ASIM ATABEY - MİLLÎ AĞAÇLANDIRMA GÜNÜ

ASIM ATABEY - MİLLÎ AĞAÇLANDIRMA GÜNÜ

İlkini 2019 yılı on bir Kasımında, ikincisini 2020 yılı on bir Kasımında kutladık. Özlemini duyduğumuz MİLLÎ AĞAÇLANDIRMA SEFERBERLİĞİ başlatıldı. Devam ediyor. Bu seferberliğe emek veren, destek veren herkese sonsuz teşekkürler ediyorum. 
Bundan böyle, her on bir Kasımlarda artan heyecan ve artan şevkle devamını cani yürekten bekliyorum. Bu çalışma sadece öğretmenleri ve öğrencileriyle değil, imamlarda cami cemaatiyle, kahvehane işletenler de müşterileriyle birlikte katılmalıdırlar. Sendikalar, dernekler, vakıflar üyeleriyle katılmalıdırlar. Göreceksiniz on yıl sonra, Türkiye’mizin geldiği orman güzelliğini göreceğiz. Sevineceğiz. Onurlanacağız. Gururlanacağız.
Önemli bir husus, fidanlar tam da Orta Anadolu’da bu ayda, yani Ekim, Kasım ayında dikmek gerekir. Nedeni ise, bizim bölgemiz kurak bir bölgedir. Ekim, Kasım ayları yağmur yağışlarının, Aralık, Ocak, Şubat ayları, kar yağışlarının görüldüğü aylardır. Fidanı Kasım ayında diktiğimiz zaman, üzerine de yağmur, daha sonra da kar yağdığı zaman, fidanlar için çok iyi olur. Fidanların kuruyanı hiç olmaz. Bildiğiniz gibi, fidanı dikebilmek için toprağı kazmak gerekir. Sonra fidanı dikersin. Eğer yağış olmazsa fidanın toprağı, ana toprakla kavuşmaz. Toprak kavrulur. Fidan hava alır. Sonra fidan kurur. Ama yağış alırsa toprak, ana toprakla öpüşür. Hava alma olayı ortadan kalkar. Fidan da bahar gelmesiyle yeşermeye başlar.
Bahar aylarında dikilen fidanlar, yağış durumuna göre tutma olayı sınırlı olur. Çok fidan kurur. Ancak sulanabilir alanlara dikildiği zaman fidanlar tutar. Su istediği zaman, fidanlar sulanır. Sulanan fidanlar tutar. Özellikle bu işlem bahçelerde daha sağlıklı olur. Kıraç alanlarda baharda dikilen fidanlar, pek verimli olmaz. Çoğu toprağın ilk nemiyle yeşerir. Sonra sulanmadığı, sulanamayacağı için fidan kurur.
Ben mi! Her yıl Ekim ayının sonlarında, ya da Kasım ayı içinde, kıraç alanlara çekirdek tohumlardan dikerim. Pazardan badem, zerdali, ceviz çekirdekleri alırım. Çalışırım. Bir bel ağzı toprağı kazarım. Çekirdeği burnu yukarı gelecek şekilde korum. Üzerini kazdığım toprakla kapatırım. Üzerine şöyle bir yumuşak şekilde çiğnerim. Bahar geldiğinde Nisan sonlarında, Mayıs başlarında giderim. Bakarım ki ne kadar çekirdek dikmişsem hepsi çıkmış. Temmuz ayına doğru giderim. Yeni çıkmış fidanlarımın etrafındaki yabanı otları kazarım. Etrafını havuz yaparım.
Laf olsun diye söylediğimi sanmayın. Şimdi Kırşehir’in ÖZBAĞ’INDA dört dönüm kadar problemli yerim var. Biz burada üzüm bağı yetiştirdik. 1950 yılından beri kullanırız. Üzümünü yedik. Bağlar hastalandı. Omcalar kurudu. Yirmi seneden beri de ben burada badem yetiştirmeye çalıştım. İçinde bin tane badem fidanım var. Şimdilerde ağaç oldular. Ancak yerimde hazine toprağı var. Tapusu yok. Tapu alabilmek için beş sene uğraştım. Keşif yaptırdım. Ecri misil parası ödedim. Sudan sebeplerle hazineyi bana satmadılar. İmar affı çıkarıldığı, yasası çıkarıldığı halde, şahıslar tarafından kullanılan hazine arazileri sahiplerine satıldığı halde, bana bademlerimin arazisini satmadılar. Beş yıl Kırşehir Kadastro Müdürlüğüne gittim. Geldim. Aslında satın almak istediğim yer, dağın başında. Kasabaya iki kilometre uzakta, Sadece bin beş yüz metre kare. Yani bir buçuk dönüm kadar. Beş yıl sonra, bir yazıyla burasını bana satamayacaklarını bildirdiler. Bu konuda çok söyleyeceklerim var. Şimdilik susuyorum. Belki bir gün, bu konuda düşündüklerimi yazarım. Hele bir yetkili sorarsa, ona anlatırım.
Kırıkkale’de de dört dönüm yere badem çekirdekleri diktim. Fidan oldular. Şahitleri Şeker Dede ile rahmetli Doğan Kandemir ile Şeker Dede. İl Gazetesi’nde şiirleri yayınlanır. Şeker Dede’nin şiirlerini okumalısınız. Siz de beğeneceksiniz.

ASIM ATABEY

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER