Ulusal Televizyonlarda Kırşehir
Ülkemizin doğu ve güney bölgelerinde ardı ardına gelen, yüreklerimizi yakan şehit haberleri neticesinde Türkiye’de olduğu gibi Kırşehir’de tepki göstermiştir. 8 Eylül 2015 tarihinde düzenlenen “Teröre Lanet Yürüyüşü” nün ardından çıkan olaylar ve yanan dükkânlar nedeniyle Kırşehir son günlerde ulusal televizyon kanallarının gündeminden düşmemektedir.
Hangi kanalı açarsanız açın Kırşehir’de meydana gelen olayları seyredersiniz. Hem de olaylar spikerler tarafından “ 8 Eylül 2015 tarihinde Kırşehir’de meydana gelen ve dükkanların yakılmasına neden olayların görüntüleri ortaya çıktı “ şeklinde okunuyor.
Yaklaşık kırk beş-elli gün önce meydana gelen olaylar yüz yıllar öncesinde meydana gelmiş, görüntülere de yeni ulaşılmış gibi gündeme getirerek Kırşehir terör kenti, şiddet kenti gibi gösterilmeye çalışılıyor. Oysa bu görüntüler yeni değil, olayların yaşandığı gün ve sonraki günlerde televizyonlarda defalarca gösterilmişti.
Sanki birileri Kırşehir’i aşağılamak, karalamak, Kırşehir insanını öcü gibi göstermek için belirli bir merkezden emir alarak hareket etmektedirler. Kırşehir’i her gün olayların, yakmaların, yıkmaların, adam öldürmelerin yaşandığı başı boş bir kent olarak gösterilmeye çalışılması, Kırşehirlilerin tasvip etmediği bu olayların sürekli gündemde tutulması zoruma gidiyor, kanıma dokunuyor.
Oysa Kırşehir düşman işgaline uğramamış, toprağı, mayası temiz bir kent olup, Anadolu ve Türk kültürünün, örf ve adetinin yaşandığı ender kentlerden olup, hiçbir zaman terör kenti, şiddet kenti olmadığı gibi huzurun, asayişin ve güvenin en üst düzeyde yaşandığı eğitim ve kültür seviyesi yüksek olan bir kent olduğu gibi üniversite ve orta öğretim sınavlarında otuz yıla yakın süre içerisinde Türkiye birincilikleri elde etmiş eğitim ve kültür şehridir.
Aşıkpaşa, Ahmed’i Gülşehri ve Yunus Emre gibi Türk Dilinin öncülerinin Kırşehirli olması, Kırşehir’de yaşamaları “Garipname, Mantıkut Tayr’ı ve Yunus’un Divanı” gibi Türkçe ilk üç eserin Kırşehir'de yazılması nedeniyle araştırmacı tarihçiler Kırşehir için “Türk Dilinin Başkenti “ deyimini kullanmaktadırlar.
Kırşehir' de yetişmiş dönemin evliyaları, İslam Alimleri hılla gölünde iki kez toplantı yaparak, Osmanlı İmparatorluğunun kurulmasına öncülük etmiş, Şeyh Edebalı ve Dursun Fakıh gibi alimlerinin İslamiyet’in yayılmasında, Türklerin Anadolu’yu yurt edinmesinde çok büyük katkıları olmuştur.
Kırşehir Ahi Evran’nın kurduğu ve dünyanın sahiplendiği “Ahilik Teşkilatının” kurulduğu merkezi olup, Esnaf ve sanatkarların başkentidir.
Yine Kırşehir iktidar partisine oy vermediği için haksızlığa uğramış, 1954 yılında ilçe yapılmış, elindeki ilçeleri civar illere verilmiş, kolu kanadı koparılmış, küçültülmüş, milletvekili sayısı beşten, ikiye düşürülmüş, uzun yılar hiçbir devlet yatırımı yapılmamış, ekonomik ve kalkınma anlamında geride kalmış, göç vermiş demokrasi gazisi bir kenttir.
Bu bakımdan ulusal kanallar günlerce yayın yaparak daha önceden yayınlanan görüntüleri, hiç yayınlanmamış gibi tekrar, tekrar gündeme getirerek Kırşehir’i terör kenti, korku kenti, şiddet kenti göstermek yerine Kırşehir’in uğradığı haksızlıkları, mağduriyeti gündeme getirerek haklarının ve itibarının iade edilmesini, tarihteki önemini, Türklüğe ve İslamiyet'e, Türk Diline katkısını gündeme getirseler daha iyi olacaktır.