Kırşehir Çiğdem Gazetesi olarak çocuk kitabı yazarı Zeynep Nur Küçük ile bir röportaj gerçekleştirdik. Geçtiğimiz hafta kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajımızda kendisi, yazarlık serüveni, eserleri, çocuklar, çocukların tepkisi ve okuma alışkanlıkları gibi birçok konuda konuştuk. Bu hafta ise yazar Küçük ile kadın olmanın avantaj ve dezavantajları, biz kadınlara yüklenen rollerin içinden kendisinin nasıl çıktığı, seçimlerini nasıl sürdürdüğü ile ilgili konuştuk. İşte yazar Zeynep Nur Küçük ile beklenen röportajımız.
Yazar Küçük’ten zaman yönetimi ve sosyal medya eleştirisi
Yazar Küçük, yoğun yaşam temposunu ve sosyal medyanın zaman üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Yazı çalışmalarının, söyleşilerin, çocuklarla buluşmaların ve aile hayatının devam ettiğini belirten Küçük, kadınların önceliklerine dikkat çekerek, “Kadın olarak, anne olarak, eş olarak pek çok önceliğimiz var. Bazılarını ötelediğimizde kendimize de zaman kalıyor” dedi.
Küçük, özellikle sosyal medyanın zaman kaybına yol açtığını vurguladı: “Bir yemek tarifine bakmak için giriyoruz, on tane tarife bakıyoruz. Oradan kıyafet, takı derken saatlerimiz gidiyor.” Sosyal medyada vakit kaybetmek yerine yazı, kitap ve kişisel gelişime yöneldiğini söyleyen yazar, kalan zamanını ailesine ayırmaya çalıştığını ifade etti.
Son kitabı “Sanal Casus’ta” da sosyal medya ve internetin çocuklar üzerinden nasıl zaman öldürdüğünü irdelediğini belirten Küçük, “Hayatımızda boş yeri olan şeyleri biraz kenara ittiğimizde aslında bize de zaman kalıyor” sözleriyle mesajını özetledi.
Küçük ’ün örnek aldığı insanlardan biri Neşet Ertaş!
Yazar Küçük, çocukların eğitiminde anne-baba davranışlarının belirleyici rolüne dikkat çekti. Örnek aldığı isimlerden birinin Neşet Ertaş olduğunu söyleyen Küçük, “Neşet Ertaş’a babası bağlama çal, türkü söyle dememiştir. Çünkü Muharrem Ertaş zaten yapmıştır. Çocuğu onun yanında yetişmiştir” ifadeleriyle görerek öğrenmenin önemini vurguladı.
Anne-babanın çocuklara sözlü telkinlerden çok davranışlarıyla örnek olması gerektiğini belirten Küçük, “Anne baba ne yaparsa çocuk da görerek öğrenir. Öncelikle görsel olarak bir eğitim vermek lazım. Görsel eğitim de kendi yaparak olur” dedi.
“Annelikten vazgeçmedim, yazarlık hayallerimden de”
Yazar Küçük, annelik ve yazarlık yolculuğunu anlatarak kadınlara ilham veren açıklamalarda bulundu. Üç kız çocuğunu büyütme sürecinde yazı çalışmalarına ara vermediğini belirten Küçük, “Ne anneliğimden vazgeçtim ne de yazmaktan. Kitaplarımın geç yayınlanması çocuklarımı büyütme sürecimle ilgiliydi” dedi.
Çocuklarının hastalıklarını, günlüklerini ve ev içindeki duygu hallerini yazıya döktüğünü ifade eden Küçük, “Bir süre sonra çocuklarım artık anneye ihtiyaç duymadığında hayallerimin peşinden gitmeye karar verdim” sözleriyle yazarlık serüvenini özetledi.
Kadınlardan sık sık “Hocam siz benim ekolümsünüz” şeklinde geri dönüşler aldığını söyleyen Küçük, dışarıdan bir destek beklemenin yanlış olduğunu vurguladı: “Birilerinin sizi itmesini beklemeyin. O güç içinizde kaynadığında zaten durdurulamazsınız. Çünkü çevremizdeki insanlar çoğu zaman başarılı kişiyi törpülemeye çalışıyor.”
