Bugün; 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.. Alkışların, çiçeklerin ya da kutlama mesajlarının ötesinde, aslında görünmeyeni görünür kılmaya çalışan bir mesleğin, çoğu zaman fark edilmeden çalışan neferlerine ait bir gün.
Gazetecilik… Dışarıdan bakıldığında sadece haber yapmak, kameraya konuşmak ya da sayfalar doldurmak gibi gelir. Ama işin mutfağına girince anlarsınız; bu iş aslında bir mesai değil, bir yaşama biçimidir. Gündüz gece demeden, yağmurda, çamurda, sokakta, hastanede, mahkeme kapısında, bazen bir taziye evinde, bazen umut dolu bir okulda… Haber neredeyse, biz oradayız.
Ama çoğu zaman görünmeyiz. Adımız satır aralarında geçmez. Kameranın arkasında kalır yüzümüz. Mikrofonu uzatırız ama cümleyi tamamlamayız. Çünkü gazeteci olmak biraz da ikinci planda kalmayı bilmektir. Anlatanın sesi olurken kendi sesini kısmaktır.
Bugün biz gazetecilerin günü. Ama aynı zamanda sorgulamanın, düşünmenin ve gerçeğin peşinden koşmanın da günü. Kimi zaman alkışlandık, kimi zaman eleştirildik, hatta hedef gösterildik. Çoğu zamanda bazı kesim tarafından TROL bile ilan edildik. Ama ne olursa olsun, doğrunun peşinden gitme azmimizden hiç vazgeçmedik. Çünkü bu meslek, doğruya olan inançla yapılır.
Ben gazeteci olmayı kendim tercih ettim. Ve ben de o günden beri, her haberde, her satırda, her yayında yeniden yemin eder gibi çıktım yola. Tarafsızlığın ağırlığını, kelimelerin sorumluluğunu, haberin vicdanını taşıyarak…
Bugün 10 Ocak. Kendimize dışarıdan bakma günü. Bir durup “Neden yapıyorum bunu?” deme günü. Ve en çok da hatırlanma, görülme, anlaşılma arzusu… Ama ne güzel ki her zorluğuna rağmen bu mesleği hâlâ tutkuyla yapan binlerce yürekli insan var bu ülkede.
O yüzden bugün, sadece bir kutlama değil. Aynı zamanda bir hatırlama. Unutulmuşun, görülmemişin, duyulmamışın sesi olmayı seçenlere bir selam duruşu…
Tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü yürekten kutluyorum. Kalemimiz keskin, yüreğimiz sağlam, yolumuz hep açık olsun.