DÜNDEN BUGÜNE KIRŞEHİR - 8

DÜNDEN BUGÜNE KIRŞEHİR - 8

“KIRŞEHİR POSTASI” İLE TARİHE AKAN 1960...

Kendi gazetemle yerel gazeteciliğe ilk adımı attığım “Kırşehir Postası”nın hayatımda unutulmayacak bir yeri vardır. Önceki yazımda belirtiğim gibi 27 Mayıs ihtilâlinin getirdiği geniş hürriyet ortamında 30 Temmuz 1960 günü yayın hayatına atılan “Kırşehir Postası” haftada bir Cumartesi günleri olmak üzere 3 Mayıs 1962 tarihine kadar 91 sayı yayınlandıktan sonra 7 Mayıs 1962'den itibaren “Halkın Sesi” adıyla Kırşehir'in ilk günlük gazetesi olarak yayınına devam etmiştir.

Kuşkusuz ki “Kırşehir Postası” bir yıl, dokuz ay süren ilk yayın sürecinde unutulmayacak haber ve yazılara imza attığı gibi hemşehrilerinin belgesel değerde yazı ve şiirlerine de yer vermiştir. “Kırşehir Postası” devlet arşivinde hâlâ korunuyor mu, bilmiyorum. Biz yine de ilk gazetemizdeki yazı ve haberlerin unutulup gitmesini istemedik. Bunlardan ilk derlemeyi sunarak sizlere 61 yıl öncesini acısıyla, tatlısıyla hatırlatacağımızı sanıyoruz.

YARBAY ÇINLA THK BAŞKANI – Türk Hava Kurumu'nun yıllık genel kurul toplantısı yapılmış ve idare heyetine Yarbay Hüseyin Çınla (Başkan), Safa Ünal, Dr. Turgut Niron, Hilmi Ekinci, Fevzi Erdem, Dursun Yastıman ve Raşit Sungur seçilmişlerdir.

6 YAŞINDAKİ FAHRETTİN KUDURARAK ÖLDÜ – İlimizin muhtelif bölgelerinde kuduz salgını başgöstermiş, şehrimizin Çukurçayır Mahallesi'nde âniden hastalanan yaşında Fahrettin Bayram adında bir çocuk kaldırıldığı Devlet Hastanesi'nde kudurarak ölmüştür. Çocuğun yedi kişilik ailesiyle birlikte mahalleden 48 kişi müşahede altına alınmıştır.

BAŞÖĞRETMENİN TAVUĞUNDAN PARA ÇIKTI – Bir köy ilkokulunda başöğretmen olan Rasim Köremezli'nin kestiği 3 yaşındaki tavuğun taşlığından üç adet 5 kuruşluk çıkmıştır.

EKİN TAŞIDIĞI ARABADAN DÜŞÜP ÖLDÜ – Bağbaşı Mahallesi'nde 45 yaşındaki Nazik Türkyılmaz tarladan ekin taşıdığı arabadan başının üzerine düşerek ölmüştür.

VALİDEN TRAFİK BAŞKOMİSERİNE MAAŞ CEZASI – Vali Hakkı Nevzat Baykal koyduğu trafik yasakları iyi tatbik edilmediği için Trafik Başkomiseri Süleyman Ergüden'in maaşından 5 günlüğünün kesilerek cezalandırılmasını emretmiş ve işlemi yaptırmıştır.

ELEKTRİK SANTRALİNİN HAVUZUNDA BOĞULDU – Şehir elektrik santrali başmakinisti Ali Rıza Kansız'ın kızı 4 yaşındaki Gülay santralin bahçesinde oynadığı sırada elektrik motorlarının 1 metre derinliğindeki su dolu havuzuna düşmüş ve motor gürültüsünden sesi duyulmadığı için boğularak ölmüştür. Olaydan yarım saat sonra kızlarını arayan anne ve baba çocuğun havuzun sularında yüzen ölüsünü bulmuşlardır.

