Seyfe Gölü'nün isim kökeni hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte farklı görüşler mevcuttur. Arapçada "yaz/yaz mevsimi" anlamına gelen sayf kelimesinin (günümüzdeki sayfiye/yazlık kavramı), göl sularının yazın çekilmesiyle ortaya çıkan alanları ifade etmek için kullanıldığı düşünülmektedir. Bir diğer görüşe göre ise Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Kırşehir ve çevresinin konar-göçerler tarafından yazlık otlak olarak kullanılması, bu ismin bölgeye verilmesinde etkili olmuştur.
Seyfe Gölü'nde bugüne kadar yaklaşık 187 kuş türü tespit edilmiştir. Bölge; kuluçkaya yatan yaklaşık 50 kuş türünün yanı sıra, küresel ölçekte nesli tehlike altında olan 27 kuş türüne de ev sahipliği yapmaktadır. Göç dönemlerinde havzada 400 ila 480 bin arasında kuşun konakladığı kaydedilmiştir. Ayrıca 300 bin civarındaki flamingo popülasyonuyla dünya üzerindeki en önemli flamingo toplanma alanlarından biridir. Flamingoların yanı sıra turna, toy, angut, çamurcun, kılıçgaga, pelikan, balıkçıl, leylek, sumru ve çeltikçi kuşları da havzanın daimi veya dönemsel misafirleri arasındadır.
Göl suyunun yüksek tuz oranı kışın donmasını engellediği için kuşların dondurucu soğuklarda dahi besin bulmasını sağlar. Göl çevresinden çıkan tatlı su kaynakları ise bölgede özel bir mikroklima alanı oluşturur. Bu özellikleri sayesinde göl, kuşların uluslararası (Afrika-Avrupa) göç rotasında hayati bir mola noktası görevi görmekteydi.
Ancak bu durum 1980'li ve 90'lı yıllarda değişmeye başladı. Açılan drenaj kanallarıyla gölün suyu Kızılırmak'a aktarıldı; ardından çevre ilçelerin su ihtiyacını karşılamak ve tarımsal sulama yapmak amacıyla göl çevresinde çok sayıda kuyu açılarak yeraltı suları hızla çekildi. Yanlış su politikaları sonucu göl, 2000'li yılların başında tamamen kuruyarak adeta bir çöle dönüştü.
Oysa Seyfe Gölü, uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile koruma altına alınmış, 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsünde bir sulak alandır. Ramsar Sözleşmesi, uluslararası öneme sahip sulak alanların ve biyoçeşitliliğin korunmasını hedefleyerek göçmen kuşların yaşam döngüsünü ve su ekosistemlerini güvence altına alır. 1990 yılında koruma alanı ilan edildiğinde 10 bin 978 hektarlık bir alanı kapsayan Seyfe Gölü'nün koruma sınırları, zamanla daraltılarak 5 bin 501 hektara kadar düşürüldü.
Sınırların daraltılmasıyla birlikte gölün tam kıyısında ve besleme havzasında maden şirketlerine (özellikle altın ve gümüş arama/işletme) ruhsatlar verildi. Madencilik atıklarının tahliyesi ve olası siyanürlü atık havuzlarının hem göle hem de çevre köylere geri dönülemez zararlar vereceği açıkken; turizm, ekonomi ve ekoloji açısından hem Kırşehir hem de Türkiye için son derece kıymetli olan bu doğal mirasa yeterince sahip çıkılmaması büyük bir soru işareti ve endişe kaynağı olmaya devam etmektedir.