Avrupa’da sokakta insanlarla bir röportaj yapmışlar.
Önce bir terziye sormuşlar…
Seni Başbakan yapsak ne yaparsın?
Terzi; insanlara tertemiz ve kaliteli kumaşlar giydirerek çok şık olmalarını sağlarım demiş.
Bir çöpçüye sormuşlar…
Çöpçü; çok güzel kanunlar çıkartır etrafı tertemiz yaparım demiş.
Kime ne sordularsa her meslek sahibi kendi mesleği ile ilgili cevaplar vermiş.
Birde yolda yürüyen bir vatandaşa sormuşlar…
Seni Başbakan yapsak ne yaparsın?
O kişi cevap vermiş…
Önce ekonomiyi düzeltirim, Eğitimi düzeltirim, aç insanlara iş verir doyururum.
Yolsuzluğu, hırsızlığı yok eder, sosyal, siyasi hayatı düzene sokarım.
Söyleşiyi yapan şaşırmış!
Belli ki çok kültürlü ve bilgili bir insan.
Sen nerelisin? Demiş.
Bizimkisi cevap vermiş. Türküm.
Bizimkisi haklı.
Ekonomi bozuk olur düzeltiriz. Eğitimde anlarız, askeri konularda üstümüze yoktur.
Sanayinin her türlüsünde, inşaat sektöründe, tarımda, hukukta, elektrik, gaz bilumum her şeyde anlarız.
Mesela; bir inşaat kazısı yapılır hemen koşarız…
Projeyi çizen mühendisten daha iyi anlar, kepçeciye nasıl yapması gerektiğini tarif ederiz.
Hele ki bir boru patladıysa: Ben sana demedim mi hemşerim diye fırçayı da basarız.
Su patlar, sucudan daha iyi anlarız.
Park yapılır, akşama kadar orayı bekler, neyin nereye daha güzel olacağını söyleriz.
Hasta olanlara doktordan daha iyi tedavi yolları gösteririz.
Hatta, hangi hapın, hangi ilacın, hangi bitkinin daha iyi olduğu konusunda üstümüze yoktur.
Trafik kazası olur, kim haklı, trafikçiden daha iyi biliriz.
Siyaset mi?
Bak! Bu konuda üstümüze kimse su dökemez.!
Adam normalde cahilin daniskasıdır. Ama bir şekilde işi rast gidip zengin olmuştur.
Birde bakmışın ki bu adam vekil oluvermiş.
Daha dün dalga geçtiğin kişi birden alim oluvermiş(!)
Her şeyi biliyor(!) insanlar o gelince düğmesini ilikliyor ayağa kalkıyor.
Açılışlar yapıp düğünlerde onur konuğu oluyor.
Hele ki; her söylediği değerli oluyor, mübareğin ağzında bal akıyor.
İşi bilen hiç mi yok? Tabi ki var.
Onunda sorunu…
Ne yaparsa yapsın, yanlış, doğru kendi çevresince alkışlanıyorken, karşı taraf doğru yanlış görmeden basıyor hakareti.
Şehre bir şey yapılmaz basar küfrü. Bir şeyler yapar, olsun yine de mazeret hazırdır.
Oraya yapılır mı? Böyle yapılır mı, insanlar açken siz neyle uğraşıyorsunuz vs. tepkiler diz boyudur.
Velhasıl; Toplum olarak her şeyin en iyisini bilen, her konuda kendisini üstün gören, kendi cenahından başka herkesi cahil gören, bilgili, kültürlü insanlar oluverdik(!)
Karşı taraf ‘’allame’’ dahi olsa öbürü için ‘’cahilin’’ daniskasıdır.
Yani, cahilken birden alim olan toplum olmuşuz(!) haberimiz yok.
Eee! Herkes aynı zekada olunca, cahilliğin ne olduğunu göremiyoruz.
Diyorum ki; Biz toplum olarak iyi bir tedavimi olsak?
Çünkü bu bulgular bizim ‘’ megalomani’’ hastalığına yakalandığımızı gösteriyor.
Gördünüz mü? Ben bile hastalıktan anlar oldum.
Benimde tedavi olmam gerek.
Pardon! ‘’ MEGALOMANİ’’mi nedir?
Kişinin kendisini üstün görmesi. Ayrıcalıklı, her şeyi bilen, her şeyin çözümünü kendinde gören, empati yoksunu, kendisini çok zeki görme, eleştirilmeye kapalı, hastalık adıdır.