Şehrimiz Ankara Caddesi’nde faaliyet gösteren “Cansu Teke Beslenme ve Diyet Kliniği” sahibi Uzman Diyetisyen Cansu Teke, ramazan ayında bedene zarar vermeden ibadet etmenin püf noktalarını gazetemiz “Kırşehir Çiğdem”e açıkladı.

“Ramazan ayında mükellef değil mütevazı sofralar kurmalı ve israfın önüne geçmeliyiz” diyen Uzman Diyetisyen Cansu Teke gazetemize yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Ramazan bir aylık bir süreç, bu süreçte yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermek gerekiyor. Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için 4 besin grubunda yer alan besinlerden yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Bu dört besin grubu süt ve süt ürünleri, et- yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze-meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubudur.

Öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan2 saat sonra yapılacak ara öğün olarak düzenlenmeli, küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir. Oruç tutanların mutlaka imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın günlük olarak zararı olmasa da ay boyunca vitamin ve mineral eksiklikleri ortaya çıkaracağı unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 14 saat olan açlığı, ortalama 15-16 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Sahurda süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli, vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir.

IEA: Dünyada elektrikli araç satışları bu yıl 17 milyona ulaşarak güçlü artış gösterecek IEA: Dünyada elektrikli araç satışları bu yıl 17 milyona ulaşarak güçlü artış gösterecek

 Aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulması uygundur. İftar zeytin ve kuru meyvelerde ile başlanmalı ardından çorba ve salata  gibi hafif yemeklerle devam edilmeli, 10-15 dakika mola sonrası az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur.  Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir. Gün boyu kaybedilen su ve mineralleri yerine koyabilmek amacıyla iftardan itibaren sahur sonuna kadar bol su, sade maden suyu, kafein içermeyen bitki çayları tüketilmelidir. İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi, dondurma vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir. Ramazan’ın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur.

 Oruç nedeniyle gün içinde kan şekerinde düşüş olduğundan özellikle iftarda hızlı yemek yenilmekte ve çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Beyin, doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yenildiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle yemekler yavaş yenilmeli, besinler ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır. İftar yemeğinden sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.  Ramazan ayında çokça karşılaştığımız kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (sebzeler, kurubaklagiller, kepekli tahıllar vb.) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan potansiyel riskli besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir. Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği vb.) veya özel durumlarda (hamilelik ve emziklilik) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Sağlıklı, keyifli bir ramazan ayı dilerim.” (HABER: İLKNUR ÖNCÜ)