Türkiye’nin gündemindeki yatırım fonları krizi ve bazı siyasi isimlere ilişkin ortaya atılan iddialar tartışılmaya devam ediyor. TİP Sözcüsü Sera Kadıgil de katıldığı programda hem fon krizinin boyutunu hem de siyaset ve bürokrasideki isimlerle ilgili gündeme getirilen iddiaları değerlendirdi.

Kadıgil, fon meselesinin büyüklüğünün kamuoyunda anlaşılmasında TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık başta olmak üzere konu üzerinde çalışan isimlerin önemli rol oynadığını ifade etti.

Kadıgil’in Gündeminde Fatma Betül Sayan Kaya Hakkındaki İddialar Vardı

Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında gündeme getirilen borsa işlemleri oldu.

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Kaya çiftinin Özata Denizcilik hisselerine toplam 163 milyon 46 bin TL yatırdığını ve hisselerin satışından yaklaşık 2 milyar 170 milyon TL elde ettiğini öne sürmüştü.

Kadıgil de programda bu iddiaları hatırlatarak özellikle yatırım için kullanıldığı öne sürülen paranın kaynağının açıklanması gerektiğini savundu.

Kaya’nın siyasi kariyerine dikkat çeken Kadıgil, 2009 yılında AK Parti İstanbul teşkilatında görev almaya başladığını, daha sonra milletvekilliği ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yaptığını hatırlattı.

Kadıgil, Kaya’nın bu süreçte siyasi görevlerinden elde ettiği gelir ile yatırım için kullanıldığı ileri sürülen tutar arasında ciddi bir fark bulunduğunu öne sürerek şu soruyu yöneltti:

“Sen bu parayı nereden buldun?”

“Yatırdığı para 163 milyon TL”

Kadıgil, tartışmanın yalnızca fon ve hisse işlemlerinden elde edildiği öne sürülen yaklaşık 2,17 milyar TL üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söyledi. Asıl açıklığa kavuşturulması gereken noktalardan birinin başlangıçta yatırım için kullanıldığı ileri sürülen yaklaşık 163 milyon TL olduğunu belirtti.

Kaya’nın geçmişte İstanbul Büyükşehir Belediyesinden aldığı bursla ABD’de eğitim görmesini de hatırlatan Kadıgil, yıllar içerisinde bu büyüklükte bir yatırım sermayesinin nasıl oluştuğunun kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu.

Fatma Betül Sayan Kaya, hakkında ortaya atılan iddiaların ardından AK Parti’de yürüttüğü görevlerden affını istemiş; Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu talebi kabul etmişti. Kaya, açıklamasında iddiaların tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirtmiş ancak gündeme getirilen hisse işlemleri ve tutarlara ilişkin ayrıntılı bir yanıt vermemişti.

Kadıgil: “İstifa yeterli değil”

Kadıgil ise Kaya’nın parti yönetimindeki görevlerinden ayrılmasının tek başına yeterli olmadığını savundu.

Ortaya atılan iddiaların mali ve hukuki boyutlarının araştırılması gerektiğini dile getiren Kadıgil, kamuoyunun özellikle paranın kaynağı, işlemlerin zamanlaması ve olası bilgi avantajı iddiaları konusunda yanıt beklediğini ifade etti.

Fon krizinin yalnızca tek tek kişiler üzerinden ele alınamayacağını söyleyen Kadıgil, yaşananları denetim mekanizmaları, siyasi kadrolaşma ve liyakat tartışmalarıyla birlikte değerlendirdi.

Kaya Ailesindeki Kamu Görevlerine Dikkat Çekti

Kadıgil, açıklamasında Fatma Betül Sayan Kaya’nın ailesindeki bazı isimlerin üst düzey kamu görevlerinde bulunmasına da dikkat çekti.

