedirler.

“Ne acıdır ki iktidarlar değişir, liderler değişir, yıllar değişir, Türk milletinin kaderi değişmemektedir. Her gelen iktidar her kurulan parti millete umut, vermekten hayal kurdurmaktan öte bir fonksiyona sahip olmamıştır. İktidarlar da kurulan partiler de birbirinin kopyası niteliğindedir. 150 yıl önce milletimizin problemleri neyse bugünde aynıdır. Hiçbirisi ne halledilebilmiştir ne de çözümlenmiştir. Tekrarlardan ibaret bir hayat tarzı bu milletin kaderi olamaz.

“Hala milletimizin bir adalet özlemi var, hala milletimizin bir kalkınma ve işsizlik problemi var. Hala milletimizin işini ehline veren bir sisteme ihtiyacı var. Hala milletimiz hayatın pahalı olmadığı,  keyfiliğin günümüzü zehir etmediği bir istikbale ihtiyacı var. Hala milletimizin ortak bir teraziye üstünlüğün hukukuna değil hukukun üstünlüğüne ihtiyacı var. Hala milletimiz, insanın şerefli, milletin bağımsız, devletin hadim (hizmetkâr) olduğu bir düzene ihtiyacı var.

“Gençlerimiz arasında işsizliğin %40’a tırmandığı bir dönem yaşıyoruz. Fakirin daha fakir zenginin daha zengin olduğu bir sistem 150 yıldır hala devam ediyor. Tüketerek büyüdüğünü iddia eden ender bir ülkeyiz. Halbuki akıl sahipleri bilirler ki üretmeden sadece tüketime dayalı bir ekonominin şişirilmiş bir balon olduğu, nihayetinde bir gün patlayacağı gerçeği de karışımızdadır. Bir toplumda ortak terazi yoksa, adalet anlayışı ve adalet terazisi bütün topluma teşmil edilmemişse, orada işsizlik de, yoksulluk da, çaresizlik de, huzursuzluk ve güvensizlik de kaçınılmaz olur. Farklılığı kavga sebebi sayan bir coğrafyada yaşıyoruz. Dünlerimiz ne yazık ki acılarla ve kavgalarla dolu. Konuşmak yerine kavga etmeyi öğrenmişiz

Rengimiz, dilimiz, ailemiz, ırkımız irademizle belirlenmediği halde bunu ne övünç kaynağı ne de utanç kaynağı yapmamalıyız. Övünebileceğimiz tek şey inancımızın ifadesiyle, milletimize ve insanlığa olan faydadadır. Farklılığımızı, geliştirmenin itici gücü yapmalıyız. Dili ve diyaloğu işimizin anahtarı bilmeliyiz. İlkçağ ve Orta Çağ’dan kalan üstünlerin hukuku anlayışını; hukukun üstünlüğü ve herkesin hukuk önünde ayinileştiği bir sistem oluşturmalıyız.

“Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı rasyonel ve verimli kullanarak milletimizin ve insanlığımızın hayatını kolaylaştırmak zorundayız. Yüzde 30’u bulan ekili alanı yüzde 40-45e çıkarırken birim verimliliğini arttırıcı önemler bulmak zorundayız.

“Orman alanlarını ve Türkiye’nin yeşil kuşağa dönüşmesi için Yeşil Alan Projesi’ni uygulamalıyız. Yerleşim bölgelerinin normal hayat akışlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde yeni yeşil alanlar ve projeler için seferberlik uygulanacaktır.  Siyaset kurumu şu anda problem üretim alanıdır. Çözüm üretmekle yükümlü olan siyaset kurumu ne yazık ki yüzyıllardır problem ve sıkıntı doğurmaktan başka fonksiyon icra etmemiştir. Demokrasinin vazgeçilmez organları olan siyasi partilerin işleyişi demokrasiden yoksundur.  Demokrasinin uğramadığı yerlerin başında ne acıdır ki siyasi partiler gelmektedir. Cari siyaset kurumu yöneticiliği, sultanlığı, tek adamlığı ve feodal bir yapıyı ön görmüştür, sonuçları da ortadadır. Siyaset hizmet aracı olmaktan öte, güç devşirme, makam elde etme ve devlet içinde devlet olmayı ön görmüştür.

