Seviyen ne ki!
Kırşehirli kadınların ve tüm kadınların ortak ve kendine özgü sorunlarının görünür kılınıp, çözümü adına “Dünya Kadınlar Günü”nü kutluyorum. Valilik ve Belediye Başkanlığı, siyasi partiler gibi bazı kurum ve kuruluşlarca Kırşehir’de bir takım etkinlikler düzenlenerek kadınların günü kutlandı.
Valilik ve Belediye Başkanlığı, siyasi partiler gibi bazı kurum ve kuruluşlarca Kırşehir’de bir takım etkinlikler düzenlenerek kadınların günü kutlandı.
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” bundan 160 yıl önce New York’ta, dokuma işçisi kadınların çalışma saatlerinin, on altı saatten on saate indirmek için yapmış oldukları grevde, bir yangın çıkar ve kapılar dışardan kilitlendiği için dışarı çıkamazlar. Sebebi bilinmeyen bu yangında 120 kadın can verir. 8 Mart 1857 yılında çıkan yangında ölen dokuma işçisi kadınlar anısına, Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiş bu gün, daha sonra bütün kadınlar emekçidir mantığıyla, bakanlar tarafından “Dünya Kadınlar Günü” olarak da kabul edilir. Bu özel ve anlamlı gün, 1921 yılından bu yana ülkemizde de kutlanır.
Kadının toplum içinde erkeklerle eşit olarak var olup olmadığının sorgulandığı, sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal yönünün tartışılıp iyileştirilmeye çalışıldığı, önemli bir gündür aslında.
Peki, nasıl kutlanılır?
Bu günü ranta dönüştürmeye çalışanlar, alış-veriş için kadınlara özel kampanyalar, indirimler yapar. Siyasi aktörler ise, kadınları nasıl sevip değer verdiklerine dair övgü mesajları yayınlar.
Ancak kadınlar cephesinde realite nasıldır?
Yeni yapılan araştırmalarda kadının en önemli sorunun şiddet, ardından işsizlik ve eğitimsizlik geldiği yönünde olduğudur.
Yine son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalarda erkek ve kadının zeka olarak eşit olduğuna dair sonuçlar çıkıyor. Kadının haklarından çok, ev içinde yapması gereken görevleri olduğu için; sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik alanda yer almakta sıkıntı yaşıyor. Kadının görevi ne olursa olsun, yine de ev işi görevi kadına ait bulunuyor. Türk kadınının diğer kadınlara oranla en çok ev işi yaptığı sonucu çıkıyor.
Kadınlar zekada erkeklerle eşit, aile içi sorumluluk almaktaysa birinci.
Yine sayı olarak toplumun yarısı olan bu büyük potansiyel, olduğu her yere huzur ve naiflik katan kadınlar, neden hala şiddetle, işsizlikle, eğitimsizlikle baş başa bırakılıyor?
Bireysel olarak bakıldığında, siz kendinizden daha eğitimsiz, yada zeka seviyesi daha düşük bir biriyle mi muhatap olmak istersiniz, yoksa kendinizi geliştiren y ada yaptığınız sohbetten haz veren biriyle mi sohbet etmek istersiniz?
Ben kendi adıma belirtmek isterim ki; yetişmiş nitelikli insanlarla kendimi geliştirmek ve iletişim kurma olanağımın sağlanmasını tercih ederim. Bireysel olarak, bilinçli bir insanla muhatap olmanın hayatımıza kattığı yararları gördüğümüz halde, kadını ve erkeği ile eşit bir toplumun, ne kadar bilinçli, üretken-kalkınmış olabileceğini tahmin etmek zor olmazsa gerek.
İnsan bir benzeri ile anlaşır. Arkadaş, dost, yoldaşlık eder.
Peki, insanları cahil bırakıp kendinize biat ettirmeyi mi tercih edersiniz, yoksa yetişmiş insanlarla daha iyi şeyler üretmeyi mi? Bana kalırsa çapınız neyse insanlara bakışı çapınızda öyledir.
Kadına, çocuğa, gence, erkeğe, engelliye, yaşlıya, mazluma, doğaya; çalışma hayatına, eğitime, sanata, ekonomiye dair yönetim biçiminizi, varmak istediğiniz nokta/vizyonunuz belirler.
Aile içi şiddetle baş başa bırakılmış, eğitimsiz, dolayısıyla işsiz- parasız, geleceği için planlar yapmaktan aciz, kaderiyle baş başa bırakılmış kadınlar, vurulup, kullanılıp kırılıp döküldüğünde sizin için hiçbir şey ifade etmiyor olamaz. Bu sorun sosyal bir sorun ve bütün toplumun sorunu olarak, insanlığımızdan utanılacak bir tokat gibi suratımıza vurulmaz mı?
Önceleri, belki bilinçsizce, kadın- erkek ayrımı yapılırken, bugün kadınların nasıl önemli bir potansiyel olduğu ve kadınlar lehine uluslararası sözleşmeler ortadayken, hala kadının giyimi, eğitimi, çalışıp/çalışmaması, erken yaşta evlenmek zorunda bırakılması, kaderleriymiş gibi baskılanmaya çalışılırsa, burada artık hiç bir iyi niyet olduğu söylenemez.
Bari bugün, kadınlara lütfen kimseler iltifat etmesin, hediye almasın, hele çiçek hiç vermesin.
Artık kadınlara balık vermenin değil, kadınlarla balık tutmanın vaktidir.
Not: ‘8 Mart Kadınlar Dünya Kadınlar Günü’ kutlamaları için 7 Mart’ta Bursa’dan Ankara’ya giderken, geçirdikleri talihsiz trafik kazası sonucu yaşamlarını yitiren Türk Metal Sendikası üyesi, 7 kadına Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine sabırlar diliyorum. Yaralılara ise, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.