HÜSEYİN ÇOPUROĞLU TİCARET ODASI BAŞKANI – Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri sona ermiştir. Oda meclisi başkanlığına Ramazan Alkan, başkan vekilliğine Hacı Ahmet Kurukafa, yönetim kuruluna Hüseyin Çopuroğlu, Ziya Keleş, Halil Bacaksız, Hasan Koca ve Hasan Hüseyin Uğurlu seçilmişlerdir. Yönetim kurulu başkanlığına ise Hüseyin Çopuroğlu, başkan vekilliğine Hasan Koca getirilmişlerdir.

GENÇ KIZIN HAZİN ÖLÜMÜ – Çukurçayır Mahallesi'nde oturan 18 yaşındaki Hatice Demirtaş helâda kriz geçirmiş ve helâ çukuruna düşerek ölmüştür. Âni ölümden şüphelenen savcılığın talebi üzerine yapılan otopside Hatice'nin akciğerinin yok denecek kadar eridiği, karaciğerinin iki misli büyüdüğü, yumurtalıklarının yumruk büyüklüğünde kis bağladığı, apandisitinin patlamak üzere olduğu tesbit edilmiştir. Doktorlar genç kızın şimdiye kadar bu halde yaşayabilmiş olmasını mucize olarak vasıflandırmışlardır.

KIRŞEHİR'DE URANYUM ARANIYOR – MTA (Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü) evvelce aldığı ruhsatla ilimiz dahilinde Uranyum madeni araştırmaları yapmak üzere faaliyete geçmiştir. İlk olarak yabancı arkeolog ve arayıcılardan müteşekkil 7 kişilik bir uzmanlar heyeti hafta içinde şehrimize gelmiş ve Uranyum bölgelerine giderek araştırmalara başlamıştır. Bilhassa Kaman ilçesinin Hamit, Pekmezci, Sofrazlı ve Bayındır köyleri civarında zengin Uranyum damarları bulunduğu bildirilmektedir.

HALİL BACAKSIZ ESNAF DERNEKLERİ BAŞKANI – Esnaf Dernekleri Birliği'nin genel kurul toplantısı yapılmış, idare heyetine Şükrü Seçilmiş, Abdullah Akpınar, Halil Bacaksız, Etem Cihan, Halil Seyfeli, Muharrem Orhan ve Mehmet Durak seçilmişlerdir. İdare heyeti başkanlığına ise Halil Bacaksız, başkan vekilliğine Etem Cihan getirilmişlerdir.

EM. ALB. SADİ ERDEM KURUCU MECLİS TEMSİLCİMİZ OLDU – 27 Mayıs 1960 devriminden sonra yeni anayasayı hazırlamak üzere oluşturulan Kurucu Meclis'te görev yapacak Kırşehir temsilcisini belirlemek için yapılan seçimde Cumhuriyet Halk Partili delegelerin desteklediği Elektrik Yüksek Mühendisi Emekli Albay Sadi Erdem 67 oydan 36'sını alarak il temsilcimiz olmuştur. Temsilcilik için iki kişi adaylığını koymuştur. Kazanamayan aday Adana Barosu avukatlarından Celâl Tekiner'dir ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partililer tarafından desteklenmiştir. Seçime katılma oranı yüzde yüz olmuştur.

___________________________________________________________________

TOPRAKLARIMIZ 

HAYRİ YALÇIN 

Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi 

Benim sâdık yârim kara topraktır

ÂŞIK VEYSEL


Kırşehir'in en büyük eksikliği nedir, bilir misiniz? Akbayır'ın ak ak duruşunda, Obruk'un, Kervansaraylar'ın kara kara sırıtışında kendini hissettiren ormansızlık... Kırşehir'de neden orman yok, bunu hiç düşündünüz mü? Ve Kırşehir ormanlık olsa nasıl olurdu, bunu hiç hayal ettiniz mi?

Belki o zaman Kırşehir hakikaten Kırşehir olurdu. O zaman turistler bir günlerini sakin bir yerde geçirmek üzere Kırşehir'e de gelirlerdi. O zaman yağmur derdimiz, sel derdimiz olmazdı. O zaman köylerimiz, şehirlerimiz utanç verici toprak damlar altında oturmazlardı. Tarif edilemeyen bir bolluk, bir başkalık gelirdi şehre... Ve hele yağmurlardan sonra mis gibi çam kokuları doldururdu ortalığı...

