Turizm penceresinden baktığımızda, 13. ve 14. yüzyıllarda Kırşehir; bağları ve bahçeleriyle tanındığı için “Gül Şehri” olarak anılmaktadır. Ahmedi Gülşehri de ismini, gönül verdiği bu şehirden almıştır. Asıl isminin Süleyman olduğu düşünülse de o, mahlasını yaşadığı topraklardan seçmiştir. Şimdinin Kırşehir’i, o zamanın Gül Şehri...

Gülşehri, Türkçenin Anadolu’daki öncüsüdür. Türkçenin Anadolu’da edebiyat ve kültür dili olarak kabul görmesi için mücadele etmiştir. Türkçenin diğer diller kadar zarif ve derin bir dil olduğunu anlatmak için eserler ortaya koyan bir dil devrimcisidir. Mantıku’t-Tayr, Türkçeye kazandırılmış en önemli eserlerden biridir. Feridüddin Attar'dan çevirdiği sanılan eseri aslında yeniden inşa etmiştir. Bu eserde Türk halkının anlayacağı deyim, atasözü ve hikâyelere yer vermiştir. Mesnevi'den ve Kuran'dan aldığı örnekleri Türkçe kalıplara dökerek halkın tasavvufu ana diliyle öğrenmesini sağlamıştır.

Gülşehri eserinde Ahi Evran’a olan derin hürmetini ve bağlılığını, orijinal metne eklediği 160’tan fazla beyitle taçlandırmıştır. O, tasavvufun soyut dünyasını Kırşehir’in kalbindeki Ahilik felsefesiyle birleştirerek; dürüstlüğü, cömertliği ve kardeşliği Anadolu insanının yaşam rehberi haline getirmiştir. Kırşehir’in yalnızca bir yerleşim yerinden ibaret olmadığını, kültürel değerlerin merkezi olduğunu kanıtlamak istemiştir. Gülşehri sadece Kırşehir topraklarına değil, ismine ve diline de sahip çıkan bir bilgedir. Kırşehir, onun sayesinde Türkçenin merkezi olarak anılmaktadır. Yabancı kaynaklarda "düşünce mühendisi" olarak tasvir edilen Gülşehri, Kırşehir’de kurduğu zaviyesinde sadece tasavvuf değil; matematik, fıkıh ve astronomi gibi dersler de vermiştir.

Kırşehir’i gezmek aslında Türk dilinin kökenine yapılan bir gezidir. Kırşehir’in sahip olduğu en önemli kimliklerinden biridir Gülşehri ve çalışmaları. Bir şehir yalnızca tarihi yapıtları ve doğal varlıklarıyla değil, somut olmayan kültürel miraslarıyla da turizm dünyasında kendine yer bulur. Kırşehir her yapıtıyla, her eseriyle kültürel miras olarak güçlü izler taşıyan ve sahip çıkılması gereken bir şehirdir. Bir şehri korumak önce onu tanımakla başlar. Bu yüzden Kırşehir turizmini geliştirmek, sadece yapıları restore etmek değil; Gülşehri’nin Türkçesini ve Ahi Evran’ın cömertliğini misafirlerimize hissettirebilmektir. Şehrimizin bu eşsiz ruhunu tanıyıp doğru anlattığımızda, Kırşehir sadece bir durak değil, herkesin hayranlıkla döneceği bir cazibe merkezi olacaktır. Gülşehri'nin yedi asır önce dediği gibi; biz bu dili ve bu kültürü öyle bir anlatmalıyız ki, duyanlar hayran kalmalı.