Aklımda deli sorular. İnsan Biriktirmek mi, İnsan İzlemek mi?

​Zamanın ruhu artık sadece hızdan ve teknolojiden ibaret değil; asıl değişim, insanın insanla olan imtihanında gizli. Buyuklerimizden hep duyariz. Hani derler ya "Ahir zamandayız" diye; galiba bu tabirin en çok yakıştığı yer, kalabalıklar içinde hissettiğimiz o derin ıssızlık. Sokaklar, caddeler, dijital koridorlar her zamankinden daha kalabalık. Ancak tuhaf bir paradoks var: Etrafta insan çok ama "insanlık" bir o kadar az.

​Bugün dünya, devasa bir illüzyon sahnesine dönüşmüş durumda. Bakıyorsunuz; sözler büyüleyici, tavırlar kusursuz, gülümsemeler tam vaktinde... Ama bir şeyler eksik. O eksik olan şey; samimiyetin o kendine has, bazen pürüzlü ama her zaman sıcak olan dokusu. Şimdilerde "insan olmayı" değil, "insan rolünü oynamayı" iyi bilenlerin alkışlandığı bir çağın figüranlarıyız.

​Eskiden kapılarımızı kilitlemeden uyurduk deriz ya; asıl mesele evimizin kapısı değil, kalbimizin kapısıymış. Şimdilerde o kapıyı ardına kadar açmak, artık bir cömertlik değil, bir risk yönetimi meselesi haline geldi. Çünkü artık kimin dost, kimin sadece iyi bir oyuncu olduğunu anlamak için bir ömür yetmiyor.

​Sevdiğiniz birinin yüzündeki maskenin düştüğü o an, dünyanın en sessiz ama en yıkıcı depremidir. Güvenimiz istismar edilmiştir.

Buna keza, herkese açılan bir kalp, zamanla bir han kapısına döner; gelen geçer, tozu kalır, yükü kalır ama huzuru gider.

​Zaman, vitrini süslü ama içi boş olanların zamanı gibi görünebilir. "Mış gibi" yapanlar, sahte nezaketler ve kurgulanmış hayatlar her zaman daha çok ilgi çekebilir. Ancak unutmamalıyız ki; taklit, aslını yaşatır ama asla onun yerini tutmaz. İnsan taklidi yapanların arasında, o eski usul, eğilip bükülmeyen, olduğu gibi görünen o azınlığa sahip çıkmak zorundayız.

​Şu hayatta en büyük lüks, yanında maskeni çıkarıp kenara koyabildiğin, "Beni yorma, ben zaten böyleyim" diyebildiğin bir insanın varlığıdır.

​Bu yüzden, kalbinizin anahtarını cebinizde taşıyın. Her selam vereni içeri buyur etmeyin. Unutmayın ki; boş bir evi dekore etmek kolaydır ama harabeye dönmüş bir ruhu yeniden inşa etmek yıllar alır. Kapınız gibi kalbinizi de sadece o eşikten geçmeyi hak edenlere saklayın.

​Çünkü bu devirde en büyük devrim, sadece ve sadece "insan" kalabilmektir.