Sofrazlı yükseltisinden kopup gelen su burada çeşitli şekiller almış yüksekli alçaklı derin ve dik kayalardan geçerek irili ufaklı ak köpüklü çağlayanlar, küçük gölcükler oluşturmuştur. Bu göllerin en büyüğü "Kanlı Göl"dür. Bu göl o bölgeye ayrıca adını verir. Akpınar ilçemize bağlı Hacıselimli köyünün plâjıdır. Bu köyde doğup da burada suya girmeyen, yüzmeyen, yüzme öğrenmeyen, öküz ve inek gütmeyen, daha doğrusu burası ile ilgili anısı olmayan Hacıselimli insanı hemen hemen yok gibidir.
Geçmişte köy hayvancılıkla uğraşırken, daha doğrusu traktör henüz köye girmemişken köyün öküz güdenleri sıcak çökünce öküzünü buraya yatırır, köyde kuzu güdenlerin de gelmesiyle orası bir bayram yerine dönüşür, onlarca çocuğun çığlığına karışan kuş sesleriyle şenlenir, neş'elenirdi.
Burayı her ziyaretimde kayalıklara yansımış binlerce kuş ve çocuk çığlıklarını duyar gibi olur, hüzünlenirim. Murat Amca (Murat Avcı) komutan olur, gölle küçük kumsal sahada çocuklara talim yaptırırdı. Suda fazla kalmaktan üşür, kumlara sarılırdık. Sabah evden çıktığımızda köyün hemen alt ucunda çentelerimizden (çanta) çıkardığımız azıkların içini yerdik. Geriye kalan güneşin altında kurumuş, ufalanmış ekmek parçaları ile akşamı ederdik; onun tadı da bambaşka olurdu.
Kanlı Göl hakkında çeşitli söylentiler mevcuttur. Bir söylentiye göre birbirini seven iki genç, bir kız, bir oğlan köylerinden kaçıp buraya sığınırlar (Bu köyün hangi köy olduğu bilinmiyor). Kızın ailesi jandarmaya haber verir, izlerini bulurlar. Teslim olmaları istenir. Ancak birbirini çok seven bu gençler teslim olmayıp kendilerini yukarıdan aşağı kayalıklara bırakarak yaşamlarına son verirler. O günden sonra oranın adı "Kanlı Göl" olur.
Geçmişte bu bölge kanun kaçakları için de sığınak olmuştur.
Yazımı Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın “Kanlı Göl” şiiri ile noktalıyorum:
Uçun kuşlar, uçun doğduğum yere
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır
O çay ağır akar, yorgun mu bilmem
Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem
Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem
Yüce dağ başında siyah tül vardır
Orda geçti benim güzel günlerim
O demleri anıp bugün inlerim
Destan-ı ömrümü okur, dinlerim
İçimde oralı bir bülbül vardır
Uçun kuşlar, uçun burda vefa yok
Öyle akar sular, öyle hava yok
Feryadıma karşı aks-i seda yok
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır
Hey Rıza, kederin başından aşkın
Bitip tükenmiyor elem-i aşkın
Sende -derya gibi- daima taşkın
Daima çalkanır bir gönül vardır
Cemal Kayı