Her ne kadar adı cinayet ve yaralama olaylarına karışsa da düşkünlere yardım etmesiyle tanınan Ali Erol, nâmı diğer “Mucurlu Deli Ali” ünlü siyasetçilerle de yakın ilişki kurmuş, kendisini sevdirmiş bir kabadayı idi. Hayranı olduğu Osman Bölükbaşı'nı Kırşehir'i ziyaretlerinde yalnız bırakmayan Ali Erol 1974 yılında bir cinayete kurban gitmişti. 1960'lı yıllara ait resimde Bölükbaşı'nın tam arkasında (bıyıklı olan) Ali Erol, yanında Dursun Yastıman ve Orhan Baycan görülüyorlar
İttihad ve Terakki döneminden iktidarı Demokrat Parti'ye devrettiği 1950 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş yılları dahil Türkiye'nin kaderine hâkim olan CHP elbette Kırşehir'in yakın tarihinde önemli bir yer tutar. 1975 yılında Genel Başkan Bülent Ecevit'in atadığı il yönetim kurulunda görev aldığım CHP ve diğer partiler ekseninde gazeteci olarak yaşadığım ve yakından tanık olduğum 1960-1980 dönemini kapsayan anılarımı ilgiyle okuyacağınızı sanırım.“İSMET PAŞA'NIN TORUNLARI...”
Liseyi bitirdikten sonra Milliyet gazetesinin Kırşehir muhabiri olarak adım attığım gazetecilik mesleğinde en büyük haber kaynağımız DP (Demokrat Parti) iktidarının amansız muhalifi CKMP (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) lideri Osman Bölükbaşı olmuştu. Özellikle Kırşehir'e gelişlerinde şaşaalı bir şekilde karşılanan, Askerlik Şubesi'nin önünden itibaren omuzlarda taşınarak (Omuzlayıcı taifesinin en meşhuru Bağbaşı'lı Ali Bölük'tü ve daha sonra Bölükbaşıcıların hışmına uğrayarak partiden ihraç edildi) şehre giren Bölükbaşı parti binasında ayağının tozuyla yaptığı konuşmalarda özellikle iktidar partisi DP'ye verip veriştirir, tabiî ki kendisini basın mensupları olarak adım adım izleyen bizler (Bizler dediğime bakmayın, zaten topu topu iki kişiydik: Milliyet'in yanı sıra Falih Rıfkı Atay'ın çıkardığı Dünya gazetesinin de muhabiri olan ben ve Cumhuriyet gazetesinin muhabiri Orhan Baycan) Bölükbaşı'nın titizlikle dikte ettirdiği demeçlerini muhalif gazetelere -ki zaten aşağı yukarı bütün gazeteler özellikle son yıllarında DP iktidarına muhalif olmuştu- ulaştırmakta yarışırdık. Yarışırdık, çünkü gazetelerin İstanbul merkezlerine, ya da Ankara bürolarına kolla çevrilerek çalıştırılan manyetolu telefondan haber yazdırmak başlı başına bir çileydi. Postane'ye gider gitmez ilgili memura gazetenin numaralarını vererek telefonla konuşma isteğimizi kaydettirdikten sonra iki kabinin önünde telefonun bağlanmasını bazen bir saatten fazla sabırsızlıkla beklediğimiz olurdu. Yukarı katta görev yapan santral memuru veya memuresinin aşağıdaki görevli memura sinyal vermesiyle sıramızın geldiğini bildirmesi üzerine kabine girer, elimizdeki notlara bakarak haberi yazdırmaya çalışırdık. Telefonla görüşme süresi sınırlıydı; o süreyi aştınız mı sırada başka bekleyenler olduğundan santral görevlisi sık sık araya girer, sürenin bittiğini ve konuşmayı keseceğini söylerdi. Santraldaki memura süreyi uzatması için yalvara yakara haberimizi yazdırmayı güç belâ tamamlardık.
