Yakınma, herhangi bir suç nedeniyle zarar gördüğünü düşünen kişinin, ilgili yerlere yaptığı başvuru olarak bilinir.

"Baktım sevecek kimse yok.

Bende yalnızlığı sevdim."

Hayatınızı paylaşacağınız insanları iyi seçeceksiniz. İnsanın ucuzuna denk gelen bedelini ağır ödüyor. Bilmeden, hesapları iyi yapmadan balıklamaya atlarsınız. Önceleri iyi gördüğünüz, çok şey beklediğiniz kişi size öyle bir kılçık atar ki, ömür boyu işin içinden çıkamazsınız.

Kimseden yaralarımızı sarmayı istemedik. Hep güzel davrandık. İyi davrandıklarımız, yüceltmeye çalıştığımız kişiler gün geldi başkalarından önce yaralarımıza tuz bastılar.

"Bazı insanlarla biraz erken, bazılarıyla geç tanışmak,

bazılarıyla da hiç tanışmamak isterdim."

Dost bildiklerimiz her nedense hep akşam kayboldular. Çünkü akşam karanlık bir de yalnız kalırsanız mutlaka bir dosta arkadaşa ihtiyaç vardır.

Başkaları tarafından hoşa gitmeyen davranışları karşılıksız bıraktık. Her şeyi içimize attık, sabrettik. Yaptıkları haksızlıklara dayandık.

Bizler çocukluğumuzu yaşamadan büyüyen insanlarız. Çocukken koyunların, sığırların arkasında koştuk. Boyumuz yetmeden küçük yaşlarda tırpanla ekin biçtik. Ensemizde tokat sırtımızda sopa eksik olmadı.

Bazen çobanlık, bazen çiftçilik, bazen bulaşıkçılık, bazen ırgatlık yaptık. O zamanlar mutluyduk. Bilmem neden ? Ayağımızdaki ayakkabı yürürken dil atıyordu. Giydiğimiz pantolonun dizleri ve arka kısımları yamalı gezerdik. Ama yine de mutluyduk.

O zamanlar yalnızım, kimsesizim diye sızlanırdık. Yalnızdık. Üzülürdük. Büyüdükçe karşımıza öyle insanlar çıktı ki yalnızlığı ve kimsesizliği özler olduk.

Ölesiye sevdiğiniz insanlar, sevmediğiniz izler bırakıyor içinizde.

Önceleri saygı vardı. İnsanları koruma vardı. Çırakken iyi işler yapan ödüllendirilirdi.

Hz. Ali der ki ;

"Sakın insanın iyisi ile kötüsünü bir tutma.

Çünkü eşitlik, iyileri iyilikten soğutur."

İyi ile kötüyü ayırt edemedik. İnsan hangi yaşta olursa olsun tutunacağı bir ele, konuşacağı birine içten bir sevgiye muhtaçtır. Dalından şüphe ettiğimiz ağacın gölgesinde soluklanmaya çalıştık. O dalın kırılıp, zarar verebileceğini hesap edemedik.

Yaşamımız boyunca yalanı yalancı ile, yanlışı cahille tartıştık. Yalancıya gerçeği, cahile doğruyu anlatamadık. Çünkü onlar bildiklerinden asla taviz vermediler. Hep onlar haklı çıktı.

Dert dostlarıma uğramasın diye her gece evimde misafir ettim. Dertler bitince ne misafir kaldı, ne dostlar. Zaman, bütün hayallerimize ağzının payını verdi. Olması için çaba sarfettiklerim bu gün pişmanlıklarım oldu.

"Kimselere bir şey demeden tek başına

sorunlarla cebelleşmek çok zor."

Anlatsan da söylesen de dert sende kalıyor. Komşuluk diye bir güzellik vardı. Nereye taşındı bilen var mı ? Şimdi ne komşu, ne arkadaş, ne de akraba kaldı. Eskiden insanlar ve komşular birbirinin dertlerine ilaçtı. Günümüz insanları sadece işi bitene kadar yanında duruyor.

Öyle zamana geldik ki ! Ne komşun, ne kardeşin, ne çocukların, ne de yıllardır kahrını çektiğin eşin dahi hatırını sormuyor. Düşersen sadece fıkırdaşarak gülüşüyorlar.

Sözün özü ;

"Kaybettiklerim arasında

En çok gençliğimi özlüyorum."

Başkalarını mutlu ederek mutlu olunmuyor. Her şey herkese anlatılmıyor. Paran varsa insanlar seni tanıyor, paran yoksa sen insanları tanıyorsun. Tanıştığımız gibi insan kalmadı hiç. Hepsi değişti birden. Her halde yaşlandık ve işe yaramaz hale geldik !

Yüreğimin selamı var yüreğinize. Huzur dolu, sağlıklı günler dilerim hepinize...