Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekilleri Sera Kadıgil ve Ahmet Şık ile TİP Parti Meclisi üyesi ve iktisatçı Nazır Kapusuz, kamuoyunda “fon skandalı” olarak gündeme gelen sürece ilişkin ortak basın açıklaması düzenledi.

Basın açıklamasında konuşan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, fon krizinin iktidar tarafından “3-5 çürük elmanın işi” gibi sunulduğunu ifade etti. Kadıgil, yaşananların kamu kurumları ve siyasi sorumluluklar dikkate alınmadan açıklanamayacağını savundu.

Kadıgil, açıklamasında 17-25 Aralık süreci, Kızılay-Ensar Vakfı tartışmaları, deprem dönemindeki çadır satışı, Demirören Grubu’nun Ziraat Bankası kredisi, Ruhsar Pekcan dönemindeki dezenfektan tartışması ile yap-işlet-devret projelerini de hatırlattı. Kadıgil, fon sürecinin yalnızca belli isimler üzerinden magazinleştirilmesine karşı olduklarını belirterek, “Bu işin gerçek sorumlularının ve bu sistemi kuranların görünmez hale gelmesine izin vermemek” gerektiğini söyledi.

“Bu klasik bir Ponzi sistemi değil” iddiası

TİP PM üyesi ve iktisatçı Nazır Kapusuz ise fon sisteminin teknik işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kapusuz, yaşananların klasik anlamda bir balon veya Ponzi sistemi olarak görülmemesi gerektiğini ileri sürdü.

Kapusuz, açıklamada Tera Grubu üzerinden örnek verdiği mekanizmada sığ hisselerin toplandığını, kapalı fonlar aracılığıyla bu hisselerin değerlerinin yükseltildiğini, daha sonra bu değerlerin teminat gösterilerek başka fonlardan kaynak sağlandığını iddia etti. Sistemin birbirini besleyen ve şişen bir yapı oluşturduğunu öne süren Kapusuz, buna “matruşka balon sistemi” tanımlamasını yaptı.

Riskli fonlara erişimdeki kuralların zayıflatıldığı ve küçük yatırımcıların yeterli güvence olmadan yüksek risk taşıyan işlemlere yönlendirildiği iddiasını da dile getiren Kapusuz, kamu gözetiminin bu noktada yetersiz kaldığını savundu.

Kapusuz, SPK, BDDK, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul, Türkiye Varlık Fonu ve ekonomi yönetiminin sürecin araştırılması gereken aktörleri olduğunu söyledi. Bu kurumların herhangi birindeki üst düzey yöneticinin itirazı halinde sistemin işleyemeyeceğini ileri süren Kapusuz, olayın “organize bir suç mekanizması” olarak soruşturulması gerektiğini belirtti.

“19 Mart sonrasında hisseler hareketlendi” değerlendirmesi

Kapusuz, 19 Mart 2025 sonrasında Borsa İstanbul’daki sert düşüşe dikkat çekti. Bazı hisselerin bu dönemde yükselişe geçtiğini ifade eden Kapusuz, fon krizinin çıkış noktasının 19 Mart süreci olduğunu savundu.

Mehmet Şimşek’in Kasım 2025’te fonlardaki manipülasyona ilişkin uyarısına rağmen etkili bir müdahale yapılmadığını öne süren Kapusuz, o dönemde müdahale edilmesi halinde zararın daha düşük kalabileceğini iddia etti. Kapusuz, fon gelirlerinden alınan stopaj vergilerinin arttığını, bu nedenle devletin de sistemden gelir elde ettiğini ileri sürdü.

Açıklamada, fonlar üzerinden oluştuğu öne sürülen zararın yaklaşık 1 trilyon TL seviyesine ulaştığı ifade edildi. Bu tutarın kamu kaynaklarına ve halkın vergilerine yüklenmemesi gerektiği vurgulandı.

Kırşehir Ticaret Borsası’nda seçim yarın! Üç aday yarışacak, kazanan kim olacak?
Kırşehir Ticaret Borsası’nda seçim yarın! Üç aday yarışacak, kazanan kim olacak?
İçeriği Görüntüle

Şeffaf Soruşturma Ve Kayıtların Açıklanması Çağrısı

Ahmet Şık da konuşmasında soruşturmanın siyasi ve bürokratik boyutunun araştırılması gerektiğini savundu. Şık, kamuoyunda yatlar, villalar ve bazı popüler isimler üzerinden yürüyen tartışmaların soruşturmayı “yatay” biçimde genişlettiğini; buna karşılık siyasetten ve bürokrasiden kimlerin sürece dahil olduğunun “dikey” olarak araştırılması gerektiğini söyledi.

