VERGİ, CEZA, YASAK…

-Efendim, bu ay İngilizler’e yüksek miktarda faiz ödeyeceğiz, hazinede para yok.

-Vergileri artırın.

-Efendim sürekli artırıyoruz zaten, yetmiyor.

-Yeni vergiler koyun. Yetmezse yeni vergileri de artırın.

-Efendim, bu ay şehir hastanelerine, otoyollara, köprülere yüklü miktarda garanti ödemelerimiz var. Bir türlü denkleyemiyoruz.

-Harçları artırın. Pasaport, ehliyet, noter, alım-satım, yurt dışı çıkışlar, ne kadar harç varsa ikiye katlayın.

-Efendim zaten yakın zamanda 4’e katladık.

-Yeni harçlar koyun o zaman.

-Efendim, trafik kazalarında son zamanlarda ciddi artışlar var.

-Ceza yazın. 33 milyon motorlu taşıt var. Yarısına ceza yazsanız, sıkıntı kalmaz.

-Efendim yazıyoruz fakat yetmiyor.

-Hepsine yazın o zaman.

-Efendim kadın cinayetlerini, uyuşturucu ticaretini, mafya faaliyetlerini önlemekte zorlanıyoruz.

-Bütün hapis cezalarını yüzde 50 artırın.

-Efendim artırdık ama yakaladıklarımıza uyguluyoruz. Büyük çoğunluğunu önleyemiyoruz. Artarak devam ediyor.

-Bunların günah olduğu fetvaları artırılsın. 10 bin polis kadrosu daha açın… Var mı başka sıkıntı?

-Efendim enflasyonda yıl sonu hedefinden uzaklaştık. Bu ay yine çok yüksek çıkacak.

-TÜİK’e söyleyin bu ay yüzde 2 artış açıklasınlar.

-Efendim söyledik. Başkan ‘ne yaptıysam yüzde 4’ün altına düşüremiyorum’ diyor.

-TÜİK başkanını görevden alın. Yerine yüzde 2 diyecek birisini getirin.

-Efendim Doları baskılayamıyoruz artık, rezervlerimiz eridi.

-Varlık barışı ilan edin. Kayıt dışı ne kadar döviz varsa gelsin, hesap sormayın. 20 yıl da vergi almayın. Toplanan paralar bir kenarda dursun, seçimde kullanacağız.

-Efendim bu kadar vergi, ceza, yasaktan sonra halkta mırıldanmalar başladı.

-Mırıldanmak, homurdanmak, söylenmek, yakınmak yasaklansın. Uymayanlar gözaltına alınsın, tutuklansın. Mal varlıklarına da el konulsun.

-Ama efendim muhalefet.

-Ekranda, basında, sosyal medyada, mecliste, sokakta muhalefet etmek yasak. Şüphesiz ki her muhalif cezaevini tadacaktır.

X X X

Ülkenin şu andaki yönetim biçimi bu. Vergiyle, cezayla, yasakla, tutuklamayla, kurulu düzen devam ettiriliyor.

Şu anda herkesin her gün hissettiği 130 çeşit vergi var. Ara sıra karşılaşılanlar ise 25 civarında. 150 çeşit vergi dünyanın hiçbir yerinde yok. Deprem vergisi gibi geçici olarak konulan ama sürekli hale getirilen vergiler; MTV gibi çeşitli bahanelerle katmerli olarak alınan vergiler, hele hele verginin vergisi akıllara ziyan uygulamalar.

Daha hükümet bütçesi yapılırken 1 trilyon lira gibi bir rakam trafik cezası geliri olarak bütçeye konulursa, trafik denetimlerinin de nasıl olacağı anlaşılmış olur.

Elimde nisan ayına ait bir su faturası var. 6 ton su kullanılmış. Su bedeli 120 lira. Çevre temizlik vergisi, katı atık vergisi, atık su bedeli gibi bir yığın vergi koymuşlar, bu vergilerin her birine de KTV eklemişler. Yani verginin vergisi. Toplam fatura çıkmış 315 liraya. 120 liralık su tüket 315 lira öde. Her alanda bu böyle.

X X X

Ülke vergiyle kalkınmaz. Cezayla huzur bulunmaz, Yasakla suç bitirilmez. Yüksek faizle İngiliz, Amerikan tefecilerden borç alıp inşaata, yola, lükse, son model makam araçlarına, uçaklara, şatafata harcarsanız; o yolun sonu karanlıktır. Enflasyon, en zaruri ihtiyaçlara yapılan zamlarla, emekliden, emekçiden kısarak düşmez.

Ekonomide, siyasette, sosyal yaşamda, hukukta adalet sağlanarak, her alanda üretim seferberliği yaparak ve gelir dağılımında hak gözeterek huzur ve refah olur. Bu dengeyle toplumsal barış sağlanır. İşte o zaman, eğitimde de, sağlıkta da, çevrecilikte de insani normları yakalarız.

Üretim, üretim, üretim. Tüm yatırımları üretime yönlendirmek. Bilimsel icatlar, teknolojik buluşlar. Üniversitelerde çağdaş, üretime yönelik çalışmalar. Hammadde olarak kullanılacak emtialar ve üretim yapacak makineler dışındaki tüm ithalat ürünlerine kısıtlamalar koymak, uluslararası normlarda marka yaratmak, sanayiye dayalı tarım ve hayvancılığı geliştirmek… Reçete bu kadar net ve basit.

“Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” demiş Hacı Bektaş-ı Veli. Bilimden ayrılmadan zulümden uzak durarak mutlu olur insanlık.