Latif Şimşek Neşet Ertaş anısı, usta sanatçının insanlığa dair sözleriyle yeniden gündemde. İşte dikkat çeken o konuşma.
Usta gazeteci Latif Şimşek, “Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş ile yaşadığı dikkat çekici anıyı kamuoyuyla paylaştı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde başlayan ve yıllar sonra Ankara’da bir konser kulisinde devam eden bu hikâye, Ertaş’ın yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda güçlü bir karakter olduğunu da ortaya koyuyor. Şimşek’in birebir aktardığı konuşmalar ise anlatının en çarpıcı bölümünü oluşturuyor.
TBMM’de başlayan samimi diyalog
Latif Şimşek’in anlatımına göre olay, 2000’li yılların ortasında TBMM’de düzenlenen bir onur ödülü töreninde yaşandı. O dönem parlamento muhabiri olan Şimşek, tören salonuna erken gittiğinde Neşet Ertaş’ı tek başına otururken gördü ve yanına yaklaştı.
Aralarında geçen diyalog şöyle:
“Neşet abi merhaba.”
“Merhaba.”
“Ben Yerköylüyüm.”
“Oo kurban olurum. Kimlerdensin?”
“Babam lokantacı Celal Şimşek.”
“Çıkaramadım kurban olduğum ama sen benim toprağımsın.”
Tören öncesinde yaşanan bir başka detay ise hafızalara kazındı. O dönem Meclis Başkanı olan Bülent Arınç ödülü takdim edecekti. Sahneye çıkmadan önce Ertaş, cebindeki sigara ve kibriti Şimşek’e uzattı ve şu sözleri söyledi:
“Kurban olduğum hemşerim, şimdi sahneye çıkacağım. Bu cigara arka cebimde kabarık durur. Sen bunları al, ben inince verirsin.”
Şimşek, bu eşyaları aldı ve tören sonrası geri verdi. Ancak yıllar sonra bile bu anının etkisinden çıkamadığını ifade etti.
Beyaz TV sürecinde yeniden kesişen yollar
Yıllar sonra bu kez adres Beyaz TV oldu. Latif Şimşek’in genel yayın yönetmeni olduğu dönemde, sanatçıların hayatını konu alan bir program hazırlanıyordu. Programda Cüneyt Arkın’ın hayatı işlenirken, ekipten gelen öneriyle Neşet Ertaş ile de röportaj yapılmasına karar verildi.
İzmir’de bulunan Ertaş ile yapılan telefon görüşmesinin ardından Ankara’daki konser günü için sözleşildi. Çekim günü Atatürk Spor Salonu’na gidildi. Kulis ise son derece sadeydi: iki sandalye ve bir masa.
Bu sade ortam, Ertaş’ın yaşam felsefesinin adeta bir yansımasıydı. Gösterişten uzak, doğallığı ön planda tutan bir duruş… Ancak asıl dikkat çeken an, röportaj öncesinde yaşandı.
“Kadınlar insandır, biz insanoğluyuz” sözünün hikâyesi
Kulis ortamında yaşanan kısa bir diyalog, hafızalara kazındı. Latif Şimşek’in anlatımına göre olay anbean şöyle gelişti:
“Ben farkında olmadan sandalyelerden birine oturdum.
‘Neşet abi, sen de otur’ dedim.
Bana baktı ve şöyle dedi:
‘Latif Bey, ben oturmam. Bence siz de kalkın.’
‘Abi ne oldu?’ dedim.
Şöyle dedi:
‘Bir hanımefendi ayaktayken benim oturmam yakışmaz. Sen de kalk evladım.’
O an çok utandım, hemen ayağa kalktım.
Sonra bana dönüp dedi ki:
‘Bak evladım… Kadınlar insandır. Biz insanoğluyuz.’”
Bu sözler, Neşet Ertaş’ın sadece müziğiyle değil, duruşuyla da neden bu kadar derin bir iz bıraktığını bir kez daha gözler önüne serdi.



