NE MUTLU TÜRK'ÜM

Yarın 3 Mayıs Türk’lük ve Türkçülük günü. Bu günlere nasıl geldik. Yakın tarihimize göz atılırsa, günün anlamı ve önemi kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bu yazıda, kafatasçılık, ırkçılık yapıldığı zannedilmesin, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan bir Türk vatandaşı olarak yazıyorum. Ne ümmetçiyim ne kafasalcıyım ne ırkçıyım.

Osmanlı hanedanlığı altı yüz yıl boyunca, milli kimliği dışlamış, sadece ümmet ideolojisine dayalı bir yönetim biçimi meydana getirmişti. Fransa devrimi millet düşüncesini ön plana çıkartmıştı. İşte bu safhada unutulan veya unutturulan Türklüğe dönüş hareketi başlıyordu. Farklı ırk ve din mensuplarını koruyan bir mozaik veya seralık durumunda olan Osmanlı sistemi, yerini Türk insanına terk etmek durumundaydı. Zaten çağın gereği de bu şekilde tecelli ediyordu.

BEN TÜRKÜM DİYEBİLMEKTİR

Türkçülük akımı,

Türk’e dönüş hareketidir.

Kendini bulma hareketidir.

Gözlerini açma hareketidir.

Uyanma, esaretten kurtulma hareketidir.

Ben Türküm diyebilme hareketidir.

600 yıl yok sayılan bir milletin damarlarındaki donmuş kanın ısınma hareketidir.

Osmanlı, birinci dünya savaşında tarih sahnesinden siliniyor, yerine Cumhuriyet idealine bağlı yeni bir devlet kuruluyordu. İsmi Türkiye Cumhuriyeti idi.

Bu devletin harcını koyan,

Planı çizen,

Ona renk veren,

Şekil veren deha ise kuşkusuz en büyük Türk ve Türkçü Mustafa Kemal’di

Atatürk, Türk milliyetçiliğine gönül vermiş en büyük Türk’tü, Ziya Gökalp içinde,” Fikirlerimin babası” demişti.

Atatürk, jön Türk geleneğine göre yetişmiş, ittihat ve terakki içinde yetişmiş, gerçek Türkçüdür.

Türklüğü unutturması, ülkenin yönetimini kozmopolit kadrolara teslim etmesi nedeniyle Osmanlı sistemine karşıydı,600 yıl unutturulan Türklüğe sahip çıkıyordu.

Millet Meclisinde bir hafta boyunca okuduğu nutkun son kısmında “Ey Türk Gençliği” adı altında Türk gençliğine armağan etmek ve “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” demek suretiyle ilk kez Göktürklerden sonra “Türk’lük” kavramını gündeme getiriyordu.

BAŞLARINA GEÇECEK İNSANLARIN KANLARINA BAKSINLAR

Atatürk, muhtelif vesilelerle Türklüğe olan büyük aşkını milletine açıklamıştır. Bir vesileyle “Türk yaratılmak medar-ı iftiharımdır” diyor, büyük nutkun son kısmında ise “Milletime tavsiyemdir, başlarına geçecek insanların kanlarına baksınlar” uyarısında bulunuyordu.

BİZ TÜRKÜZ TÜRKÇÜYÜZ DAİMA TÜRK KALACAĞIZ

19 Mayıs 1943 tarihinde dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu gençliğe hitabesinde”. Biz Türk’üz ve Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar da vicdan meselesidir. Biz azalan, azaltan Türkçü değil, çoğalan, çoğaltan Türk’çüyüz” diyordu. Atatürk’ten sonra Türkçülük üzerine söylenmiş anlamlı bir nutuktu.

Atatürk, Saraçoğlu ve Türkeş’ten sonra şimdilerde birilerinin de bir yerlerde çıkıp da biz Türk’üz demelerini özlemiş gibiyiz. Birileri bizlere Türk olduğumuzu hatırlatmalı! Nitekim Süleyman Nazif” Bu toprakları Türk'ün kanı yoğurdu, anam beni bugünler için doğurdu." Anlaya ne güzel deyiş.

3 MAYIS TÜRKÜM DİYENLERİN TARİHE İMZA ATTIKLARI GÜN

Türkçülük bir idealdir.

Bir ülküdür.

Türkiye’nin içinde ve dışında her zaman bir kor halinde yanmaktadır.

3 Mayıs Türkçülük günü;

Türküm diyen yürekli vatan evlatlarının, tarihe imza attıkları gün. Onların idealine sadık kalanlara bugün kutlu olsun. O imzayı unutan ve unutturmak isteyen hainlere kahrolsun.

Bu anlamlı günde;

NE MUTLU TÜRK'ÜM.

BÖYLE MUTLU HİSSEDİYORUM.