Bazen sessiz bir mücadele, bazen ise dimdik bir duruş sergilemektir kadın olmak.

Kırşehir küçük olabilir. Sokakları tanıdık, yüzleri bilindik… Ama o sokaklardan her gün güçlü kadınlar geçer. Sabahın erken saatinde işine yetişen, evladını okula bırakan, evine omuz veren, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan kadınlar…

Kırşehir’de kadın olmak;
Görünenden daha fazlası olmaktır.
Susarken bile güçlü kalabilmektir.
Düştüğünde kimseye belli etmeden ayağa kalkabilmektir.

Bu şehirde kadınlar sadece ev kurmaz; hayat kurar.
Sadece çocuk büyütmez; umut büyütür.
Sadece çalışmaz; Gençlere örnek olur.

Ancak bir gerçek var ki görmezden gelinemeyecek kadar ağır…
Kadınlar hâlâ şiddete maruz kalıyor. Hâlâ hayattan koparılıyor. Hâlâ en temel hakları olan yaşama hakkı için mücadele etmek zorunda bırakılıyor.

8 Mart sadece bir takvim günü değildir. Bir çiçekle, bir akşam yemeğiyle geçiştirilecek bir tarih hiç değildir. Elbette incelik, kıymetlidir. Ama kadınlar sadece bir gün hatırlanmak değil; her gün saygı görmek ister. Sadece kutlanmak değil; korunmak ister. Sevilmek, değer görmek, özgürce yaşamak ister.

Bugün; emeği görünmeyen kadınları hatırlama günü.
Bugün; cesareti alkışlanmayan kadınları fark etme günü.
Bugün; “yapamaz” denilen her şeye rağmen en iyisini başaran kadınları selamlama günü.

Ve aynı zamanda bugün; şiddete kurban verdiğimiz kadınları anma, onların sesini unutmama günü.

Biz kadınlar…
Belki her gün alkışlanmıyoruz.
Belki çoğu zaman görünmüyoruz.
Ama bizler hep varız. Üretiyoruz. Dayanıyoruz. Değiştiriyoruz.

Kadın olmak zorluk değildir; güçtür.
Yük değildir; değerdir.
Sessizlik değildir; derin bir direniştir.

8 Mart, yalnızca bir kutlama değil; bir farkındalık, bir vicdan, bir sorumluluk günüdür. Kadınların öldürülmediği, susturulmadığı, korkmadan yaşayabildiği bir ülke umuduyla…

Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Sadece bugün değil, her gün değerli olduğumuzu hatırlayarak… Sevgiyle.