YÜREĞİMİZ YANIYOR
Ülke ve Kırşehir olarak acı günler yaşıyoruz. Askerimizin, polisimizin şehit olmadığı, insanlarımızın ölmediği, canlı bombaların patlamadığı günümüz geçmiyor.
Son dakika olarak verilen canlı bomba eylemleri, patlamalar, ölen ve yaralanan insanlarımızın haberlerini görmemek, duymamak için televizyonları açmaya korkar olduk
Son bir ayda ikisi Ankara’da, birisi İstanbul’da olmak üzere 3 patlama meydana geldi. Ankara’daki son patlamada Kırşehir Milli Eğitim Müdürlüğü’nün çeşitli kademelerinde şube müdürü olarak görev yapan Ali Aslan’ın yeğeni Kırşehirli hemşerimiz Elvin Buğra Aslan’ında aralarında bulunduğu onlarca insanımız öldü, yüzlerce insanımız yaralandı.
Yüreklerimizi yakan bu saldırıları yapanlarda, amaçları da belli.
Hani Mehmet Akif Ersoy medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar diyor ya;
İşte kendilerini medeniyetin beşiği ilan eden, insan hak ve özgürlüklerinden dem vuran ancak mültecileri ülkelerine kabul etmeyen ve amaçları Türkiye’yi bölmek, parçalamak, küçük bir sömürge devleti haline getirmek olan ABD, Rusya, Almanya, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya ve diğer haçlı devletleri gibi medeni geçinen canavarların organize ettikleri olaylardır.
İspanya’da terör saldırısında on iki kişi öldü diye dünya ayağa kalktı, tüm devlet başkanları İspanya’ya giderek yürüyüş yaparak terörü lanetledi, kınadı. Çünkü ölenler kendi vatandaşlarıydı, hristiyandı, besledikleri terör kendilerini vurmuştu.
Bu devlet başkanları neden Türkiye’de terör saldırısında yüzlerce insanımız ölünce Türkiye’ye gelerek yürüyüş yapmıyorlar. Çünkü o yüzsüz ve camız derisine bürünmüş, medeni geçinen kahpelerin yavrusunu yiyen timsahın ben yavrumu niye yedim diyerek ağladığı gibi yayınladıkları kınama mesajlarına, Türkiye’nin yanındayız demeçlerine. Türkiye’de meydana gelen olayları kendileri yaptırıyor, kendileri besliyorlar. Ölenler de Türk ve Müslüman olunca zevkten dört köşe oluyorlar.
Birde bunların satın aldıkları Türkiye’de dokunulmazlık zırhına bürünmüş, devletten en üst düzeyde maaş alan, milletvekilliği yapan, meclis başkan vekilliği yapan, akademisyenlik yapan, gazetecilik yapan kravatlı, süslü, bir eli balda, bir eli yağda yaşayan vatan hainlerinin kışkırtmaları, yaptıkları ve yaptırdıkları eylemleri ilave edersek nasıl bir planın içerisinde olduğumuzu iyi idrak etmemiz gerekir.
Kahpe içeriden olunca kapı kilit tutmaz diyen ne güzel söylemiş.
Ülkemizde meydana gelen bu olaylar bana daha önce de bu köşede yazmış olduğum İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un bir anısını, insanlarımıza hatırlatmak, bilgi vermek ve belleklerinde yer edinmelerine vesile olmak için tekrar yazma gereği hissettirdi.
Mehmet Akif Ersoy Kastamonu Nasrullah Camii kürsüsünde milli birlik ve bütünlüğümüzün ehemmiyetine dair nasihatlarda bulunduğu bir cuma vaazında Mısır’da ikamet ettiği yıllardaki bir anısını anlatır.
“Mısr-ı Ulyâ’da (yukarı Mısır) dolaşıyordum. Orada aklı başında bir Müslüman’la görüştüm. Konu siyasete intikal etti, dedim ki:
- Hayret doğrusu 15 milyonluk Mısır’da çok az bir kuvvet var ( Mısır 1882 yılında İngilizler tarafından işgal edildi ve bu işgal 32 yıl boyunca hiçbir hukuki statüye dayanmaksızın devam etti.) Bu kadar az kuvvetle, koca ülke nasıl korunabiliyor. Cevaben o zat dedi ki:
- O yabancı devlet adamlarından birisiyle samimi görüşürüz. Söylediklerinizi ben de düşünmüş ve demiştim ki:
- Günün birinde mesela Osmanlı Devleti 40-50 bin kişilik bir ordu hazırlayarak Mısır’a gönderseler ne yaparsınız?
- Hiçbir şey yapamayız. Savunma imkânımız olmadığı için Mısır’larını kendilerine teslim eder çıkarız. Fakat şunu iyi biliniz ki biz Osmanlılara değil 40 bin kişi 40 kişi gönderecek kadar fırsat vermeyiz. Ülkelerinde bitmez tükenmez meseleler çıkartırız. Onlar birbirleriyle uğraşmaktan vakit bulup da bir kere olsun Mısır’a bakamazlar.
İşte İstiklal Marşımızın şairi M. Akif Ersoy’un hatırası bize neden Türkiye’de bu kadar olaylar çıkıyor, neden birileri ortaya çıkarak hak ve özgürlük istiyor, ibadethane istiyor, neden her gün askerimiz, polisimiz şehit oluyor, gazilerimiz oluyor, insanlarımız ölüyor neden maddi ve manevi anlamda zarar görüyoruz, neden ülkemizin kalkınmasında, ekonomimizin gelişmesinde kullanılacak olan paralar terörle mücadeleye aktarılıyor. Bu ve buna benzer soruların cevabını vermektedir.
Ayrıca; Amerikalı Yahudi bankacı ve iş adamı olan David Rockefeller bir söyleşide;
“Atatürk yüzünden planlarımızı yarım yüz yıl ertelemek zorunda kaldık. şu an yine uyguluyoruz Türkiye’yi bölmek ve İslam’ı yok etmek için Türk Kürt savaşı çıkarmalıyız. böylece kazanan İsrail olacaktır. “ demesi de Türkiye üzerinde oynanan oyunların, her gün patlayan canlı bombaların sebebini açıkça göstermektedir.
Bu nedenle; Bilge Kağan’ın dediği gibi Müslüman Türk Milleti olarak titreyip kendimize gelmemiz gerekiyor.
Unutmamız gereken en büyük unsur Türkiye’den başka vatanımız ve Türk’ün Türk’ten başka dostunun olmadığıdır.