Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne gardaş
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince, her derde, kedere
Ve yürümek ömür boyu, beraberce, el ele
Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş
Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş

Sözleri Melike Demirağ’a ait bu unutulmaz şarkının en sevdiğim bölümüyle aylar sonra gelen yazma arzusu…

Ve bu vakitsiz ayrılık hikâyesi…

İşte öylece içimden kopup gelen hisli üç beş cümle…

20 yıldır hayatımda olan, düştüğümde elimden tutan, benimle gülüp benimle ağlayan, arkadaşlık, dostluk kelimelerinin yetersiz kaldığı kardeşliğinden nasiplendiğim, insanlığıyla her zaman örnek aldığım canım ve de kanım Sevgili Aynur ile yollarımız ayrıldı.

Hiç gitmez sandığım, hep yanı başımda olsun istediğim benim güzel kızım…

Ben daha çocukken o üniversiteyi okumak için gelmişti doğup büyüdüğü İzmir’den memleketi Kırşehir’e.

İşte o gün bugündür biz hep beraber, hep omuz omuza geçirdik hayat denen bu zorlu yolu…

Çok ağladık ama en çok da güldük…

Ve sevdik be, çok sevdik; insanları, börtü böceği, ağacı çiçeği…

Yaşadık onca yıl kardeşliği…

Düştük, kalktık, bir kuşun ölüşüne ağladık…

Şimdi veda vakti geldi çattı, artık gecenin bir yarısı pijamalarımla gidebileceğim bir kapım yok, en depresyon günümde gelip beni yatağımdan çıkaracak bir Aynur’da!

İçimi anlatmaya sayfalar yetmeyecekken, ağlamaktan daha da yazamıyorum…

Avutuyorum kendimi, “Tek canı sağ olsun da; yel essin, kokusu gelsin” diyorum.

Varlığı ile bana güç veren canım dostum, iyi yüreklim, 20 yıllık kardeşliğin için, Beyhan’a kattığın her şey için minnettarım…

Bu bir veda değil biliyorum, seni çok seviyorum.