Referandum üzerine…
16 Nisan 2017 Pazar günü yapılan, referandum sonucu; yüzde 51. 4 “Evet” ve yüzde 48,6 ise “Hayır” oyu çıktı.
Referandum sonucuna göre oyların birbirine yakınlığına bakıldığında, “Evet” oylarının “Hayır” oylarına, “Hayır” oylarının da “Evet” oylarına karşı üstünlüğü olarak değerlendirilmemelidir.
Anadolu coğrafyasında yaşayan insanlar olarak, hep birlikte bir millet olduğumuzu unutmadan, gerginliklerden uzak durması, ayrışmaları birleştirerek tüm oy veren seçmenlerin birbirinin kararına saygılı olması elzemdir. Burada ne “Evet” oyları, ne de “Hayır” oyları küçümsenmemeli, tüm toplumun duygu ve düşüncelerine önem verilmeli ve her kesim kucaklanmalıdır.
Referandumun sonuçlarına göre; siyasiler genel bir durum değerlendirmesi elbette yapacaklardır. Bir kere beklentilerinin çok uzağında kalan AKP mutlaka kendi iç toplantılarında nerelerde hata yapıldığını, istenilen sonuca hangi nedenlerden dolayı ulaşamadıklarını, neden oy kaybı yaşadıklarını mercek altına alacaktır.
Bir başka yerde 48.6 gibi büyük bir potansiyeli bir arada ve canlı tutmanın, hatta daha da büyütmenin değerlendirmesini elbette CHP yapacaktır.
MHP “Evet” adına değerlendirmesini yaparken, Ülkücüler ise neden “Hayır” dediklerini onurlu bir şekilde tartışacaklardır.
Bu seçimin kazananı yok dedik ya, şimdi kaybedenini sorabilirsiniz.
Evet… Bu seçimin kaybedeni Yüksek Seçim Kurulu olduğunu söylersek yanlış olmaz.
Zira memleketin geleceğini belirleyecek bir oylamada ve bu kadar tartışma yaratan bir sonucun beklendiği bir süreçte, kuralların önceden değiştirilmeyecek şekilde netleştirilmemiş olması büyük hataydı.
Toplumun “Evet”çiler, “Hayır”cılar olarak ayrıştırılmış olmasının yanı sıra bir de, mühürsüz zarf ve oy pusulaları referandumda şaibe olduğu tartışmalarını getirdi, Yüksek Seçim Kurulu bu süreci iyi yönetebilirdi.
Öyle anlaşılıyor ki, sandıktan “Hayır” oyları önde çıkmış olsaydı bu kez de aynı şaibelerle seçim geçersiz sayılabilirdi. Öyle ki artık kimsenin kimseye inancı ve güveni kalmamış gibi. Kafalar halen netleşmedi, karmaşa devam ediyor ve insanlar birbirlerine acaba referandumda bir şeyler mi döndü sorusunu sormadan edemiyorlar.
Referandum seçimlerinin yapıldığı Pazar gününden bu yana halen Kırşehir’in kahvelerinde, pazarında, sokaklarında, bakkalında, marketinde herkes seçim de yaşanan belirsizlikleri ve üzerine düşen gölgeyi tartışıyor, konuşuyor.
Referandum seçimlerini ve sonuçlarını siyasilerin yanı sıra, ekonomi, iş çevreleri, sanat dünyası, aydınlar, yazarlar çizerler ve dış dünya dikkatle takip etti. Şimdi yetkililer çıkıp tüm bu çevrelere kucaklayıcı ve şeffaf bir şekilde yapılmak istenilen değişiklikleri anlatmalı tabii anlatabilirlerse karmaşıklıklar giderilmelidir.
Referandumda çıkan “Evet” sonucunun destek veren partilerin oylarının toplamının çok altında kaldığı açık, öyleyse alınan % 51 oy ile % 100’ü kucaklamak zor, yani bir karar verirken bin düşünülmelidir.
Ülkemizde ivedi çözüm bekleyen;
Ekonomide dengelerin sağlanması,
Terörle mücadelede doğru yol ve yöntemler,
Toplumun her kesimi ile uzlaşma ve kucaklaşma,
Dış dünya ile doğru iletişim,
İçeride huzur, güven ve sükunet gibi bazen fırında, bazen de buzdolabında bekletilen sorunlar artık çözüme kavuşturulmada öncelik olmalıdır.
Unutmayalım ki, demokrasi sadece kendi bildiğinin tek doğru olarak kabul edilmesi değil, tüm bireylerin birbirinin düşüncelerine saygılı olarak daha güçlü olabilme becerisi olduğu bilinmelidir.