“Kadın isterse yapar, ideallerinden vazgeçmez”
Yazar Küçük, annelik ve kişisel idealler arasında denge kurmanın önemine dikkat çekti. Çocukları için kendi önceliklerini geri plana koyduğunu ancak yazma tutkusunu sürdürdüğünü belirten Küçük, “Çocuklarımızdan ve anneliğimizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Ama kendi ideallerimizden de vazgeçmeyeceğiz. İkisi birlikte yürüyebilir. İçimizde de böyle bir şey varsa zamanı gelince aslında çok da güzel ortaya çıkıyor ve bunu yürütebiliyoruz. Kadın isterse yapar.” dedi.
Toplumun kadınlara çoğunlukla aile temelli roller yüklediğini söyleyen Küçük, “Biz anneyiz, eşiz, geliniz, kız evladıyız… Biraz inatçı olmak ve istemek gerekiyor. Herhalde inadım yüzünden bende buralardayım. Bir şey istiyorsam içimde bir şeyler beni yer bitir illa yapacağım diye. Yalnız küçük adımlarla. Birdenbire değil. Bakın diyorum ya 30 senelik, 35 senelik bir süreçten bahsediyorum. Yazma sürecinden bahsediyorum. Adım adım ilerlerseniz inanın belli bir yaşa geldiğinize ya da belli bir seviyeye ya da bir olgunluğa... Yeter ki siz kendinize inanın. İnanın, adım adım ilerlediğiniz zaman hedefinize de ulaşacaksınız, ideallerinize de ulaşacaksınız. Yapacaksınız hanımlar, yapacaksınız.” ifadeleriyle kadınlara cesaret verdi.
Yoğun temposuna rağmen geceleri yazmaya zaman ayırdığını dile getiren Küçük, “Gece herkes uyuduğunda ben oturup yazılarımı yazıyorum. Bu tamamen isteğe bağlı.” dedi.
Başarıya giden yolun sabır ve adım adım ilerlemekten geçtiğini vurgulayan Küçük, süreci bir turşunun mayalanmasına benzeterek, “Bir tohum ektiğinizde onun büyümesi için zaman gerekir. Aynı şekilde idealler de sabırla, adım adım ilerlediğinizde mutlaka başarıya ulaşır” sözleriyle mesajını özetledi.
“Başarı için konfor alanından çıkmak ve bedel ödemek gerekir”
Yazar Küçük, yazma tutkusunu ve başarıya giden yolda karşılaşılan zorlukları anlatarak azim ve cesaretin önemine dikkat çekti. “Aşk, yazma aşkı. Ama sadece yazma aşkı. İnatçılık ve azim… Bunun pek çok ayağı var” diyen Küçük, konfor alanından çıkmadan gerçek başarının elde edilemeyeceğini vurguladı.
Alışılmış düzenin cazibesine kapılmanın insanı geride tuttuğunu belirten Küçük, “Yeni bir dünyaya adım atmak kolay değil. Cesaret olmadan da başarı gelmiyor. Başarının bir bedeli vardır; bu bedel zaman olabilir, bedenen yıpranma olabilir, bazı şeylerden ödün vermek olabilir” ifadelerini kullandı.
Küçük, her başarının mutlaka bir bedel gerektirdiğini hatırlatarak, “Konfor alanınızdan çıkacaksınız, hareket edeceksiniz, taviz vereceksiniz. Ama sonunda güzel bir başarıya ulaşacaksınız” sözleriyle mesajını özetledi.
“Mutluluk sonuçta değil, süreçte”
Yazar Küçük, yazarlık yolculuğunu ve başarıya giden yolda sürecin önemini anlattı. “İnsanları mutlu eden şey sonuç değil, süreçtir. Benim yazarlık sürecim devam ediyor, daha yazmak istediğim pek çok projem var. Belki ömrüm yetmez ama beni mutlu eden zaten bu süreç” dedi.
Bir kitabı bitirmeden diğerini düşünmeye başladığını söyleyen Küçük, “Yola düşmek gerekiyor. Olup olmama kısmına çok takılmamak lazım. En azından denemiş oluyorum” ifadeleriyle sürecin değerini vurguladı.
