POHPOHLAMAK

Kişiyi yüzüne karşı gereğinden çok övmek anlamında kullanılır.

Bazı kişiler hiç bir şey yapamadığı halde başkaları tarafından pohpohlanıp, okkalanarak zor bir işi yapmaya zorlanırlar.

Bende çok okkalanıp, pohpohlandım. Gücümden fazla gösterildim. Yapamayacağım bir işi şımartılarak yapmaya çalıştırıldım. Ancak bazı işlerde yetersiz kaldığım için herkese karşı boyun kesmek zorunda kaldım.

Bazen masal kahramanı gösterildim. Zamanla masal o kişilerin istediği şekilde bitmeyince hımbıl, beceriksiz, budala olarak çağırıldım.

"Masal kötüyse,

kahraman ne yapsın ? "

Kahraman gösterildim ama masal kötüydü. Masalın içerisinde

Zirzop, zırtaboz, zonta kişiler vardı. Onların arasında nasıl çıkabilirdim?

Kahraman gösterip, beceremediğim işlere gülmüyorum. Onları kırmaktan korkuyorum. Çünkü kırılmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.

Yine bir gün başkaları tarafından cafcaflı sözlerle pohpohlanıp güreşe çıktım. Hayda Bre ! O ne peşrev ? O ne kendine güven ? avazımın çıktığı kadar bağırıp, rakip çıkacaklara karşı at oynatıyordum. Güreşte ustalığımı gösterecektim (!)

Bir iki peşrev attıktan sonra rakibimi bekliyordum karşıma ensesi pek kalın, gözlerinin üzeri etli, pazuları çok iri birisi çıktı. İşin vahametini anlamıştım. Buram buram terlemeye başladım.

Rakibimde çıktı meydana! Rakibe görünmemek için bucak bucak kaçıyordum. Gözüm bir anda yılmış,moralim bozulmuştu. Rakip gördüğüm kişi bana karşı açık açık alay ederek bıyığa gülüyordu. Daha doğrusu kendine rakip görmemiş aşağısımıştı.

O ensesi pek kalın adam beni gülünç duruma düşürüp seyircilerin önünde maskaraya çevirecekti. Beni pohpohlayaıp okkalayalarak olduğumdan fazla gösterip meydana çıkaran kişiler hazin sonu görerek çok sevinip kınalar yakacaklardı.

İyi görmeyen tebeşire peynir bakışlı kişinin karşısında yenilgiye uğrayıp tantuna gidecektim.

Beni pohpohladıklarında aynen Karadeniz gibiydim. Bazen gözü kara coşkun, bazen içi kara suskundum. Rakibi görünce içim karardı ve suskun bir hal aldım.

Rakibim güreşte iyice ustalaşmış eskiyip kaşarlanmıştı. Beni yere indirip, burnumu yere sürdüğü zaman pohpohlayanlar karın bölgelerini hareket ettirerek göbek oyunu oynayacaklardı.

Hakemlik yapan kişinin başlayın demesi ile güreşe başladık. Ancak ben adeta bayıltan yokuşundan çıkar gibiydim. Adamın narası ile kendimi incecik tozların arasından buldum. Seyirci kitlesi kesik kesik fıkırdaşarak halime gülüyorlardı.

Arpa verilmeyen at kamçı zoruyla yürümez. Bir kendime, birde rakibime baktım. O yeteri kadar beslenmiş, güreş meydanlarında pişmiş, ne yapacağını iyi biliyordu.

Beni ortaya atıp pohpohlayanlar yenilgim karşısında boş fıçı gibi langırdıyorlardı. Bende dahil olmak üzere hepimiz boyumuzun ölçüsünü aldık.

Bu güreşin neticesinde her tarafım yara olmuştu. Yaramı görenler tuzunu alıp geliyordu. Yaraya basılan tuzun acısına dayanılıyor da, akılsızlık edip pohpohlanarak meydana çıkmanın acısına dayanılmıyordu.

Acımasız, gaddar, merhametsiz adamın beni yere çarpmasından

geğirerek hala midemde biriken gazları ağzımdan çıkarmaya çalışıyorum.

Hile, desise, düzen yaparak dümen çeviren kişilerin oyununa gelip pohpohlandım ve hala o sıkıntının acısını içimde taşırım.

O olaydan sonra sustum. KONUŞKANLIĞIMI, SEVİNCİMİ, NEŞEMİ YİTİREREK SESİMİ ÇIKARAMAZ OLDUM. DUT YEMİŞ BÜLBÜLE DÖNDÜM.

Sözün özü;

Haddini bilmeden pohpohlanarak meydana çıkarsan, tüm sevincini ve neşeni yitirirsin. Pohpohlanarak, gerçekleşmesine imkan olmayan ham hayal peşinden koşup umutlanmamalı.

Düzenbaz, fena oyun eden kimselerin oyununa gelip, her yere seğirtmemeliyiz. Alay etmeye alışmış olan bazı kimseler parmağa takılan çalpara zillerle halinize gülerek göbek oyunu oynarlar.

Yenilgiden sonra açık açık alay ederek bıyığa gülerler. Sizlerde çok acı çekerek içiniz yanar ve yanmış ciğerlerin kebabı olursunuz.

Hepinize sağlıklı, huzurlu, mutlu bir ömür, güzel günler dilerim. Saygı ve hürmetlerimle.