Eskiden, çok eskiden Kırşehir'de de orman varmış. Allah rahmet eylesin, dedelerimiz o ormanları yavaş yavaş yıkmışlar, bitirmişler. O kadar ki kendilerinden sonrakilere gölgesinde oturacak bir tek ağaç bile kalmamış. Biz doğduğumuzda Kırşehir yine böyle bozkırdı. Akbayır tam karşımızda güneşte kavruluyor, yaz boyunca iyice yanıyordu. Sonra yağmurlar yağıyor, Akbayır'ın toprağını her sene biraz daha aşağıya akıtıyordu. Obruk'un kayaları, Kervansaray'ın çıplak tepeleri hep böyle meydana geldiler.

Dedelerimiz ormanları kara dağ yapıp bize bırakmışlar. Peki, ya bizler ne yaptık, ne yapıyoruz? Bırakın kara dağları, yeniden orman yapmayı, bozkırın ortasına bir tek ağaç bile dikmedik, dikmiyoruz. Çobanlar yine dağ başlarında kafalarını sokacak bir kaya altı arıyorlar. Dağ eteklerinden ovalara doğru boşuna akıp giden suların kıyıları bile ağaçsız... Dağlardan, ovalardan topraklarımız akıp gidiyor. Bu gidişle biz de kendimizden sonrakilere topraksız dağ bırakacağız.

Kırşehir köylerinin çocukları ancak askere giderken yollarında varsa ormanı ilk defa görürler. Ormanın ne olduğunu bilmeyen köylülere ormanın faydalarını anlatmak imkânsızdır. Kültürsüz olan halkımız geleceği düşünememekte, esasen bugün yokluk içinde bulunan köylülerimiz “Yarın Allah kerim” demektedir. Bunun sonu nereye varacak? Ne zaman su başlarında ara sıra bulunan zavallı söğütler yolculara sopa olmaktan kurtulacak?

Benim hemşehrilerime söyleyecek tek sözüm var. Memleketinizi, köyünüzü, mahallenizi koruyun. Bu vatan yalnızca silâh elde sınırlarda beklenerek korunmaz. Bu topraklar bizimdir, bize emanet edilmiştir. Bizden sonrakilere kalacak olan bu toprakları iyi kullanalım. Bir kaya haline gelen dağlar, ortasında dikenlerden gayri bir şey yetişmeyen ovalar torunlarımıza öğünerek bırakacağımız bir vatan olamaz.

Daha iyi yaşamak, daha medenî olmak topraklarımızı daha iyi kullanmamızla kabil olacaktır. Eğer Kırşehir'de orman yoksa bundan Kırşehir toprağı hiçbir zaman sorumlu olamaz. Toprakların değeri ancak üzerinde yaşayanlar kadar olabilir.

__________________________________________________________________

__________________________________________________________________

İLK DEYİŞİM  

“Kırşehir Postası” selâm kardaşlar
Size hayli yazı yazmak isterim
İleride belki bir bina başlar
Şimdilik bir temel kazmak isterim

Şayet demezseniz kafadan çatlak
Şiir dağarcığı yıpranık, patlak
Elimin, dilimin döndüğü katlak
Şöyle birkaç cümle düzmek isterim

Deli gönül çok mevzular buluyor
Soyka işler buna mani oluyor
Geçim için insan deli soluyor
Hem yaşamak, hem de bezmek isterim

Bu iş için her dem fırsat kollarım
Yazınca da hemen zarfı pullarım
Ne ben mevzu dışı deyiş kollarım
Ne de sizi fazla üzmek isterim

Her yazıda açık olmalı alın
Önemli mevzular kaleme alın
Ne ileri gidin, ne geri kalın
Bu sözün altını çizmek isterim

Der ŞEMSİ YASTIMAN hâsılı kelâm
Hemşerilerime benden çok selâm
Burnuma tütüyor vallahi sılam
Gelip doyasıya gezmek isterim
 

YORUM EKLE