Başarı yolunda en büyük engelin yakın çevreden geldiğini belirten Küçük, “İnanın sizi baltalayan insanlar en yakın çevreniz; akraba, arkadaş, dost… ‘Olmaz, yapamazsın’ derler. Ama siz kendinize inanır, azimle devam ederseniz bir süre sonra o insanlar sizi kabulleniyor. Ardından başarınızı takdir etmeye ve hayranlık duymaya başlıyorlar” sözleriyle yaşadığı süreci aktardı.
Küçük, azim ve inancın önemine dikkat çekerek, “Sonuç odaklı değil süreç odaklı düşünmek gerekiyor. Kendinize inanır ve adım adım ilerlerseniz mutlaka başarı gelir” mesajını verdi.
“Yazar oldum ama hayatımız değişmedi”
Yazar Küçük, yazarlık sürecinin aile hayatına etkilerini anlatarak samimi açıklamalarda bulundu. Kitaplarının yayımlanmasının ardından çevresinden eşine yöneltilen “Yazar eşi olmak nasıl bir şey?” sorusunu paylaşan Küçük, “Eşim afalladı kaldı çünkü onun hayatında hiçbir şey değişmedi. Ben yine yemeklerini yapıyorum, çamaşırını yıkıyorum, evimizi temizliyorum. Yazma zaten hep vardı, o beni yıllardır yazarken görüyordu” dedi.
25 yıllık evliliklerinde sorumlulukların aynı şekilde devam ettiğini vurgulayan Küçük, “Yazar olmadan önce de çocuklarımızla ve evimizle ilgili sorumluluklarımız vardı, yazar olduktan sonra da aynı şekilde devam ediyor. Sadece benim hayatım biraz hızlandı” ifadelerini kullandı.
Eşiyle ve çocuklarıyla “kaliteli zaman” geçirmeye önem verdiğini belirten Küçük, “Uzun zaman değil, kaliteli zaman önemli. Eşimle de çocuklarımızla da kaliteli vakit geçirmeye çalışıyoruz. Yazar olduktan sonra değişen tek şey benim hayatımın temposu oldu” sözleriyle aile hayatındaki dengeyi özetledi.
“İçinizdeki kıvılcımı ateşe dönüştürün”
Yazar Küçük, yazarlık serüvenini ve kadınlara yönelik mesajlarını anlatarak hem annelik hem de yazarlık kimliğini bir arada yaşadığını vurguladı. “Bizde şefkat, merhamet, sevgi var. Bunları kitaplara aktarıyoruz. Gönülden gelen gönüllere gidiyor” sözleriyle yazılarında duygularını yansıttığını ifade etti.
Toplumsal rollerin kendisini sınırlamadığını belirten Küçük, “Evde pijamalı halimle anne ve eşim, masa başında ise yazar Zeynep’im. Hepsi benim, hepsi beni mutlu ediyor. Ben farklı renklerden oluşan bir tablo gibiyim, gökkuşağı gibi” dedi.
Kadınlara hedef belirleme ve azim konusunda tavsiyelerde bulunan Küçük, “Hedefinizi belirleyin, inatçı olun, vazgeçmeyin. Çalışın, çalışın, çalışın. Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz. İçinizdeki kıvılcımı ateşe dönüştürün. Sabırla ilerlediğinizde başarı mutlaka gelir” ifadelerini kullandı.
Ana hedefinin çocuklara yönelik daha fazla kitap yazmak olduğunu söyleyen Küçük, “Çocuklarla buluşmalar yapmak, onların sevgisini ve kucaklamalarını daha fazla yakalamak istiyorum. Kitaplarımda merhamet, sevgi, çalışkanlık gibi değerleri işliyorum. Çocuklarda kitap sevgisini artırmak en büyük dileğim” dedi.
Kadınlardan sık sık “Ekolüm” şeklinde geri dönüşler aldığını belirten Küçük, “Onlara sadece örnek olmak değil, başlangıca sürükleyen bir insan olmak istiyorum. Kadın isterse yapar” sözleriyle mesajını özetledi.





