Geçmişten ders almak elbette gerekir.
Geçmişte yaşamış siyasi liderlerin fikirlerini okumak, düşüncelerini anlamak ve tecrübelerinden yararlanmak ve onları saygıyla ve rahmetle yad etmek elbette önemlidir.
Ama bir gerçeği de kabul edelim:
Ebediyete intikal etmiş liderler gelip bu ülkeyi kurtarmayacak.
Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncelerini okuyabiliriz.
Ecevit’in, Türkeş’in, Demirel’in, Erbakan’ın, Muhsin’in fikirlerini öğrenebiliriz.
Peki onların fikirlerini bilmek tek başına yeterli mi?
Hepimiz bir Mustafa Kemal gibi düşünebilir miyiz?
Bir Ecevit gibi mücadele edebilir miyiz?
Bir Türkeş gibi kararlı olabilir miyiz?
Bir Demirel gibi siyaseti okuyabilir, bir Erbakan gibi kendi düşüncemizin arkasında durabilir miyiz?
Bir Muhsin gibi cesur olabilir miyiz?
Asıl mesele işte tam burada başlıyor.
Çünkü biz çoğu zaman geçmişin büyük isimlerini anmakla yetiniyoruz, ancak onların bıraktığı düşünce mirasını yaşamımıza taşımıyoruz.
Atatürk’ü anıyoruz ama aklını ve bilime verdiği değeri yeterince kullanmıyoruz.
Ecevit’i anıyoruz ama dürüstlüğünü ve halktan yana duruşunu yaşatmakta zorlanıyoruz.
Türkeş’i anıyoruz ama mücadele azmini göstermiyoruz.
Demirel’i, Erbakan’ı ve daha nice siyasi lideri konuşuyoruz; fakat onların fikirlerinden bugünün sorunlarını çözmek için ne kadar yararlanıyoruz?
Muhsin’in yiğitliği ile övünüyoruz ama onun gibi yiğitlik göstere biliyor muyuz?
Belki size ters gelecek ama terörist başı bölücü Apo kadar haklı davamıza sahip çıkabiliyor muyuz?
Adam bozuntusu geri adım atmadı, attırdı..!
Taviz vermedi, verdirtti..!
Günümüzün lideri geçinenler haklı davasından çark etti, ancak bölücü baş Apo haksız davasından vazgeçmedi.
Biz geçmişe intikal etmiş gerçek liderlerle övüne duralım elin içerdeki p…çi bizi oyum oyum oynatıyor.
Kusura bakmayın ama mezardakiler gelip bizi kurtarmayacak.
Onlar görevlerini kendi dönemlerinde ellerinden geldiği kadar yaptılar ve sonsuzluğa uğurlandılar.
Ya biz görevlerimizi yapabiliyor muyuz?
Şimdi sıra bizde.
Bu ülkeyi kurtaracak olan; geçmişin isimlerini sürekli tekrarlayanlar değil, onların doğru fikirlerini anlayıp bugünün şartlarında hayata geçirebilecek olanlardır.
Yani yaşayan insanlardır.
Hepimiz işin kolayına kaçıyoruz. Aynı fikirleri taşıyoruz ama birleşemiyoruz.
Aynı duygularla hareket ediyoruz ama bir birimizin ayağına çelme takıyoruz.
Geçmişin kahramanlarıyla övünüyor, onların başarılarıyla kendimizi avutuyoruz.
Oysa asıl soru şu:
Biz bugün ne yapıyoruz?
Bizi kim kurtaracak?
Mezardakiler mi?
Yoksa onların bıraktığı mirastan ders çıkarıp aklını kullanan, sorumluluk alan ve mücadele eden hayattakiler mi?
Cevap çok açık:
Bu ülkeyi ölenler değil, yaşayanlar kurtaracak.
Ama bunun için önce geçmişin isimlerini sürekli anmaktan vazgeçip, onların bize bıraktığı en önemli mirası hatırlamamız gerekiyor:
Oda;
Aklımızı kullanmak.
Sorgulamak.
Çalışmak.
Cesur olmak.
Birlik olmak.
Çünkü bundan sonraki tarihimizi geçmişte yaşayanlar değil;
geçmişten ders çıkararak bugün doğru adımları atanlar yazacaktır.