Kırşehir'de iklim krizi, kuraklık, madencilik faaliyetleri ve ekolojik yıkımın ele alındığı Halkların İklim Zirvesi Kırşehir Buluşması, Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezi Gönül Dağı Toplantı Salonu'nda gerçekleştirildi. Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi öncesinde yapılan toplantıda, iklim krizinin yerelde yarattığı etkiler ve çözüm önerileri değerlendirildi.

Çevre örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda vatandaşın katıldığı toplantıda; iklim adaleti, kuraklık, hava kirliliği, madencilik faaliyetleri ve Kırşehir'in önemli doğal değerlerinden biri olan Seyfe Gölü'nün korunması gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Gündemde İklim Krizi, Madencilik ve Seyfe Gölü Vardı

Whatsapp Image 2026 07 20 At 19.49.18

Toplantıda iklim krizinin yalnızca küresel ölçekte değil, Kırşehir'de de her geçen gün daha görünür hale geldiği ifade edildi. Kuraklığın tarımsal üretimi tehdit ettiği, hava kirliliğinin yaşam kalitesini düşürdüğü ve madencilik faaliyetlerinin doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi.

Katılımcılar, özellikle son yıllarda büyük ölçüde kuruyan Seyfe Gölü'nün korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğu görüşünü dile getirdi. Toplantıda gölün yeniden canlandırılmasına yönelik öneriler ve yerelde yürütülebilecek ortak çalışmalar da değerlendirildi.

"İklim Krizi Tesadüf Değil, Sistemsel Bir Kriz"

Program kapsamında yapılan sunumlarda iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları bulunan bir adalet meselesi olduğu vurgulandı.

Katılımcılara dağıtılan bilgilendirme metinlerinde; fosil yakıt kullanımı, madencilik faaliyetleri, aşırı tüketim, plansız kentleşme ve doğal varlıkların sermaye odaklı kullanımının iklim krizini derinleştirdiği ifade edildi. Krizin etkilerinin ise kuraklık, tarımsal verim kaybı, artan gıda fiyatları, su kaynaklarının azalması, aşırı sıcak hava dalgaları ve sağlık sorunlarıyla en çok emekçileri, çiftçileri, kadınları ve dar gelirli kesimleri etkilediği anlatıldı.

COP31 Süreci Değerlendirildi

Whatsapp Image 2026 07 21 At 12.10.09E

Toplantıda, Kasım ayında Antalya'da resmi olarak gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) süreci hakkında da kapsamlı bir sunum yapıldı.

Sunumlarda yaklaşık otuz yıldır devam eden COP toplantılarına rağmen küresel sera gazı emisyonlarının artmaya devam ettiği belirtilirken, mevcut müzakere süreçlerinde devletlerin ve büyük şirketlerin etkisinin belirleyici olduğu ifade edildi. Kararların oy birliğiyle alınmasının birçok önemli adımın atılmasını geciktirdiği, şirket lobilerinin iklim politikaları üzerindeki etkisinin arttığı ve verilen taahhütlerin büyük bölümünün hayata geçirilmediği yönünde değerlendirmelerde bulunuldu.

Katılımcılar, iklim krizine karşı yalnızca uluslararası zirvelerin değil, yerelden yükselen halk hareketlerinin de belirleyici olması gerektiğini dile getirdi.

İklim Adaleti Vurgusu

Toplantıda yapılan sunumlarda iklim adaletinin yalnızca karbon salımını azaltmaya yönelik teknik politikalarla sınırlı olmadığı ifade edildi.

Konuşmalarda, iklim krizinin yarattığı yükün toplumun tüm kesimlerine eşit dağılmadığı; en ağır bedeli emekçilerin, küçük üreticilerin, kadınların, gençlerin ve yoksul kesimlerin ödediği vurgulandı. Bu nedenle iklim politikalarının yalnızca emisyon hedeflerine odaklanmasının yeterli olmayacağı, sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiği belirtildi.

Sunumlarda ayrıca enerji dönüşümü sürecinde çalışanların hak kaybı yaşamaması için adil geçiş politikalarının uygulanmasının önemine dikkat çekildi. Kadınların iklim politikalarının oluşturulduğu karar mekanizmalarında eşit temsil edilmesi, yerel yönetimlerin çevre politikalarında daha fazla yetki ve kaynakla desteklenmesi, kırsal bölgelerde yaşayan yurttaşların ve iklim krizinden doğrudan etkilenen toplulukların karar alma süreçlerine aktif biçimde katılması gerektiği ifade edildi.

Konuşmacılar, doğanın korunmasının yalnızca çevrecilerin değil, yaşam hakkını savunan tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirterek iklim mücadelesinin demokrasi, sosyal adalet ve insan hakları mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini dile getirdi.

Antalya'daki Halkların İklim Zirvesi İçin Çağrı

Toplantıda, 14-18 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi hakkında da bilgi verildi.

Resmi COP31 toplantılarına alternatif olarak planlanan zirvenin; emekçilerin, çiftçilerin, kadınların, gençlerin, ekoloji hareketlerinin, bilim insanlarının ve yerel toplulukların ortak mücadele zemini oluşturmasını hedeflediği aktarıldı.

Kırşehir Ticaret Borsası'ndan ÜPAK Başvurusu İçin Önemli Duyuru
Kırşehir Ticaret Borsası'ndan ÜPAK Başvurusu İçin Önemli Duyuru
İçeriği Görüntüle

Katılımcılar, il ve ilçe düzeyinde iklim meclislerinin kurulması, yerel dayanışma ağlarının güçlendirilmesi ve iklim adaleti mücadelesinin tabandan örgütlenmesi çağrısında bulundu.

Toplantının sonunda ise vatandaşlara, "Katılın; iklim krizine, madenciliğe, kuraklığa, hava kirliliğine ve ekolojik yıkıma karşı hayatı birlikte örelim, Seyfe Gölü'nü birlikte koruyalım." çağrısı yinelendi.

Muhabir: Nurten Ceylan - Damla Yeşilli