Şık, Fatma Betül Sayan Kaya ile ilgili kamuoyuna yansıyan belge ve iddiaların kaynağının da araştırılması gerektiğini belirtti. Açıklamada, Kaya’nın yanı sıra Erdin Özel, Enver Çevik, Kemal Akkaya, Neslihan Mumcu ve bazı bürokratik bağlantılar hakkında kapsamlı inceleme yapılması çağrısında bulunuldu.

TİP yöneticileri, ilgili fonlara ait portföy dökümlerinin, Takasbank kayıtlarının, iade taleplerinin ve 28 Ağustos 2026 öncesinde fonlardan çıkış yapan büyük yatırımcıların bilgilerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Offshore bağlantılı şirketlerin, yabancı kurumlar adına tutulan fon paylarının ve büyük yatırımcı hareketlerinin de araştırılması gerektiği ifade edildi.

Şık, MASAK, SPK ve Borsa İstanbul kayıtlarında fon sisteminin üst düzey aktörlerine ilişkin bilgilerin bulunduğunu öne sürerek, bu isimlerin açıklanması çağrısı yaptı.

Akın Gürlek, SPK Ve Diğer Kurumlar İçin Çağrı

TİP’in ortak açıklamasında, Akın Gürlek’in görevden ayrılması talep edildi. Açıklamada, Gürlek’in eşinin SPK üyesi olduğu belirtilerek, SPK’nin soruşturulması gereken kurumlar arasında bulunması nedeniyle yargı sürecinin objektifliği konusunda soru işareti doğduğu savunuldu.

TİP, SPK, Borsa İstanbul, Takasbank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu yönetim kurulları ile üst düzey yöneticilerinin istifa etmesi gerektiğini de belirtti. Bu kişiler hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığının soruşturma izni vermesi ve adli soruşturma başlatılması çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, söz konusu kurumlarda kıdemi ve yetkinliği bulunan kişilerin geçici olarak görevlendirilmesiyle krizin derinleşmesinin önlenebileceği ifade edildi.

TBMM’de Komisyon Ve Mal Varlığı Araştırması Talebi

TİP yöneticileri, TBMM bünyesinde fon yapılanmasını araştırmak üzere bir komisyon kurulmasını istedi. Açıklamada, TİP’in “TPA suç örgütü” olarak nitelediği yapı kapsamında milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı bürokratları, bakanlık çalışanları ve siyasi parti yöneticilerinin işlemlerine dair bilgi ve belgelerin komisyonla paylaşılması talep edildi.

TİP ayrıca son beş dönemde görev yapan milletvekilleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde görev yapan bakanların mal varlıklarını araştırmak üzere bağımsız gözlemcilerin de dahil olacağı ayrı bir komisyon kurulması çağrısında bulundu.

Kadıgil, Meclis’teki bazı milletvekillerinin yüksek değerli saatler, araçlar ve çantalar kullandığını söyleyerek, bu servetlerin kaynağının araştırılması gerektiğini ifade etti.

“Küçük yatırımcının zararı halkın sırtına yüklenmesin”

Açıklamada, fon sisteminde yüz binlerce yurttaşın mağdur olduğu belirtildi. Evini, düğün parasını veya çocuğunun eğitimi için biriktirdiği parayı fonlara yatıran küçük yatırımcıların zararlarının kamuya yüklenmemesi gerektiği vurgulandı.

TİP, katılım evi taksiti ödeyen 320 bin katılımcının zarar görmemesi için Türkiye Emlak Katılım Bankası’nın oluşan kamu zararının el konulan mal varlıkları ve bloke edilen tutarlardan karşılanmasını istedi.

Kadıgil, fon krizinin maliyetinin vergi yükü altındaki yurttaşlara, emeklilere ve asgari ücretlilere yüklenmemesi gerektiğini belirterek, “Her kim çaldıysa zarar o kaynaklardan karşılanmalı” dedi.

TİP İhbar Hattı Açtı

Türkiye İşçi Partisi, fon vurgununa ilişkin bilgi, belge veya mağduriyet yaşayan yurttaşlar için ihbar hattı açtığını duyurdu. TİP, konuya ilişkin bilgi ve belgelerin [email protected] adresi üzerinden paylaşılabileceğini bildirdi.

Açıklama, fon sürecinde sorumluluğu bulunan herkesin yargılanması, soruşturmanın şeffaflaştırılması ve kamuoyunun tüm işlem kayıtları hakkında bilgilendirilmesi çağrısıyla sona erdi.

Muhabir: Nurten Ceylan - Damla Yeşilli