Kaya’nın ağabeyi Ömer Fatih Sayan’ın geçmişte Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı yaptığını, ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcılığı görevine getirildiğini hatırlatan Kadıgil; kız kardeşi Hilal Sayan Koytak’ın da diplomatik görevlerde bulunduğunu belirtti.

Bu tabloyu “liyakat” ve “nepotizm” tartışmaları üzerinden değerlendiren Kadıgil, fon krizinde ortaya çıkan iddiaların münferit kişilerden ziyade siyasal sistem ve kamu yönetimindeki denetim mekanizmaları üzerinden tartışılması gerektiğini savundu.

“Bu bir sistem sorunu”

Kadıgil’in programdaki en belirgin vurgularından biri de “sistem sorunu” değerlendirmesi oldu.

Siyaset ile kamu kurumlarında denge ve denetleme mekanizmalarının zayıflamasının benzer tartışmaların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını ileri süren Kadıgil, Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya atılan iddiaların yalnızca bir kişi üzerinden ele alınmasına karşı çıktı.

Kadıgil, siyasi kadrolaşma, liyakat sorunu ve kamu kurumlarının yeterince denetlenmemesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, mevcut tablonun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve iktidarın yönetim anlayışıyla bağlantılı olduğunu savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sorumluluğuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Kadıgil, iktidar çevresindeki isimlerle ilgili bu büyüklükte iddiaların ortaya çıkmasının siyasi sorumluluk tartışmasını beraberinde getirdiğini söyledi.

Fon Krizini Emeklilerin Yaşadığı Geçim Sıkıntısıyla Karşılaştırdı

Kadıgil, konuşmasında fon işlemlerinde telaffuz edilen milyarlarca liralık rakamlarla emeklilerin gelirleri arasında da karşılaştırma yaptı.

Geçim sıkıntısı yaşayan emeklilerin durumuna dikkat çeken Kadıgil, yaklaşık 2 milyar TL’lik tutarın on binlerce emeklinin aylığına karşılık geldiğini belirtti. Ekonomik sorunların yurttaşların günlük yaşamını giderek zorlaştırdığını ifade eden Kadıgil, bir tarafta geçim mücadelesi veren milyonlar bulunurken diğer tarafta bu büyüklükte para hareketlerinin tartışılmasının kamuoyundaki tepkiyi artırdığını söyledi.

“Cezasızlık” Eleştirisi

Kadıgil, fon tartışmasını Türkiye’deki “cezasızlık” tartışmasıyla da ilişkilendirdi.

Gazeteciler, siyasetçiler ve belediye yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmalarla fon krizindeki iddialara ilişkin süreçleri karşılaştıran Kadıgil, milyarlarca liralık işlemlerle ilgili iddiaların aynı ölçüde etkili ve şeffaf biçimde soruşturulup soruşturulmadığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu.

Kadıgil’e göre yalnızca siyasi görevlerden istifa edilmesi değil, iddialara konu para hareketlerinin kaynağının ve işlemlerin hukuka uygunluğunun da araştırılması gerekiyor.

“Zarar halkın vergilerinden karşılanmasın”

Fon krizinde mağdur olan yatırımcılara ilişkin de konuşan Kadıgil, olası zararların kamu kaynakları üzerinden karşılanmasına karşı çıktı.

Kadıgil, usulsüz kazanç sağladığı veya hukuka aykırı işlem yaptığı yargı kararıyla tespit edilen kişilerin mal varlıklarının zararların karşılanmasında kullanılması gerektiğini savundu.

Fon krizinin başka yatırım fonlarına veya finansal alanlara sıçramamasını umduğunu belirten Kadıgil, krizin büyümesi halinde daha geniş bir yatırımcı kitlesinin etkilenebileceğine dikkat çekti.

Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız Kimdir? Çiğli Belediyesi AK Parti’ye mi Geçti?
Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız Kimdir? Çiğli Belediyesi AK Parti’ye mi Geçti?
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Nurten Ceylan - Damla Yeşilli