Türkiye İşçi Partisi (TİP) Uluslararası İlişkiler Bürosu Sorumlusu Doç. Dr. Hakan Güneş, gazeteci Onur Öncü'nün hazırlayıp sunduğu "Alan Burası" isimli YouTube programında NATO, Türkiye'nin dış politikası, savunma harcamaları ve yaklaşan NATO Liderler Zirvesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

NATO'nun tarihsel rolünden Türkiye'nin ittifaktaki konumuna, savunma politikalarından bağımsızlık tartışmalarına kadar birçok başlıkta görüşlerini paylaşan Güneş, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

"NATO Zirvesi Sadece Bir Güvenlik Toplantısı Değil"

22 yıl aradan sonra Türkiye'de düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığını savunan Güneş, zirvede NATO ülkelerinin savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 2,5'inden yüzde 5'e çıkarılmasına yönelik kararların detaylandırılacağını söyledi.

Bu artışın emekçilerin refahından kesilecek pay anlamına geldiğini belirterek, "Bu zirve yalnızca bir güvenlik toplantısı değil; emekçilerin refahından daha fazla pay alınmasının ve dünyanın yeni bir 'ölümler çağına' sürüklenmesinin sembollerinden biridir." dedi.

Uluslararası siyasette diplomatik çözümlerin yerini giderek askeri yöntemlerin aldığını ifade eden Güneş, "Ticaret savaşlarının büyüdüğü bu dönemde askeri güç daha fazla öne çıkıyor. NATO da hegemonya kaybeden ülkelerin dünya üzerindeki etkisini sürdürme araçlarından biri haline geliyor." diye konuştu.

Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasını da eleştiren Güneş, "Milyarlarca liralık hazırlıklar yapılırken yurttaşlara gösteri yasakları uygulanıyor." ifadelerini kullandı.

"Zeytinyağı Yalanı" Benzetmesiyle NATO Eleştirisi

Programda NATO'nun Türkiye'ye sağladığı güvenlik garantilerini de değerlendiren Güneş, kamuoyunda oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını savundu.

NATO'nun faydalarına ilişkin anlatılanları geçmişte margarin satabilmek için zeytinyağının kötülenmesine benzeterek "NATO konusunda da topluma büyük bir 'zeytinyağı yalanı' anlatılıyor." dedi.

NATO Antlaşması'nın 5. maddesinin kamuoyunda düşünüldüğü gibi otomatik işlemediğini öne süren Güneş, Ukrayna savaşı sırasında gündeme gelen güvenlik garantileri ile 1964 Johnson Mektubu'nu örnek gösterdi.

"Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu kritik dönemlerde NATO'dan beklediği desteği alamadığını tarih gösteriyor." diyen Güneş, 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrasında uygulanan ABD silah ambargosunu da hatırlatarak Türkiye'nin geçmişte kendi imkânlarıyla hareket etmek zorunda kaldığını söyledi.

Konuşmasında NATO'nun Türkiye'deki Gladio yapılanmaları ve derin devlet tartışmalarıyla ilişkilendirildiğine yönelik iddialara da değinen Güneş, Maraş, Çorum ve Sivas katliamları üzerinden bu tartışmaların yıllardır sürdüğünü ifade etti.

"Toplum NATO Konusunda Yanlış Bilgilendiriliyor"

Ekonomik kriz ve siyasi gündemin yoğunluğu nedeniyle NATO tartışmalarının kamuoyunda yeterince yer bulamadığını söyleyen Hakan Güneş, buna rağmen toplumda bazı yanlış kanaatlerin oluştuğunu belirtti.

"Toplumun bir bölümü NATO'nun Türkiye'yi İsrail ya da Yunanistan'a karşı koruyacağını düşünüyor. Bunun gerçekçi olmadığını anlatmamız gerekiyor." diyen Güneş, bu algının doğru olmadığını savundu.

Muhalif kesimlerde de NATO üyeliğinin Türkiye'nin demokratik ve laik yapısını koruduğu yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, "ABD ve NATO'nun geçmişte darbeler ve otoriter yönetimlerle kurduğu ilişkiler ortadayken bu değerlendirmelerin doğru olmadığını düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Savunma sanayisinin ekonomik kalkınmanın tek yolu olarak sunulmasını da eleştiren Hakan Güneş, "Aynı teknolojik birikim sivil havacılıkta, yangın söndürme uçaklarında ve toplumun ihtiyaç duyduğu birçok alanda kullanılabilir." dedi.

Türkiye'nin kapsamlı bir savunma stratejisi bulunmadığını savunan Güneş, "Militarizm ile gerçek savunma anlayışı birbirinden farklı kavramlardır." şeklinde konuştu.

"Gerçek Milli Savunma Halkın Güvenliğiyle Başlar"

Programın son bölümünde sosyalist hareketin NATO tartışmalarındaki rolüne de değinen Güneş, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.

"Solun görevi NATO hakkında yıllardır anlatılan yanlışları ortaya koymak ve kamuoyunu doğru bilgilerle buluşturmaktır." diyen Güneş, gerçek milli savunmanın yalnızca silahlanmayla sağlanamayacağını ifade etti.

"Halkın güvenliğini esas alan, bölgesel barışı hedefleyen, nükleer silahsızlanmayı ve diplomatik çözüm yollarını destekleyen bir savunma anlayışına ihtiyaç var." ifadelerini kullanarak, ekonomik ve askeri bağımsızlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Tarım politikalarından kamu iktisadi teşebbüslerine kadar birçok alanda alınan kararların Türkiye'yi ekonomik açıdan dışa bağımlı hale getirdiğini savunan Güneş, "Bağımsızlık ekonomik, siyasi ve askeri boyutlarıyla birlikte ele alınmalıdır." dedi.

"Devlet Kimin Yanında?" Altın Madeni Davasında Dikkat Çeken Konuşma
"Devlet Kimin Yanında?" Altın Madeni Davasında Dikkat Çeken Konuşma
İçeriği Görüntüle

Silahlanma yarışının yoksulluğu artırdığını dile getiren Hakan Güneş, "Barış için atılan her somut adım desteklenmeli, silahların azaltılması ve karşılıklı güven mekanizmaları güçlendirilmelidir." diye konuştu.

Konuşmasının sonunda özellikle genç kuşaklara dikkat çeken Güneş, "Gazze başta olmak üzere dünyada yaşanan gelişmeler yeni nesillerde savaş karşıtı ve anti-emperyalist bir duyarlılığı büyütüyor. Bu nedenle geleceğe dair umutluyum." ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Muhabir: Nurten Ceylan - Damla Yeşilli