Yetişkinler aynaya baksın..!

Çocuklar her zaman öğrenir.

Ya sorumluluğu

Ya sorumsuzluğu...

Çocuğun sorumlu ya da sorumsuz yetişmesini sağlayan, içinde yaşadığı aktif çevredir.

Yani okul, aile, arkadaş grubu, öğretmenler, mahalle, dijital ortamlar, izlenen içerikler...

Çocuk, bu çevrenin içinde yalnızca var olmaz; onun tarafından biçimlendirilir.

Ne yazık kı ; aile yapısı, akrabalık, komşuluk ilişkileri darmadağın oldu.

Önceden bir çocuğu bunların hepsi yetiştirirdi. şimdi anne babadan çok internet çocukları yetiştiriyor.

Çocuk yetiştirmek, hazır reçeteleri olan bir süreç değil; her gün yeniden şekillenen, yaşayan bir yolculuktur.

Yaşadığımız hadiselere yaptığımız her yorum, olayın niteliğini değiştiriyor.

Zaten yeterince zorluk ve acının içerisindeyiz. İnsan bir de yorum gücünü kötümser yönde kullanırsa boyunu aşan sulara girmiş oluyor. Hayatın zorluklarına sebep teşkil eden bir de kötümserlikler ekleniyor.

İşte bu sebeblerle içinde bulunduğumuz durumun nerelere evrildiği hakkında görüşler çoğalıyor.

Çoğalan her ne olursa olsun, derde çare olmuyor.Çünkü kötümserlik hastalığından kurtulamıyoruz.

Bugüne kadar eğitim ile ilgili çok sayıda konuşmalar yapıldı, yazılar yazıldı. Bunun bir milli güvenlik meselesi olduğu, durumun iyiye gitmediği söylendi.Bilinen şu ki; öncelikle yetişkinler önce kendi kusurlarına bakmalılar.

Eğitimdeki gidişat belliydi.

Bakmasını bilen bunu görebilir.

Milli Eğitim’de kol kırıldığında yen içinde kalamaz. Er geç yıkıcı sonuçlar ortaya çıkar.

Aman tadımız kaçmasın gündem olmayalım, diye yol vermekle, gerçekten tepki alan mantıksız ideolojik uygulamalara karşı gerekli önlemler alınmaz ise nereye varılabilir?

Günü kurtarırız ama peki yarın?

Efendim iyi şeyler yok mu? Var tabii de sorunlar büyük ve değişken.

Neyse bundan sonra tedbirler alınır diye düşünüyorum. Ama sorunun salt güvenlik olduğunu sanarak polisiye tedbirle iş çözülmez.

Mevzu derin, zihinler sığ...

Muhafazakarlık nutukları ile değerler muhafaza edilemiyor…Gidene tabut kalana zabıt tutmak çözüm değil.

Zihinler sığlıktan ve çürüyen dallardan kurtulmalı.

Çünkü her çocuk, içinde büyüdüğü çevrenin aynasıdır.

Soru şudur:

Nasıl bir çocuk yetiştiriyoruz? değil, Nasıl bir çevre inşa ediyoruz?

Bu yüzden mesele çocuk değil.

Mesele aynaya bakmayı red eden yetişkinlik.

*

Bu üzücü hadiselerin olmaması dileği ile;

Milletimizin başı sağolsun. Hayatını kaybeden Öğretmen ve öğrencilerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.