BİZ Türk Milleti çok safınız maalesef. Herkesi dost görüyoruz! Kırşehir’de yaşayan bizler çevremizde, ülkemizde, dünyada olup bitenleri saf saf seyrediyoruz.
BİZ Türk Milleti çok safınız maalesef. Herkesi dost görüyoruz!Kırşehir’de yaşayan bizler çevremizde, ülkemizde, dünyada olup bitenleri saf saf seyrediyoruz. Adeta kaderimize razıymış gibi…
Kırşehir’de dostlarımla, arkadaşlarımla yaşanan bu tabloyu konuşuyor, yorumluyoruz. Ancak elimizden hiçbir şey gelmiyor ne yazık ki…
Kırşehir’deki saf ve temiz insanların pek çoğunun bütün bu olup bitenlerden, çevrilen dolaplardan, oynanan senaryolardan habersiz. Gerçi haberleri olsa ne yazar ki!
Soygunculuğun çok çeşitleri vardır, aldatarak soymak, tavlayarak yani met ederek soyma, buna şişirmecilikte diyebilirsiniz.
Koruma pozisyonuna girer gibi yaparak soyma. Aklınıza ne gelirse gelsin bunun tasvip edilir tarafı olamaz, fakat yasal ve kibar bir soygunculuk var ki akıllara zarar.
Lobicilik buda sadece Ami’ye has onun patentinde olan bir uygulama. Methiye komisyonculuğu, bir nevi kibar soygunculuk, soyan razı soyulan razı, bu aynı başkasına akıl veren ve kendi parasını çöp bidonunun yanına koyan profesörümüzün parasını alanlar gibi bir şey.
Şimdi bunlara dolandırıcı demeyi vicdan pek kabullenemiyor, çünkü hocamız parasını gönül rızası ve eliyle teslim etti, yiyene helal olsun. Benim bahsettiğim lobi soygunculuğu çok ayrı bir şey. Bir nevi özel dalkavukçuluk gibi bir sanat. Otel lobiciliği, kulis lobiciliği gibi bir nevi içli dışlı paralı samimiyet. Fakat bu samimiyet hep çıkar üzerine faaliyetlerini sürdürür.
Ülkeyi iyi tanıtma, siyasi kararlarda lehine oy kullandırma veya ülkeyi dünyaya iyi tanıtma gibi bir sürü faaliyetleri içerisine alan bir organize. Yani bir nevi siyasi baskı kurumu.
Bir devlet 60 milyon dolar verecek ağzı laf yapan birine o da o devleti met edecek ve Amerika’da o devletin haklarını savunacak, bunu da anlamaktan insan zorlanıyor. Bazı Avrupa ülkelerinin de lobicilik yaptırdığı görülüyor. Fakat onlar yüklüce para vereceğini zannetmiyorum. Zaten Avrupalının kime yardım yaptığı veya para verdiği görülmüştür, çıkarı haricinde.
Yıllardır Türkiye’nin başına sarılan bela Ermeni katliamı safsatası. Aynı zamanda Coni ’ye bir gelir kaynağı. Bir haber uçurulur Okyanus ötesi, aman Amerikan parlamentosunda Ermeni katliamı hakkında oylama yapılacak, parlamentoda bazı üyeler aleyhte oy kullanacak, bunları önlemek için yemlemek lazım! Çok acele edelim, bir torba altın gönderin. Haydi, paralar bavula! Oylama işi engellenecek.
Esasında bu bir soygun tuzağı fakat bu işte nemalanan Türk kökenlilerde var, zamanında kapağı yeni kıtaya atmış selefe de geçinen kimseler, bir nevi düşünen ve akıllı asalaklar. Yahudiler bu organizenin tam ortasında ve de organize edenlerde onlar. Kim daha çok para verirse onun düdüğünü öttürür. Türkiye’yi devamlı köşeye sıkıştırma aracı olarak kullanılan katliam senaryosunun biteceği falan yok, yani bitirip de süt veren ineğin ayağını mı kırarsın.
Yıllardır bu hikâye devam eder gider, biteceği falanda yok. Adamlar akıllı elli senenin ötesinde gelecek avın tuzağını kuruyor.
Şunu da hatırlatmak isterim, Coni Türkiye’nin Birinci Dünya Harbinden sonra, yani Lozan antlaşmasıyla çizilen Türkiye sınırlarını hala tanımıyor, neden tanımıyor? Adam tanısında gelecek haracın musluğunu mu kapatsın. Bu devlet bizim müttefikimiz ha, nasıl müttefiklikse.
Coni’ye Türkiye’den başka haraç veren devlet var mıdır bilmiyorum. Belki de vardır Coni her fırsatı değerlendirmesini çok iyi bilir. Silah tüccarı, silah satacağı ülkenin önce komşularıyla arasını bozar ve başlar pazarlığa. Filanca komşun seni dövecek sana sopa vereyim hazırlıklı ol der ve bekler. Karşıdan talep gelir, fakat bizim dost yan çizer. Eh ben sopayı size vereceğim ama komisyon müsaade etmiyor, bunların gönlünü görmek gerek.
Peki, nasıl görülecek hemen aracılar araya sızar başlar pazarlık! Paralar gider yerlerine ulaşır ve problem bir müddet çözülmüş olur!
Amerika’nın Başkanı da lobicilikle kendini daha iyi tanıtmaya çalışır. Hatta seçimlerde kazanma ihtimalini kuvvetlendirmek için hatırı sayılır paralar öderler. Bu paraların büyük kısmını bazı uluslararası ve hatta uluslar üstü kurumlar üstlenir. Bunlar genellikle silah üreten firmalardır. Bazen sağlık sektörü de bu işe karışır, yani ilaç ve aşı üreticileri.
İşte esas mekanizmanın püf noktası burasıdır. Amerika silah fabrikalarının dışarıya satılacak silahların güya senatoda onaylanmasa mümkün olamayacağını yayar ve pusuya yatar. Amerikan hükümetinin etkisi altında kaldığı lobi kurulusu İsrail lobisidir. Lobi faaliyetleriyle kendisinin yapamadığı uluslararası operasyonları Amerika’ya yaptırır ve fazla bir para da ödemez. Çünkü Parlamento ve Temsilciler Meclisi’ne yeteri kadar Yahudi üyeyi sokar. Her seçimden sonra yeteri kadar Yahudi veya Yahudi sempatizanını meclise sokmayı başardığı için zaten baştan bir sıfır galip başlar pazarlığa. Bu senaryo böyle devam eder gider, kazığın ucu da karşıya gider.