Kırşehir’de tasvip etmediğimiz, üzüldüğümüz, bir daha olmasın dediğimiz olaylar yaşandı. Esnaflarımızın rızıklarını temin ettikleri ekmek tekneleri, dükkanları yandı.
Kırşehir’de tasvip etmediğimiz, üzüldüğümüz, bir daha olmasın dediğimiz olaylar yaşandı.Esnaflarımızın rızıklarını temin ettikleri ekmek tekneleri, dükkanları yandı. İnşallah Kırşehir’de bu tür olaylar bir daha yaşanmaz. Yaşanmaması içinde sorumlu gazetecilik anlayışıyla “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi olarak üzerimize düşeni yapıp vatandaşlarımızı, gençlerimizi sükunete, aklı selim ve sağ duyulu davranmaya davet ettik.
Üzüldüğümüz, olmasaydı dediğimiz bu olaylardan sonra esnaflarımız taktire şayan bir hareketle olayların “Kırşehirliler” tarafından yapılmadığını duyuran pankartlarla Kırşehir insanına sahip çıkmışlar, Kırşehir’i yüceltmişler, onurlandırmışlar, birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları vermişlerdir.
Ancak iki gün önce çarşamba günü Kırşehir’in köklü esnaflarından, halk arasında Çöl Pazarları olarak tanınan Hüseyin ve Cihat Beydoğan’ı hizmete açtıkları irtibat bürosunda ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Çaylarımızı yudumlarken Hüseyin Beydoğan “Osman Abi hiç hak etmediğimiz ithamlarla dükkanımızı, rızık kapımızı yaktılar. Biz inanıyoruz ki bu işi Kırşehir’in insanı yapmadı. Bunun içinde bu olayları yapanların dışarıdan gelen provokatörlerin yaptığını bildiren pankartla Kırşehir’imizin insanını suçlamadık aksine onura ettik” diyerek bana cep telefonuna kaydettiği bir yazıyı gösterdi.
Yazı bu olayların Kırşehirliler tarafından yapılmadığını bildiren pankart ile birlik ve kardeşlik mesajı veren pankartın altına yazılmış ama tasvip edilmeyen bir yazı ve şu şekilde hakaret bölümünü geçiyorum. “Şunların yaptıklarına bakın, bu olayları Kırşehirliler yapmamış, dışarıdan gelenler yapmış, siz yıllardır PKK ya destek verin sonra da haklı çıkmaya çalışın, neden diğer dükkanlar saldırıya uğramıyor da burası uğruyor?” yazıyor ve hakaretlerle bitiyor.
Bu yazıyı okuyunca şok oldum. Bu kadarı da ayıp dedim. İki evin yeri geldiğinde üç evin rızkını sağlayan dükkanları yanan esnafımız her şeye rağmen örnek davranışlar göstermiş, Kırşehirlilere sahip çıkmış, Kırşehir ve Kırşehir insanına kırgın olmadıklarını beyan etmiş ama karşılığına bakın. Beyler çok, çok ayıp.
“Yüz yıl önce de buradaydık, bundan sonrada buradayız bizim Kırşehir’den başka gidecek yerimiz yok, vatanımız, yurdumuz, yuvamız Kırşehir’dir” diyen samimi bir esnafımıza hak etmediği şekilde davranmak maalesef üzücüdür.
Şu gerçeğin bilinmesi gerekir ki dükkanın da çalıştırdığı elemanlarla istihdama katkıda bulunan, sigortasını yatıran, devletine vergisini veren esnaftan teröristlere yardım ve yataklık yapacağı düşünülmeyeceği gibi gerçek vatan sever olarak saygı duyulması gerekmektedir.
Kolay mı yanında yedi, sekiz kişi çalıştırarak ekmek yedirmek?
Hangimiz kaç kişinin, kaç fakirin karnını doyuruyoruz, iş veriyoruz?
Tüm bu olaylar unutulmaya yüz tutmuşken Valimiz, Belediye Başkanımız, Emniyet Müdürümüz, Garnizon Komutanımız ve basınımız insanları sağ duyuya davet ederek ortamı yumuşatmaya çalışırken halen kin, nefret ve öfke taşımak saçmalık olduğu gibi Kırşehir’in tarihine, şanına adına yakışmamaktadır. Hele, hele küfür Müslüman Türk çocuğuna hiç yakışmaz.
Buram, buram tarih kokan, kültür şehri, Türk Dilinin ve Ahiliğin Başkenti Kırşehir’de olmaması gereken olayları yaşamak, duymak maalesef içimizi karartıyor.
Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş kararının alındığı toplantının yapıldığı şehirdir Kırşehir.
Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu, Osman Gazi’nin kayın babası Şeyh Edebalı ile yine Şeyh Edebalı’nın diğer damadı olan Dursun Fakıh gibi Osmanlı İmparatorluğunu kuran ilim irfan sahibi İslam alimlerinin, Alperenlerin şehridir Kırşehir.
Aşıkpaşa’nın “GARİPNAMESİ” , Ahmedi Gülşehri’nin “MANTIKUT TAYR’I” ve Yunus EMRE’NİN “ RİSALETÜN NÜSHİYYE” gibi ilk üç Türkçe eserlerin Kırşehir’de yazılmış olması nedeniyle Türk Dilinin Başkenti olarak anılan bir şehirdir Kırşehir.
Ahi teşkilatının kurularak tüm dünyada örgütlenmesinin temelleri Kırşehir’de atıldığından Ahiliğin Başkentidir Kırşehir,
Türkiye’de ilk uzay çalışmalarının ve gök bilimleri çalışmalarının yapıldığı medresesinin kurulduğu şehirdir Kırşehir…
Şeyh Edebalı, Dursun Fakıh, Aşıkpaşa, Aşık Paşa'nın dedesi Baba İlyas, babası Muhlis Paşa , Ahmed-i Gülşehr-i, Süleyman Türkmani, Muzafferiddin Behram Şah (Melik Gazi) Kaya Şeyhi, Ahi Evran, Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre, Cacabey, Kalender Baba, Muhterem Hatun, Fatma Hatun (Kümbet altı türbesi ) gibi alimleri yetiştirerek günümüze kadar büyük hizmetler veren şehirdir Kırşehir.
Daima öfkeyle oturan zararla kalkar.
Şeyh Edebalı Osman Gazi’ye;
“Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. İradesi zayıflayanın ruhu intihar eder. Öfkeyi eritmek, muhabbeti, sevgiyi hakim kılmak gerek” derken, nasihat ederken ne güzel söylemiş.
Yunus Emre, yüzyıllar ötesinden sesleniyor. Sevgiye, hoşgörüye, kardeşliğe çağırıyor bizleri. Aradan yüzyıllar geçse de hiç eskimiyor söyledikleri.
"Ben gelmedim kavga için
Benim işim sevgi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmağa geldim."
Dizlerini ne güzel yazmış,
İki dakika sonrası ne olacağımız belli olmayan dünyada bu kadar kin, nefret öfke kimseye fayda sağlamaz, yakıp yıkmakla kimsenin eline bir şey geçmez.
Bizler yıllardır PKK’nın yaktığı, yıktığı binalara, araçlara tepki göstermiyor muyuz?
Cadde ve sokakları savaş alanına çevirmelerine tepki göstermiyor muyuz?
Şimdi bizler Kırşehir’de yakıp yıkarsak teröristlerden farkımız kalır mı ?
Sızlatmaz mıyız, ecdadımızın Alperenlerimizin kemiklerini ?
Kolay değil, otuz yıldan fazla süreçte her gün onlarca şehit, sönen ocaklar, yanan yürekler, eşlerini kaybeden kadınlar, babasız kalan çocuklar, evlat acısı yaşayan anne ver babalar,
Bu şehitlere dağlar taşlar dayanmaz ama bizler kendimizi devletin yerine koyarak yakıp yıkma hakkımız olamaz.
Yıllarını bu işe vermiş ekmeği peşinde koşan, Kırşehir’deki esnafın suçlanması teröristlere yardım ve yataklık etmesi söz konusu olamaz. Varsa öyle bir şey devletin güvenlik güçleri, hakimi, savcısı gerekeni yapar.
Bu nedenle sakin olalım, Kırşehir’in huzur ve güven şehri olmasına katkıda bulunmaya devam edelim, gerginlik yaratmayalım.
Gençlerimiz çocuklarımız geleceklerini karartacak hamlelerden kaçınsınlar, hem kendilerini hem de anne ve babalarını yakmasınlar.
Kırşehir huzur şehridir, bırakın huzurlu yaşamaya devam edelim.
Kırşehir güven şehridir, güvenli yaşamaya devam edelim.
Düğünlerde, bayramlarda, cenazelerde birlikte olmaya devam edelim.
Cadde ve sokaklarda selamlaşmaya devam edelim.
Zira kaybeden bizler oluruz, başka Kırşehir’ de yok.