Bölükbaşı bizleri görünce “Gelin bakalım İsmet Paşa'nın torunları...” diye takılarak yanına oturturdu. Şekerci İbrahim'in Çarşı Camii'ne bakan köşe dükkânının üstündeki parti merkezi dışında kardeşi Hacı Bölükbaşı'nın Kayabaşı'ndaki konağında, liseden arkadaşım Rifat Hatunoğlu'nun babası MP İl Başkanı Bekir Hatunoğlu'nun Yenice Mahalle'nin alt başındaki evinde de toplantılar yapan Bölükbaşı'nın geç saatlere kadar süren sohbetlerine doyum olmazdı. Kırşehirlileri Bölükbaşı'nın çevresinde kenetleştiren biraz da DP iktidarının Kırşehir'i ilçe yapması ve yeniden il yaparken de Avanos, Hacıbektaş, Kozaklı'yı elimizden alıp tarihî Kırşehir vilâyetini kanadı kırılmış kuşa çevirmiş olmasından ve Kırşehir halkına yaptığı zulümlerden kaynaklanıyordu. Bölükbaşı sevgisini kırmak için yapılan bu zulümlerden hatırladıklarım koyu Bölükbaşı yanlılarından Eczacı Dündar Anıldı'nın Belediye binasının altında bulunan eczanesinde ilâç saklayıp hastalara yok dediği iddiasıyla Millî Korunma Kanunu'na muhalefetten tutuklanarak cezaevine yollanması, Çürüğün Ziya (Keleş)'nın bakkal dükkânındaki pirinç çuvalına polisin gizlice koyduğu esrarı sözüm ona bulup suçlu duruma sokulmak istenmesi idi.
CHP'YE YÜRÜYÜŞ BAŞLIYOR...
Kırşehir'de Bölükbaşı'nın kurduğu muhalefet cephesi 27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra yavaş yavaş CHP (Cumhuriyet Halk Partisi)'ye kaymaya başladı. 1955 seçiminde Belediye Başkanı olan fizik hocamız Fazıl Yalçın'ın 1957 seçiminde Hayri Çopuroğlu ve Osman Canatan'la birlikte milletvekili seçildiği CKMP'den bir süre sonra istifa edip CHP saflarına katılması CHP'ye yönelmenin başlangıcı olmuş, Bölükbaşı'nın partisinde çıkan hizipleşmeler sonucu Kırşehirli seçmenler yavaş yavaş CHP'nin kapısını çalmaya başlamışlardı. Öyle ki Bölükbaşı taraftarları giderek CHP'nin en sadık mensupları olmuşlardı. Buna bir örnek daha vermek gerekirse 50'li yılların sonlarına kadar koyu bir Bölükbaşı taraftarı olan Avukat Ekrem Ultav'ı gösterebiliriz. Eczacı Adalet Ultav (Güneş)'ın kayınpederi olan, 1964 yılında yayın yoluyla hakaretten dört ay hapis cezasına çarptırıldığım dâvada kendisi gibi Girit kökenli Devlet Hastanesi Baştabibi Dr. Adem Egeli'nin vekâletini üstlenen Ekrem Ultav'ın Bekirkadı Çeşmesi karşısında şimdi apartmanların yükseldiği tek katlı kırmızı boyalı evi gece yarısı iktidardaki DP'lilerin taşlı saldırısına uğrayıp eşi sinir krizleri geçirince soluğu CHP'de alarak huzura kavuşmuş, sonunda bu partinin il yönetimine girmişti.
27 Mayıs cunta rejiminin 1961 yılında oluşturduğu ve Kırşehir'i emekli albay Sadi Erdem'in temsil ettiği Kurucu Meclis'ten sonra parlâmentoya Zonguldak milletvekili olarak dönen ve İsmet İnönü'nün başkanlığındaki koalisyon hükûmetinde Çalışma Bakanlığı'na getirilen Bülent Ecevit'in o tarihe kadar sadece bir kadro kuruluşu olan Çalışma Bakanlığı'nın başlıca konusu işçilerin yakından ilgilendiği bir devlet örgütü haline gelişini sağlaması, 1965'e kadar süren bakanlığı sırasında grev ve lokavt kanunlarını çıkartması, bu arada sendikacılığın düzenli duruma getirilmesi işçi kesimini CHP'ye yöneltmeye yetmişti. Nitekim bu yönelme 1965 seçiminde Kırşehir'de de ilk meyvelerini vermeye başlamış, 1950'den o yana oylarını silme Bölükbaşı'nın gösterdiği adaylara veren, hattâ 1961 seçiminde CHP'nin milletvekili adayı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk açılışında Kırşehir'i temsil etmiş Müfit Hoca'nın oğlu Sahir Kurutluoğlu'nu bile harcayan Kırşehirliler 1965 seçiminde “Millî Bakiye” denilen seçim sisteminin getirdiği artık oylarla parlâmentoya CHP'den de bir milletvekilini, Mucurlu Süleyman Onan'ı göndermeyi başarmak suretiyle MP'nin “tulum” çıkarma, yani parlâmenterliklerin tamamını elde etme tekelini kırmıştı. Bundan sonra da Bülent Ecevit'in başlattığı ve benim de gazetem “Yeni Kırşehir”de “Bülent Ecevit 'Ortanın Solu'nu anlatıyor” başlığı altında tefrika ettiğim “Ortanın Solu” hareketinin daha da güçlenme sürecine girmesiyle CHP'de iktidara yürüyüş hızlanmış, Kıbrıs harekâtını gerçekleştirdikten sonra halkın gözünde daha da yücelen, hattâ kahramanlaşan “Karaoğlan” Ecevit'e iktidarın yolu görünmüştü.
