YÜZ KARASI

Utanç verici bir iş yapmak. Bu işi yapan kişilere halk arasında yüz karası dendiği de olur.

Hasan Ali'nin gelen kişileri beğenmeyen ve evde kalan duvak düşkünü bir kızı, uzayıp giden ve bir türlü sonucu belli olmayan hikayelerle insanları oyalayan bir eşi vardı.

Yıllarca erkek evlat hasreti ile yanıp tutuştuğu halde bir erkek evlatları olmamıştı. Varlıklıydı. Evinde sağılan inekleri, yeni yavrulamış koyunları ve kuzuları vardı.

Ayrıca tarlalarını sürmek için de bir çift atı vardı. Onlarla tarlalarını sürer, ekinlerini harmana getirir ve çıkan mahsulünü evine taşırdı.

Taşırdı amma! Atlar ufacık bir şeyde huysuzlaşır çifteleşirlerdi. Her gün birbirlerini ısırırlar, yaralarlar zarar verirlerdi.

Hasan Ali her ne kadar hayvanlarını ve atlarını seviyorsa da artık atların gazabından bıkmış, onları satarak elden çıkarmaya karar vermişti.

Arkadaşı Hüseyin'in fikrini almaya gitti. Hüseyin, arkadan herkesin hakkında söyleyen, gıybetçi birisiydi. Sarmaya aldığı kişilere anlaşılmaz dolambaçlı sözlerle gıcırtılı kelam eder, onları bir şekilde kandırarak ikna ederdi.

Bu iyi görünen aslında kötü düşünceli gizli sıtma arkadaşını yanına alan Hasan Ali atlarını arabaya koştu ve uzak köylere atları satmaya gittiler. Yakın köylere varsalar atların huyu meydana çıkacak ve tez elden iade edilecekti.

Köylerinden dört saat uzak bir yere vardılar. Hayladıkları hayvanlarla köyün ortasında beklediler. Etraflarını hiç işe yaramayan kuru bir kalabalık aldı.

Hasan Ali'nin arkadaşı Hüseyin çok dilbaz birisiydi. Kuru gürültü ile atları satmaya çalışıyordu. Öve öve bitiremedi. Kalabalığın içerisinde iri biçimli çam yarması gibi bir adam atlara yanaştı ve gözden geçirdi.

O iri adam atları sevmişti. Geniş bir arazisi olduğu için atları alacak işlerini zamanında bitirerek yan devrilip yatacaktı. Yalnız o vücuda göre biraz bönlük vardı o kişide.

Atlar çatlayasıya torbadaki yemleri yiyor iri adam onların yem yemelerinden büyük bir zevk alıyordu.

Gözünden hiçbir şey kaçmayan dikkatli ve çöp atlamaz bir adam atlara yaklaştı. Elleri ile yelesini okşar gibi yaptı. Atlardan bir tanesi

Çöp atlamazsa öyle bir çifte salladı ki adam köşeye dar kaçtı.

Yaşlılıktan dişleri dökülmüş, fan fan konuşan birisi kendini bilgiç göstererek atları iri yarı adamın alması için tavsiyede bulundu. Atlar alıcının hoşuna gitmişti. Çöp atlamaz adamı ne kadar sancı tutsa da birkaç lira aşağısına atları aldılar.

Alıcının cebinde yeteri kadar parası yoktu. Karşılığında elli kadar koyun verdi. Bir de taşımak için araba temin etti.

Hasan Ali ile Hüseyin koyunları arabaya yükler yüklemez yola koyuldular. Yalnız gittikleri yoldan gelmiyorlardı. Yol değiştirmişler, hedef sapıtmışlardı. Çünkü atlarının huylarını bildikleri için hemen oradan kaçmalıydılar.

Atları alan kişi hayvanların boylarını sevmek için ahıra yöneldi. Birde ne görsün? Atlar birbirleri ile boğuşmuşlar, derilerini kemirmişlerdi. Bıyığı balta kesmeyen zorbalığı artan bir adam atların huylu olduğunu, işe yaramayacağını ve aldatıldıklarını söyledi.

Omuzlarına birer filinta takan köylüler doğrudan atları satan kişilerin peşine düştüler. Köylüler at satanın külahına gelmişler aldatılmışlardı.

Filintalı adamlar kamyonun peşinde ılgara giyiyorlardı. Ama onları yakalamak ne mümkün? Çünkü onlar hedef sapıtmışlar başka yoldan kaçmışlardı.

Kamyonu yakalamayacağını anlayan atlı kişiler arkalarına bakarak köye geri geldiler. Çöp atlamaz onları görmüş hafif ses çıkararak gülüyordu.

Atı alan kişi hayalet kovalıyor, sinir katsayısı arttıkça karanlıkta ıslık çalıyordu. Huylu atları az paraya aldım diye sevinen adam kendi kalesine gol atmıştı. Ne yazık ki arabayı atın önüne koşmuştu.

Çöp atlamaz ise haklı çıktığını belli etmek için sahipsiz köy merasında atsız cirit oynatıyordu. Ne yazık ki atı alan adam tüm sermayesini satan adamlara vermiş faydası meçhul yatırım yapmıştı.

Kendi hatasını kabullenmeyen adam bütün öfkesini duvak düşkünü kızından almak istiyordu, Zavallı kız korkudan mezbahaya giden sığır kuyruğu gibi titriyordu.

Şimdiye kadar sürekli korkuttuğu eşi ise;

Eşine; " Su başında oynayan çark evinde kendini görür diyerek yıllardır evli olduğu eşini küçümsüyordu.

Atı alan adam uğradığı gazaptan sonra dili dolaşmış ne söyleyeceğini bilmiyordu. Çırılçıplak hamam soygunu gibi ortada kalan adam eli bayraklı şirret karısının dilinden bir türlü kurtulamadı.

Dalavere ve gizli oyunla atları satan kişilerin kim oldukları, hangi köyden gelip sattıkları hala belirsiz olarak anılarda kaldı.

Sözü özü;

"Bazı insanlara güvenmenin bedelini,

Bir daha kimseye güvenmeyerek ödersin."

İnsanların ağlama nedeni değil, gülümseme nedeni olun. Saygı, sevgi, hürmet ve muhabbetlerimle efendim...