Her toplumun bireyleri muhakkak,sorunlarıyla ilgili çözümler arar.

Bireysel veya toplumsal sorunlara çözüm için ‘’nedeni’’ ( niçin) bilmez isek ‘’ nasıla’’ hiçbirzaman ulaşamayız.

Bizim toplum olarak asıl sorunumuz tamda burası.

‘’ Nedeni’’ bilmeyen toplum ‘’nasıla’’ ulaşamadığı gibi güdülmeyede her daim müsaittir.

Ispanya kralının ‘’ Şu üç şeyle bu toplumu beş yıl hiç isyan ettirmeden yönettim’’ dediği gibi.

Nedir denildiğinde…

‘’ piyango,fuhuş ve futbol’u serbest ettim’’

( Biz futbolun spor olduğunu çoktan unuttuk)

Kralın bu serbestliği ‘’neden’’ verdiğini düşünmezsek,kölelik mubahtır.

Neden ve niçine örnek verecek olursak…

İnsanların yaşamını sürdürmesi için ,yemesi,giyinmesi,barınması mecburidir.

Biz buna ‘’ beka’’ iç güdüsü diyoruz .

Ör; Hayatımızı idame ettirebilmek için;Bize ekmek lazım.Ekmek için un lazım, un için buğday lazım. ‘’Bu kısım ‘’ nedeni’’ oluşturuyor.

Bu durumda ne yapmalıyız?‘’Nasıl’’ olacak?

Önce tarlayı bulacağız.Sonra buğdayı bulup ekeceğiz.

Buğday büyüyüp olgunlaştığında ve kuruduğunda, toplayıp değirmene götürüp üğüteceğiz.

Un yapıp hamuru yoğuracağız ve ateşte pişirip ekmeğimizi ortaya çakartarak sorunumuzu çözeceğiz.

Dünyadaki bütün toplumların,ideolojilerin, ortaya çıkan sorunları çözmesi için mecbur oldukları metot budur.

Yani, ‘’Neden’’ önemli olduğu gibi, toplumların gelişmesi için ‘’ nasıl’’ daha önemli.

Biz toplum olarak nedenler üzerinde bağırıp çağırırken,kendimize görede nasıllar üretiyoruz.

Ama ‘’nasılın’’ nasıl olacağını içerik olarak bilmiyoruz.

Bir kişi Belediye Başkanı olmak için aday olur. Neden olduğunu kağıt üzerindeki afaki projelerle anlatır.

Tabiki bu sunum o kişinin belkide çok samimi olduğunuda gösterebilir.

Ama içerdeki gelir gider durumunu bilmez ve seçilir.

Bulunduğu vaatler milyarları gerektirirken, gelirlerin çok aşağılarda olduğunu görür.

Halk verilen sözlerin yapılmasını bekler ama yarısı dahi zor yapılmış.

Başkan halk gözünde sahtekardır ama yapacağı birşeyde yoktur.

Oysa, her iki kesimde kendine göre haklıdır.

Çünkü; iki tarafta ‘’nasıl’’ı bilmiyor.

Başkan işin içine girince yapılan vaatlerin hayal olacağını görüyor ve yapamamakla haklı.

Halk ise ‘’nasılı’’ bilmeyip hakaretler ettiği için haksız.

Bu durumda yapılan vaatler dikkatli ve gerçekçi şekilde olmalı.

Halkta buna göre itidallı davranmalı.

Bizim ülkemizde malisef ‘’nasılı’’ düşünmeden vaatler ortalıkta yüzdüğü için,halkta buna inandığından dolayı,birbirimizi yemeye yetiyor.

Yani…!

Nefis taşıyan her birey ‘’neden’’leri az çok bilir.

Asıl mesele ‘’nasıl’’ olacağı üzerinde kafa yorarsak,belki kardeşler,dostlar ve birbirimize karşı saygı gösterbiliriz.

Ancak şurası kesinki…

Eğer ‘’ neden’’leri bilir ve kendimizi bu konuda üst seviyelere getirirsek ve ‘’nasılı’’ çözemessek,bunun sonu kargaşa olduğu gibi…

Dine mensup üst düzey araştırmacı kişilerin bazılarında ve ideolojilerde sonu kesinlikle sapıtmak ve davayı rölantıya almak olur.

Çok hızlı ve heyecanlı başladığımız bir işin ‘’nedenini’’ düşünüp birbirimize heyecanla anlatırken…

Bilgi birikiminde derya olsak bile ‘’ nasılı’’ yani bir model,metodu bulamıyor ve üretemiyorsak,işimiz her daim zor olur.

Nedeni zar zor buluyoruz,nasılı bulamıyoruz.

Entel’likten kurtulup,entellektüel olamıyoruz.

Etkili olabilmek için yetkin olamıyoruz.

Yani; Tek kelimeyle, paradigmalar iflas etmiş farkında değiliz.