Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kırşehir Temsilcisi Damla Yeşilli, 1 Mayıs’ın anlamını ve işçi mücadelesini anlattı. Programda dikkat çeken açıklamalar öne çıktı.

Kırşehir’de yayınlanan “Gündemi Değerlendiriyor” programında Türkiye İşçi Partisi Kırşehir temsilcisi Damla Yeşilli, yaklaşan 1 Mayıs öncesi çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Program sunucusu Fahrettin Toker’in sorularını yanıtlayan Yeşilli, hem emek mücadelesine hem de toplumdaki güncel sorunlara değindi. 1 Mayıs’ın anlamının yanlış bilindiğini söyleyen Yeşilli, “Bu sadece bir tatil günü değil, mücadele günüdür” sözleriyle dikkat çekti. Açıklamalarında örgütlenme, işçi hakları ve toplumsal baskı gibi konular öne çıktı.

1 Mayıs mücadele ve dayanışmanın simgesi

Damla Yeşilli, 1 Mayıs’ın tarihsel anlamına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

1 Mayıs şu an içi boşaltılmış gibi gösteriliyor ama aslında mücadele ve dayanışma günüdür. İşçinin, emekçinin hakkını aradığı özel bir gündür.

Yeşilli, bu kültürün Anadolu’ya yabancı olmadığını da vurguladı. Ahilik geleneğine değinerek dayanışmanın geçmişten bugüne taşındığını belirtti:

Bizim ahilik kültürümüzde de dayanışma vardır. Bu topraklarda birlik ve mücadele yeni bir şey değil.

Kazanılmış işçi haklarının kolay elde edilmediğini hatırlatan Yeşilli, bugün sahip olunan birçok hakkın ağır bedellerle kazanıldığını ifade etti.

İşçi kavramı yeniden tanımlanmalı

Programda en dikkat çeken bölümlerden biri de işçi tanımı üzerine yapılan değerlendirmeler oldu. Yeşilli, işçiliğin sadece fiziksel emekle sınırlı olmadığını şu sözlerle anlattı:

Sadece mavi yakalılar değil; öğretmenler, doktorlar, öğrenciler, plaza çalışanları… Aslında hepimiz işçiyiz.

Ev kadınlarına da ayrı bir parantez açan Yeşilli, onların görünmeyen emeğine dikkat çekti:

Ev kadınlarının tatili yok, sigortası yok, emekliliği yok. Ama 7/24 çalışan bir emekçi grubudur.

Nusret Başay Ankara’da Defnedilecek
Nusret Başay Ankara’da Defnedilecek
İçeriği Görüntüle

Bu noktada en büyük sorunun “sınıf bilinci eksikliği” olduğunu belirten Yeşilli, insanların çoğu zaman haklarının farkında olmadığını söyledi.

Örgütlenme yanlış biliniyor

Yeşilli, örgütlenme kavramının toplumda yanlış algılandığını belirterek dikkat çeken bir dil bilgisi vurgusu yaptı:

Örgütlenme kelimesi ‘örmek’ fiilinden gelir. Yani bir araya gelmek, birleşmek demektir.

İşçilerin birlikte hareket etmediği sürece hak kayıplarının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Yeşilli, şu çağrıyı yaptı:

Örgütlenmekten korkmayın. Birlik olursak güçlü oluruz.

Sendikalaşmanın önemine de değinen Yeşilli, bireysel mücadelenin yetersiz kaldığını ve kolektif hareketin belirleyici olduğunu söyledi.

Korku ve baskı katılımı düşürüyor

1 Mayıs alanlarının neden dolmadığı sorusuna da yanıt veren Yeşilli, toplumda ciddi bir korku iklimi olduğunu belirtti:

İnsanlar işini kaybetmekten, başına bir şey gelmesinden korkuyor. Bu yüzden meydana çıkamıyor.

Ancak bu korkunun aşılması gerektiğini vurgulayan Yeşilli, meydanların umut yarattığını şu sözlerle ifade etti:

Meydana çıktığında yalnız olmadığını görüyorsun. Bu çok büyük bir güç veriyor insana.

Adalet ve basın özgürlüğü eleştirisi

Programda adalet sistemi ve basın özgürlüğü de gündeme geldi. Yeşilli, bu konuda oldukça net konuştu:

Türkiye’de adaletin eşit işlediğini düşünmüyorum. İnsanlar artık kurumlara güvenmiyor.

Basın özgürlüğü konusunda da eleştirilerde bulunan Yeşilli, gazetecilerin baskı altında olduğunu belirtti:

Gazeteciler gazetecilik yaptığı için susturuluyor. Bu yüzden gerçekler tam anlamıyla kamuoyuna yansımıyor.

1 Mayıs için Kırşehir’e çağrı

Programın sonunda Yeşilli, Kırşehir’de düzenlenecek 1 Mayıs etkinliği için çağrıda bulundu:

1 Mayıs’ta meydanları boş bırakmayalım. Bugün 10 kişi oluruz, yarın 100, sonra 1000 kişi oluruz.

1 Mayıs Cuma günü saat 11.00’de Masal Park’ta başlayacak yürüyüşün Cacabey Meydanı’nda sona ereceğini belirten Yeşilli, tüm vatandaşları dayanışmaya davet etti.

Muhabir: Gurbet Erul-Özgür Karaçocuk