Tutsakken özgürlüğüne kavuşan kalemler ülke gündeminden düşmüyor

Yaşadığımız Kırşehir’de ve Anadolu coğrafyasında her gün yeni yeni olaylar gündeme geliyor. Ülkemizin başına bela olan terör olayları, ekonomideki kötü gidişat ve durgunluk, siyasi hadiseler, bir türlü yerini bulmayan dış politika ve bunlara dayalı gelişen diğer olaylar sayılabilir.


Ülkemizin başına bela olan terör olayları, ekonomideki kötü gidişat ve durgunluk, siyasi hadiseler, bir türlü yerini bulmayan dış politika ve bunlara dayalı gelişen diğer olaylar sayılabilir.
Geçtiğimiz günlerde Afrika ülkelerine seyahate giden Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesinin Erdem Gül ve Can Dündar hakkında verdiği hak ihlali kararını tanımıyorum dedi. Ayrıca “Benim arkamdan ortalık baya bir çalkalanır artık” demek suretiyle gündemi belirlemiş oldu.
Cumhurbaşkanı söyleyeceğini söyledi ve yurt dışına çıktı, söylediği gibi de oldu, tüm televizyon kanalları, ulusal ve yerel basın hep Anayasa Mahkemesi’nin kararı üzerinde tartışmaya, konuşmaya başladı. Karşı çıkanların olduğu gibi destekleyenler de oldu.
Hatta Anayasa Mahkemesi kararına destek çıkanlar ve hukukun yerini bulduğunu söyleyenlerin bir kısmı Cumhurbaşkanının söyleminden sonra çark ederek bunlarda kabul etmeyenler yani eleştirenler kervanına katıldı.
Şimdi bir vatandaş olarak düşünüyorum da, Yüksek Mahkemenin verdiği karar bir yerde, diğer yerde ise Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı ve AKP’li bakanlar var. Her biri farklı söylemler içerisinde. İşte burada her isteyen hukuku istediği gibi uygulamaya kalkmamalı eğer böyleyse vay ülkemin haline diyorum.
İlginçtir Anayasa Mahkemesinin haddini aştığına yönelik pek çok açıklama yapıldığı gibi, Anayasa Mahkemesi ile ilgili alınan kararların tüm kararların üzerinde olduğu ve herkesi, her kurumu doğrudan bağlayıcılığının bulunduğu da belirtilmektedir.
Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamaya baktığımız zaman devletin hukukunu tanımamak yönünde algılanacak kadar sert olduğu bilinmektedir.
Hatta bir zamanlar omuz omuza mücadele ettiği, kendisini Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan AKP’nin temellerini birlikte attığı Eski TBMM başkanı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç dahi kendisini eleştirerek;“Bu anayasaya göre seçim yaptık. Bu anayasaya göre ant içti parlamentoda. Mesela ant içerken ‘Ben farklı bir Cumhurbaşkanıyım. O zaman farklı bir ant içmem lâzım’ demedi. Mesela Leyla Zana gibi yapmadı. Ant içti, biz de kendisini ayakta alkışladık, bu Anayasaya göre. O zaman ben bu anayasayı tanımıyorum demesi lâzımdı. Bu Anayasanın da 102, 103, 104’ncü maddelerini kullanıyor Sayın Cumhurbaşkanı. Rektörleri atıyor. Askeri Yargıtay’a, Yargıtay’a, Danıştay’a üye seçiyor. O Anayasada yazdığı için. Şöyle diyemeyiz. İşime gelenleri şöyle kabul ederim, işime gelmeyenleri böyle kabul etmem. Bu Anayasa bir bütün… Anayasa Mahkemesi kararları, herkesin uymak, yerine getirmek, kabul etmek zorunda oldukları kararlardır. Ve bu bedihidir, çok açıktır. Malûmu ilân etmektir. Çünkü Anayasa böyledir ve bugüne kadar gelen tüm siyasetçiler de, tüm iktidarlar da anayasa mahkemesi kararlarına uymuştur” dedi.
Benim Bülent Arınç’ı AKP içerisinde bulunduğu süre içerisindeki söylem ve eylemleri bakımından hiçbir şekilde kabul etmem mümkün değildir. Ancak şu söylediği ile de benim düşünce ve görüşlerimi paylaştığı gerçeğini söylemeliyim.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde gazetecilik yaptığı için hapis yatan ve Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar ile özgürlüğüne kavuşan Can Dündar ve Erdem Gül’e yolunuz açık olsun diyorum.