CHP'DEN İKİ MİLLETVEKİLİ, BİR SENATÖR...
Benim CHP'yle yakın ilişkilerim aslında Mustafa Aksoy'un CHP'den Çiçekdağı Belediye Başkanlığı seçilmesiyle başlamıştı. Çalışkanlığına ve memleketseverliğine inandığım Mustafa Aksoy hiçbir karşılık beklemeden gazetemle verdiğim destek sayesinde ilçesi Çiçekdağı'na Belediye Başkanı olmuş, daha sonra milletvekilliğine soyunarak parlâmentoya girmiş, CHP bayrağını Süleyman Onan'dan teslim almıştı.
Yükselişini sürdüren CHP 1973 seçiminden zaferle çıktı. Bu seçimde Kırşehirliler Mustafa Aksoy'un yanına Kamanlı Sait Saylam'ı (Süslü Sait) kattılar. CHP Meclis'te Kırşehir'i iki milletvekiliyle temsil edilir duruma gelmişti. 1975'te atadığı il yönetiminde benim de görev aldığım, ancak kısa bir süre sonra istifa etmek zorunda kaldığım Evecit'in CHP'yi zirveye taşıdığı 1977 seçiminde ise Mustafa Aksoy ön seçimi az farkla kaybedince Kırşehirli seçmen Kamanlı Doğan Güneşli ve Çiçekdağlı Kılıç Sorgucu ile birlikte Cumhuriyet Senatosu'na da CHP İl Başkanı Av. Akıp Aksaç'ı gönderecekti ve Aksaç yakın siyasî tarihimize “Son Kırşehir Senatörü” olarak geçecekti. Bu dönemde üçüncü milletvekilliği için ise piyango Mahmutoğlu ailesinin damadı emekli öğretmen, daha sonra Ankara'da Süleyman Demirel'in kardeşi Hacı Ali Demirel'in sahibi olduğu Yükseliş Koleji'nin müdürlüğüne getirilecek olan Kamanlı Mustafa Eşrefoğlu'na vurmuştu. Böylece CHP oylarının zirveye çıktığı 1977 seçiminde Kırşehir'li seçmenler de CHP ağırlıklı olarak merkezden bir, Kaman'dan iki, Çiçekdağı'ndan bir parlâmenter seçerek oylarını ilçelere dağıtmış oluyorlardı.
İsterseniz 1980'den sonrasını anlatmadan önce filmi yine geriye saralım. 1950'li yılların ikinci yarısında şimdi Murat İş Hanı'nın bulunduğu yerde Ayhan Özdeş'le (Sonradan bankacı olmuş ve Halk Bankası Müdürlüğü de yapmıştı) ortaklaşa taş atölyesi kuran ve Kırşehir'de taşçılığın gelişmesine büyük katkıları olan Orhan Baycan Bölükbaşı'nın partisi MP'de siyasete atılmış, 1964 yerel seçiminde Belediye Meclisi'ne seçilmiş ve Belediye Başkanı Ziya Kılıçözlü'nün 2 Haziran 1968'de mahallî seçimlerle birlikte yapılacak olan kısmî Senato seçiminde senatör adayı olmak için başkanlıktan istifa etmesi üzerine Belediye Başkan Vekilliğini üstlenmişti. Bu görev Baycan'a 1973 seçimlerinde CHP'den iki dönem üst üste Belediye Başkanı seçilmesinin kapısını açacaktı. Baycan'ın istifayla noktalanan MP'deki siyasî macerası ve bu partide yaşanan, en sonunda yönetimi Defterdar Suphi Özkaya'ya verilen Belediye'deki Başkan Vekilliği mücadelesi başlı başına bir yazı konusudur ve ileride anlatabilirsem her halde ilgiyle okunacaktır.
MUCURLU DELİ ALİ'NİN BÖLÜKBAŞI'YA TELGRAFI: “BURASI TIMARHANE Mİ?”
2 Haziran 1968 yerel seçimleri yaklaşırken Bölükbaşı'nın partisi MP için için kaynamaya başlamıştı. 28 Nisan'da yapılan ön seçimlerde Kırşehir Belediye Başkanlığı için Belediye Başkan Vekili Orhan Baycan ile Cahit Obruk'un eniştesi Ziraat Yüksek Mühendisi Lütfi Erbaş çarpışmış, ön seçimi 37 oyla Lütfi Erbaş kazanırken Orhan Baycan 17 oy toplayabilmişti. Baycan bu arada “Mehlika” adını koyduğu dördüncü kız babası olmanın mutluluğunu da yaşamıştı.
Yöneticilerin gösterdiği adayları teşkilât tasvip etmeyince MP'deki kaynaşma doruğa çıkmıştı. Yöneticilerin tekelci tutumuna karşı çıkan Şoförler ve Otomobilciler Derneği'nin (ismi sonradan odayaü çevrildi) ünlü başkanı, hâlâ “Deli Ali Mahallesi” diye anılan Kervansaray Mahallesi'nin gecekondularla temellerini atan, 1975'te “Asker Mehmet”in işlettiği “Doğu Restoran”da öldürülen “Mucurlu Deli Ali” namıyla maruf MP (Millet Partisi)'li Ali Erol hayranı olduğu Genel Başkan Osman Bölükbaşı'ya çektiği telgrafta ön seçimi kastederek “Bu deneme bizlerin çilelerini doldurdu. Para ile oy toplandı. Senin tâbirince saz aynı saz, eller değişmedi. İl Başkanı Bekir Hatunoğlu'nun Belediye Meclisi'ne getireceği adamları gör. Burası tımarhane mi? Kırşehir'de dâvayı kaybettiniz” demişti. Nitekim MP dâvayı kaybetmiş, MP ve AP dışında aday göstermeyen CHP başta olmak üzere diğer partilerin ittifakı sonucu bağımsız aday olan Kemal Hotomaroğlu seçimi kazanarak Belediye Başkanlığı koltuğuna oturmuştu. Seçimde Belediye Başkan adayları arasında oylar şöyle dağılmıştı: Lütfi Erbaş (MP) 1298, İsmet Esensoy (AP) 227, MP adayına karşı diğer MP ve AP dışındaki CHP başta olmak üzere diğer partilerin desteklediği Kemal Hotomaroğlu 1663, bağımsızlar Orhan Baycan 925, Vehbi Demir (Milletvekili olan Fazıl Yalçın'ın yerine yine MP'den seçilmiş, 27 Mayıs 1960 darbesiyle görevden alınmış eski Belediye Başkanı) 1486, Sabri Ertuş 13, Sabri Köftürcü 60.
Böylece Bölükbaşı cephesinin Belediye'deki hükümranlığı son bulmuştu; ancak Belediye Meclisi üyeliklerinde de MP en çok oyu almasına rağmen üye sayısında çoğunluğu sağlayamamış, 25 üyelikten ancak 11'ini kazanabilmişti. Meclis'e CHP 8, Demirel'in partisi AP (Adalet Partisi) 4, Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu'nun partisi GP (Güven Partisi) de 2 üye sokmayı başarmışlardı. Yerel seçimlerin bir yıl ertelenmesiyle beş yıl (O dönemde yerel seçimler dört yılda bir yapılıyordu) süreyle görev yapacak olan bağımsız Belediye Başkanı Kemal Hotomaroğlu Belediye Meclisi'nde MP'li üyelere karşı cephe alan, başka deyişle bir çeşit koalisyon oluşturan üç partinin 14 üyesiyle MP'lilerin (En ateşlileri Etem Cihan ve Şükrü Seçilmiş idi) sert muhalefetini göğüsleyerek mahallî seçimlerin genel seçimlerle birleştirilip bir yıl sonraya ertelenmesi üzerine beş yıl görevde kalacaktı. Hotomaroğlu'nun Belediye Meclisi hâlen belki bir-ikisi hayatta olan şu üyelerden oluşmuştu:
MP: Muhittin Seyfeli, Etem Cihan, Rifat Akbayır, Muharrem Orhan, Erol Alkan, Zeynel Ediş, Vahit Üzümcü, H. Ömer Türkmenoğlu, Şükrü Seçilmiş, Kemal Sırma, Hasan Can.
CHP: Erhan Çetin, Rahmi Erdem, Muharrem Özdemir, Nazmi Baktır, Mehmet Durak, Mahmut Dulkadir, Mehmet Ali Türk, Hıfzı Arıdoğan.
AP: Nihat Taşkın, Faik Selâmoğlu, Hüseyin Aktaş, Fehmi Göktürk.
GP: Mehmet Zorlu, Ahmet Mızrak.
BAYCAN SON ROLÜNÜ OYNUYOR...
MP adayına karşı bağımsız aday olması Orhan Baycan'ın MP'yle iplerini koparmıştı. 1973 seçimlerinin üzerine 12 Mart 1971 askerî muhtırasının gölgesi düşmüş, solcu anarşistlerin karargâhı olarak gösterilen CHP Belediye Başkan adayı bulmakta zorlanmaya başlamıştı. Bu sırada CHP'lilerin aklına Orhan Baycan geldi. Baycan Belediye Başkan Vekilliği yapmıştı, bu işte az-çok deneyimli sayılırdı. Halka da yakın bir isimdi. MP'den istifa etmesine rağmen MP'lilerin oylarını CHP'ye çekebilirdi. Aday işte hazırdı ve sağ-sol çatışmalarının giderek yoğunlaştığı o günlerde ondan iyi aday bulunamazdı.
Ve seçimler yaklaşırken Orhan Baycan CHP'nin yaptığı davete koşa icabet etti. Terme Caddesi, Hukukçular Apartmanı'ndaki evimde Mustafa Aksoy ve Yaşar Yükselen'in de hazır bulundukları toplantıda üyelik beyannamesini imzalayıp resmen CHP'li olan Orhan Baycan siyasete artık CHP çatısı altında devam edecek, 1973'te ve 1977'de iki dönem üst üste Belediye Başkanı seçilerek bu tercihinin semeresini görecekti. Ne yazık ki 12 Eylûl 1980 darbesiyle biz gazetecilerin imar ve yol çalışmalarından dolayı “Köstebek Orhan” lâkabını taktığı Orhan Baycan'a Belediye'nin kapıları kapanacaktı. Askerî yönetim partili belediye başkanlarına “Ya belediye, ya parti” restini çekince Baycan Belediye yerine partiyi tercih etmekle siyasî yaşamının en büyük hatasını yapmıştı, çünkü tercih ettiği CHP bir daha ona Belediye Başkanı olma fırsatını tanımayarak vefasızlıklarına bir yenisini daha ekleyecekti. O da başkanlığı döneminde eski bir MP'li sadakatiyle hizmet ettiği CHP'den umudunu kesmiş, eski genel başkanı Ecevit'in partisi DSP (Demokratik Sol Parti)'ye gidip CHP binasının karşı köşesindeki il merkezinde siyasî çalışmalarını sürdürmüşse de başarılı olamamıştı.
[caption id="attachment_12263" align="alignnone" width="650"]
Her ne kadar adı cinayet ve yaralama olaylarına karışsa da düşkünlere yardım etmesiyle tanınan Ali Erol, nâmı diğer “Mucurlu Deli Ali” ünlü siyasetçilerle de yakın ilişki kurmuş, kendisini sevdirmiş bir kabadayı idi. Hayranı olduğu Osman Bölükbaşı'nı Kırşehir'i ziyaretlerinde yalnız bırakmayan Ali Erol 1974 yılında bir cinayete kurban gitmişti. 1960'lı yıllara ait resimde Bölükbaşı'nın tam arkasında (bıyıklı olan) Ali Erol, yanında Dursun Yastıman ve Orhan Baycan görülüyorlar[/caption]