Türkiye’nin derhal normalleşmesi gerekir. İktidarların kendi sınıfını, kendi gücünü oluşturmadığı; sadece ve sadece millete hizmet ettiği bir alan olmalıdır. İnsan hür ve müstakil yaşarsa hayatı anlamlı olur. Dolayısıyla Türkiye, temel hak ve özgürlüklerini sonuna kadar yaşayan bireylerin yaşadığı bir ülke olmalıdır. Süreli siyaset Türkiye için normalleşmenin aracıdır. Görev süresi ve görev tanımı belli olan bir sistem Türkiye için çözümdür.

“Seçilmiş olsalar dahi seçilmişlerin de görev süreleri belli ve sınırlı olmalıdır. Aksi takdire süresiz siyaset hastalığı saltanat ve keyfilik doğurmaktadır. Özgür birey ve özgür toplum sorunlarımızın çözümüdür. Peygamberimizin veda hutbesi, uluslararası insan hakları evrensel beyannamesi dahil insanlığı da insanı da şerefli ve onurlu yaşatma ameliyesi olan bütün vesikalar bizim için önemlidir.

“Özgür olabilmek için insanca yaşamayı gerektiren ekonomik özgürlük şarttır. Sosyal devletin varlık sebebi de buna hizmet etmektir. Biz Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları, onunla hapishaneyi, siyasi mücadele alanlarını ve hayatı paylaşmış arkadaşları olarak, yarım kalmış hayali, küllerimizden yeniden doğarak, milletimizle buluşturmak istiyoruz.

“Türk milletine sevdalı, farklılığı ve farklı yaşantıyı milli birlik ve beraberlik sebebi sayan milliyetçiler, demokratlar ve adalet sevdalıları olarak Türk milletinin içine düşürüldüğü ve bir türlü çıkarılamadığı kaostan, umutsuzluktan, bezginlikten; umuda ve mutluluğa çıkarmak için yola çıkıyoruz. 

“Bizler her alanda normal olmayan hususları normalleştirmek, partimiz içinde kendi muhalefetini barındıran, gıpta edilen bir parti oluşturmak istiyoruz.

“Demokrasinin tabana inmesi ve geniş kitlelere ulaştırılması için, kendi hak ve hukukunun korunması ve sürdürülmesi için var olan delege sisteminin kaldırılıp üyeler eliyle yönetimlerin belirlenmesi yoluna gidilecektir.

“Hareketimiz, bir partiden öte bir mana taşımaktadır. Bu hareket, aslında ezber bozan, alışagelmiş paradigmaları değiştiren, insani değerleri temel kabul eden, insan yaşamını kutsal sayan, insan hak ve özgürlüklerini vazgeçilmez kabul eden bir anlayışın temsilcisidir.

“Bugün aramızda toplumun her kesiminden insanlar vardır. Var olan partilerden gelen arkadaşlarla birlikte yürüyeceğiz. Dolayısıyla biz bütün Türk milletini kucaklayan bir hareket olacağız.  Milletimizin önüne, sahici, rasyonel onun umutlarını yönetebilen, hayatını kolaylaştıran ve şerefli yaşamasını sağlayan bir iktidar projesi koyacağız. Bu hareket birilerinin değil, Türk milletinin hareketidir.”

“Bu vesile ile en kısa zamanda milletimize hizmet noktasında Kırşehir Milli Yol Partisi İl Başkanlığı Yenice Mahallesi, Atatürk Caddesi Garanti Bankası Karşısı, Kat 1 adresinde siyasi faaliyetlerine başlayacaktır. Tüm halkımıza beyanımızdır.” (HABER: BEYHAN BALLI)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER