Yeni anayasa mı? Başkanlık mı?
Ülke adeta toz duman, şiddet ikliminin her gün yeniden uygulamaya konularak yoğunlaştığı bir ortamı yaşıyoruz. Artık huzur ve sükûnetin sağlanamadığı, can güvenliğinin kalmadığı, ölümün her an her yerde kol gezdiği şu günlerde tek derdimiz var yeni bir anayasa yapmak.
Kırşehir’de kime sorarsanız sorun herkes ülkemizde yaşanan bu duruma tepkili.
Efendim halen yürürlükte olan 12 Eylül darbe anayasası ile artık ülke yönetilemiyor, yerine daha demokratik bir anayasa yapılacak. İyi güzel de, 13 yıldır iş başında olan AKP iktidarının uygulamalarına baktığımızda, daha demokratik bir anayasanın yapılacağına güven duyabilmek için bir nedenin görünmediği de aşikâr.
Peki, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda güya darbe anayasası değiştirilecekti, ne oldu? 24 madde arasına gizlenilerek sadece yargıyı ilgilendiren konuların değiştirilmesi hedefe konulmuştu ve öyle de oldu. Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın ve HSYK’nın üye sayısı artırıldı şimdi görülüyor ki, siyasal iktidarın istediği yine olmamış.
Bakınız, Anayasa mahkemesinin tutuklu iki gazeteci hakkında vermiş olduğu karardan sonra, hem Cumhurbaşkanı hem de iktidar sözcüleri ihanet den, darbecilikten, yetki aşımından v.s söz ettiler. İşte bu düşünce ve söylemlerin demokratik bir anayasanın ortaya çıkacağı umutlarını yok etmeye yetiyor da artıyor bile.
Hem ülkemize ve insanların yaşam koşullarına baktığımızda halen;
Açlık var,
İşsizlik var,
Hukuksuzluk var,
Terör var,
Patlayan bombalar var,
Kan var,
Ölüm var,
Şimdi iktidara düşen görev bu sorunları çözmek olmalı iken, maalesef yeni bir anayasa ve bununla birlikte başkanlık hayallerinden başka bir şey düşünülemiyor.
Bir yurttaş olarak;
Bırakın yeni anayasa ve başkanlık hayallerini.
Ülkenin kalkınması, insanların daha iyi yaşayabilmesi için kalıcı çözüm bulunması,
Ülkede kardeş kavgasına son verilerek, barış, huzur ve sükunetin yeniden tesis edilmesinin sağlanması, elbette isteğimiz olur.
Ancak, gazetelere kayyum atanırken,
Televizyon kanalları kapatılırken,
İş yerlerine operasyonlar yapılırken,
Anayasa Mahkemesinin verdiği karar tanınmazken, demokratik bir anayasanın yapılacağından söz etmek nedense pek öyle inandırıcı falan da gelmiyor insana.
Zaten başkanlık üzerine yapılacak yeni bir anayasa konusunda ihtiyaç duyulan toplumsal uzlaşma da görünmüyor. Öyle anlaşılıyor ki sanki boşuna çaba sarf ediliyor gibi, bir daha geri gelmemek üzere zamanın hızla akıp geçtiği düşünülmeden.