Kırşehir’in tarihi ve kültürel mirasını ele aldığımız yazı dizimizin bu haftaki bölümünde, kent merkezinde konumlanan ve dünya bilim tarihi açısından büyük önem taşıyan Cacabey Medresesi incelenmektedir. Önceki çalışmalarımızda bu sütunlarda Yunus Emre’nin felsefesi, Ahi Evran’ın esnaf teşkilatlanmasındaki rolü ve Ahmed Gülşehri’nin edebi derinliği incelenerek Kırşehir’in köklü geçmişine dair önemli kesitler bir araya getirilmişti. Bahsi geçen manevi ve entelektüel birikimin mimari ve bilimsel alandaki en somut tezahürü niteliğindeki Cacabey Medresesi, 1272 yılından günümüze ulaşan köklü rasathane (gözlemevi) kimliğiyle bu haftaki bilimsel ve kültürel anlatımızın odağını oluşturmaktadır.
Anadolu Selçuklu mimarisinin ağırbaşlı ve görkemli taş işçiliğini yansıtan yapının dış mimarisi incelenediğinde, köşe noktalarında yer alan üç adet konik sütunun aslında alelade birer süsleme olmadığı görülür. Bu sütunlar, teleskopun icadından asırlar önce Güneş sistemindeki gezegenleri ve roket şeklindeki katmanları sembolize edecek şekilde tasarlanmıştır. Dönemin Kırşehir Emiri Nurettin Cibril Bin Caca (Caca Bey) tarafından inşa ettirilen bu eserin dış cephesine evrenin şifrelerinin işlenmiş olması, o dönem Kırşehir'inde ulaşılan üst düzey astronomi ve matematik seviyesinin en somut kanıtıdır. Dönemin taş ustaları, astronomi bilginlerinin rehberliğinde adeta gökyüzünün haritasını Kırşehir’in kalbine mühürlemişlerdir.
Medresenin iç mekân tasarımı ise Selçuklu mimarisinin kapalı avlulu dehasını gözler önüne sermektedir. Yapının merkezinde gökyüzünün yansımasını içine alacak şekilde konumlandırılmış bir kuyu, tavan kısmında ise doğrudan gökyüzünün gözlemlenmesine olanak tanıyan açık bir kubbe (okulus) yer alır. Gece karanlığında bu açıklıktan süzülen yıldız ve ay ışığı, ortadaki havuzun durgun suyuna yansımakta; müderrisler ve öğrenciler çıplak gözle gökyüzüne bakıp gözlerini yormaktansa, suyun ayna efektini kullanarak gezegen yörüngelerini haritalandırmaktaydı. Bilimi suyun berraklığında sabitleyen bu mühendislik harikası medrese, Kırşehir’in kültürel turizm potansiyelinin ve bilimsel mirasının en kıymetli simgesi olarak varlığını sürdürmektedir.