Edep; insanın iyi huylara sahip olması, söz ve davranışlarında ölçülü, terbiye ve görgü kurallarına uygun davranması, kısaca güzel ahlak sahibi olmasıdır. Haya, zarafet, saygı ve haddini bilme temeline dayanan edep, toplumsal huzurun anahtarıdır. Edep, güzel ahlakın hayata yansımasıdır. Hz. Mevlana; “Edepli edebinden susar, edepsizde ben susturdum zanneder.” Der. Hz. Mevlana’nın yüzyıllar önce söylediği şaheser sözler, asırlar geçse de insanlığa ışık tutmaya devam ediyor. Edep, nefsi kontrol altında tutmaktır. İnsan nefsine uymazsa huzur olur, sevgi olur, uyum olur, barış olur, gülen yüzler olur. Edepli insan vicdan sahibidir, fakiri yoksulu görür, güldürür. Adaleti tutup kaldırır. Hz. Mevlana diyor ki; “İnsanın ilim ve edebi en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz. Edep Hak yolcusunun en kıymetli varlığıdır. İnsan hem dindar hem de kaba geçimsiz ve nezaketsiz olamaz. Zira Yüce İslam’ın ruhu itibariyle özü itikatta tevhid, amelde ise edep, istikamet ve merhamettir.” Demiştir.

Cenab-ı Allah, İsra Suresinin 23. Ayetinde; “Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan bir veya ikisi senin yanında yaşarlarsa onlara of bile deme ! Onları azarlama ! İkisine de gönül alıcı sözler söyle.” Aynı surenin 26. Ayetinde ise; “Akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yerede saçıp savurma.” Buyuruyor. İsra suresinin 29. Ayetinde ise Cenab-ı Hak cimleri ve müsrifleri yeriyor ve buyuruyor ki; “Eli sıkı olma, ölçüsüz eli açık da olma; sonra kınanacak kendi kendine hayıflanacak duruma düşersin.” O halde ölçülü olmak zorundayız. Cenab-ı Hak bizi veciz bir biçimde uyarmıştır. Peygamberimiz ise bir hadis-i şeriflerinde; “Müslüman cömerttir ikram etmeyi sever, merhametlidir, affediciliği sever. Allah güzeldir, güzel olanı sever. Temizdir, temizliği sever. Kerim’dir, kerem’i sever. Cömerttir, cömertliği sever.” Buyurmuştur. Yine Peygamberimiz; “İyilik edin, yaptığınızı güzel yapın. Çünkü Allah iyilik edenleri ve işini güzel yapanları sever.” Buyurmuştur. Yine peygamberimiz; “Üç şey vardır, bunlar kimde bulunursa Allah o’nun üzerine himayesini açar ve o’nu cennete koyar; 1-Zayıflara şefkatle muamele, anne ve babaya şefkatli davranma. 2-Köleleri koruma, açı doyurma, 3-Hastayı ziyaret etme.” Buyurmuştur. Müslümanlar 19. Asrın ikinci yarısına kadar bu kurallara uymuşlar, sonra batı medeniyetini (Medeniyet değil deniyettir.) metaa sanarak batının sadece ilmini değil ahlaksızlığını da almışlar, benliklerini yitirmişler, özgürlüklerini kaybetmişler, Siyonistlerin esiri olmuşlardır. Selam ve sevgilerimle