Siyasilerin konuşma üslubu ayağa düştü!

Siyasilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptıkları açıklamaları, konuşmaları, sataşmalara verilen cevaplara bakıyoruz da her seçim sonrası maalesef kalite giderek ayağa düşüyor. Bakanlık yapmış, Meclis Başkanlığı yapmış, bilmem kaç dönemdir milletvekilliği yapıyor, ama ağzından çıkanı kulağı duymuyor.


Bakanlık yapmış, Meclis Başkanlığı yapmış, bilmem kaç dönemdir milletvekilliği yapıyor, ama ağzından çıkanı kulağı duymuyor.
İşte 7 Haziran seçimleri sonrası açılan Meclis, yemin töreninin ardından tatile girmişti. Ama CHP’nin önerisi ile terör olaylarını görüşmek üzere yeniden açıldığında Meclis’teki partilerin, onların sözcülerinin birbirlerine karşı kullandıkları sözler gerçekten onur kırıcıydı. En çok HDP’lilerin konuşmaları diğer milletvekillerini tahrik edip, kışkırttı.
AKP’nin sözcülerinden Bülent Arınç, konuşurken laf atan, sataşan HDP’li bir bayan milletvekiline “Sus, sus. Edepsizlik yapma. Kadınsın seni uyarıyorum” sözleri bardağı taşırdı.
Sosyal medyada kınandı. 40 bin imza toplayan kadın temsilcileri Bülent Arınç’ın özür dilemesini istediler. O da, “Özür dileyecek bir şey yapmadım. Biz kadınlara en çok değeri veren insanlarız” dedi. Hiç de inandırıcı olmadı ya.
Selahattin Demirtaş “Bu halk Abdullah Öcalan’ın posterini Kürdistan’a asamayacak da, nereye asacak? Buna alışsanız iyi olur, çünkü biz daha Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini” dedi.
Figen Yüksekdağ “biz sırtımızı YPG’ye, YPJ’ye, PYD’ye yaslıyoruz, söylemekten de çekinmiyoruz” dedi.
Kimseden tık çıkmadı
HDP milletvekili, Diyarbakır belediye eski başkanı Osman Baydemir “devlet aklına mesajımız var, hassiktirin diyorum” dedi kimsenin umurunda olmadı!
HDP milletvekili Abdullah Zeydan “Kürt halkının gücünü test etmeye çalışanlara çağrı yapıyoruz, PKK sizi tükürüğüyle boğar” dedi millet nedense sesini çıkarmadı!
HDP milletvekili Burcu Çelik Özkan, köy korucularına seslendi, “o keleşi size çevirmesini çok iyi biliyoruz, bu memleketten defolup gideceksiniz” dedi kimse ayağa kalkıp “Siz ne diyorsunuz?” diyemedi.
Seçim öncesi HDP’nin Batman mitinginde “barajı aşarsak, bizler bulutuz, güneşiz, yağmuruz, barajı aşamazsak, benim meskenim dağlardır dağlar” pankartı açıldı kimse “ne konuşuyorsunuz?” diyemedi.
Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık “ellerinde bayraklarla Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyerek saldıranlara demiştim ki, Mustafa Kemal’in askeri değil, generali olsanız ne yazar, it sürüleri” dedi kimseden yine çıt çıkmadı!
HDP milletvekili Altan Tan “CHP yerli inek gibi, dünya kadar ot yedirirsin, sütünde artma olmaz” dedi, CHP’liler “siz kime diyorsunuz?” diyemedi.
PKK’lılar Ağrı dağında temsili mezar kazdı, mezar taşına “TC” yazdı, TC’nin gömülme töreninde konuşan HDP milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu “Kürtler uyandı, hiç boşuna çırpınmayın” dedi, ülkesini sevenler ayağa kalkmadı.
HDP milletvekili Pervin Buldan “PKK terör örgütü değildir” dedi.
Selahattin Demirtaş “HDP, başkan Apo’nun projesidir, bunu unutmadan çalışmalıyız” dedi ve hiç kimse rahatsız olmadı.
Ama MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli “şerefsizler” dedi herkes ayağa kalktı.
Bütün bu söylenenlere “şerefsiz” lâfı niye bu kadar battı?
Demek ki ne kadar vatan haini şerefsiz varsa bu lâf üzerine almışlar
İşte Türkiye, işte Türk Milleti’nin geldiği durum bu!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bakıyoruz.
Yaşını başını almış…
Okumuş, yazmış…
Koca adamlar…
Bağrışıp duruyorlar!..
Birbirlerine…
“Ahlaksızlık etme…”
“Sensin ahlâksız…”
“Terbiyesiz…”
“Sözümü kesme…”
“Bana hakaret edemezsin…”
“Yeter be…”
“Sus… Biraz dinlemeyi öğren…”
“Partime hakaret edemezsin…
“Siz ilkesizsiniz…”
“Yaptığınız hareketlerden dolayı özür dileyin…”
“Biraz saygılı olmayı öğren…”
“Önce ilkeli, namuslu ve dürüst olalım…”
“Halka saygılı olmayı öğren…
“Ayıp…”
“Niye o gün öyle demediniz de bugün böyle diyorsun?..”
“Namuslu ol… Şerefli ol…”
“ Namuslu olmayı senden öğrenecek değilim…
Ve daha pek çok söz…
Televizyonda izledik canlı yayında.
Meclis’teki bu konuşmalar nereye kadar gidecek bilemiyoruz.
Bir zamanlar Meclis’in hatibi o konuşurken Meclis’te sinek bile uçamazdı.
Kırşehirli hemşehrimiz Osman Bölükbaşı’dan bahsediyorum.
O büyük Türk milliyetçisiydi. Bugün Meclis’te o olsaydı böyle devletime, orduma, polisime, Atatürk’e saldırabilirler miydi?
Bölücü vatan hainleri böyle ağızlarının salyalarını akıtabilirler miydi? Hepsini dünyaya geldiğine pişman ederdi!..
Nerde bir Osman Bölükbaşı?
Nerde böyle vatansever, yiğit adam?
Yeri gelmişken hatırlatayım ki Osman Bölükbaşı Meclis’te konuşurken bir milletvekili laf atmış.
“Erkek misin Osman Bey?” demiş.
Osman Bölükbaşı’ya lâf atmak öyle kolay mı?
Cevabı hazır.
“Erkekliğimi ihaleye çıkarsalar üstünde kalır” demiş.
Bu duruma lâf atan milletvekili, “Sen erkeksen, ben de koçum” demiş.
Bölükbaşı’nın cevabı hazır:
“Belli belli. Boynuzlarında belli” demiş.
Lâf atan milletvekili:
“Tamam Osman Bey” deyip soluğu Meclis’i terk etmekte bulmuş.
Eski milletvekillerinden rahmetli Cevdet Akçalı anlatmıştı. Anlatmıştı da Kırşehir eski Milletvekili rahmetli Mustafa Aksoy dostumuz da bana nakletmişti.
Adana’nın ilçelerinin birinde… Bir tarihte… İki kişi mahkemelik olmuşlar.
Hakim davacıyı ve davalıyı dinlemiş.
Sıra tanığın dinlenmesine gelmiş.
Tanık önce yemin etmiş:
“Doğru söyleyeceğime Allah’ım ve namusum üzerine yemin ederim.”
Sonra hakimin sorularını yanıtlamış.
Taraflardan biri dayanamamış, “Hakim bey tanık yalan söylüyor.”
Ve tanığa dönmüş:
“Söylediklerinin doğru olduğuna anan ve avradın üstüne yemin et.”
Tanık:
“Az önce Allah ve namusum üzerine yemin ettim ya.”
“Bir de anan ve aradın üstüne yemin et.”
Tanık:
“Yooo… O kadar da değil… Etmem… Bu işe ana, avradı karıştırma.”
Hatırlıyorum da geçen dönem işin içine ana-avrat da katılmıştı.
Ölçüyü… Kontrolü kaçırmamak lazım.
Saygılı, terbiyeli olarak Atatürk’ün Meclisi’nde olduklarını unutmamalılar.
Bugün görüyoruz ki Meclis açık olmadığı halde siyasi partilerin sözcüleri, genel başkanları adeta kışkırtıcılık yapıyorlar.
Biliyorum sizler gibi ben de sevmiyorum. İmralı’daki katil Apo’nun beyinleri yıkanmış, satılmışları yine askerimizi, polisimizi şehit ediyor. Yine analar ağlıyor, yine şehitler geliyor. HDP’ye oy verenler de kıs kıs gülüyorlar herhalde!
7 Haziran seçimlerinde yüzde 13’lük oy oranıyla 80 milletvekili çıkaran PKK’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki uzantıları, şımarıkları ve sözcülerinin “Tabi sırtımızı şuraya dayadık, buraya dayadık!” diyerek rest çekmesi ve liderlerinin seçim öncesindeki tavırlarından farklı davranışlar gösterip AKP’yi de, MHP’yi de hedef almalarından sonra MHP Genel Başkanı Devleti Bahçeli’nin “şerefsizler” sözü hoş olmadı.
Kabullenmelisin senin kadar milletvekili çıkarmış, sen de zaman zaman AKP’ye koltuk değneği olduğunu unutma. Ne sözün belli, ne icraatın belli!
En önemlisi bir liderin ağzından böyle sözler çıkmamalı.
Ne dediler HDP’liler “Misliyle iade ediyoruz” dediler.
Zira bu durum size ve partinize oy kaybettiriyor, sizi büyütmüyor. Daha bu yanlışlıklarınız ve yalpalamanız nereye kadar gidecek?
Yıllar önceydi. Kırşehirli Osman Bölükbaşı’nın partisinden milletvekili seçilen Adalet Partisi’nin Genel Başkanı ve Başbakanı Süleyman Demirel’i acımasızca eleştirdiğinde daha sonra Demirel’in partisine geçen Memduh Erdemir’e, Demirel’in verdiği cevap da en az onun kadar ağır olmuştu. Merak ediyorsanız o ben de kalsın!
Süleyman Demirel’in Başbakanlık dönemi…
Siyasi ortam çok gergin.
Bir gün muhalefetten gelen eleştirilerin ölçüsü kaçınca, eleştiriler hakaret boyutuna ulaşınca…
Süleyman Demirel, Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’e demiş ki:
“Sen yanıt ver.”
Tecrübe küpü Çağlayangil yanıt vermiş:
“Tezyip, müzeyyifin değeri ile ölçülür.”
Kimi alkışlamış, kimi de ne diyor anlamadık diye baka kalmışlar.
Çağlayangil’e gazeteciler sormuş.
“Efendim verdiğiniz cevap neydi. Anlayamadık. Türkçesini söyler misiniz? Türkçesi nedir demişler.”
İhtiyar kurt Çağlayangil gülmüş.
“Anlayanlar anladı… Türkçesi şu: Kötüleme, kötüleyenin değeri ile ölçülür.”
İktidar partisi de, HDP de dün sarmaş dolaştılar. Bugün ne oldu? Birbirlerine saldırıp, hakaret edip kirli çamaşırlarını ortaya döküyorlar. Atatürk’ün Meclisi’nde konuşma üslubuna biraz dikkat.