Gündem

Misafir Kalem Büşra Babadağ: Akran Zorbalığı

Akran zorbalığı, özellikle okul ortamlarında sıkça karşılaşılan ve herkesin başına gelebilecek toplumsal bir sorundur. Bir çocuğun başka bir çocuğa sürekli olarak baskı yapması, onunla alay etmesi, küçümsemesi, dışlaması veya ona zarar vermesi akran zorbalığı olarak adlandırılır. Akran zorbalığı fiziksel, sözlü ve psikolojik olmak üzere farklı şekillerde görülebilir. Fiziksel zorbalık vurma, itme gibi davranışları kapsarken; sözlü zorbalık hakaret etme, lakap takma ve aşağılamayı içerir. Psikolojik zorbalık ise kişinin dışlanması, yalnız bırakılması ve kendisini değersiz hissettirilmesi şeklinde ortaya çıkar.

Akran zorbalığı bireyler üzerinde ciddi etkiler bırakabilir. Bu etkiler genellikle psikolojik olur. Özgüven problemleri, anksiyete, içine kapanma ve kendini değersiz hissetme gibi durumlar, zorbalığa uğrayan çocuklarda sıkça görülür. Sürekli zorbalığa maruz kalan bireyler zamanla insanlara güvenmemeye başlayabilir. Bu durum onların sosyal hayatını olumsuz etkileyebilir ve yeni arkadaşlıklar kurmasını zorlaştırabilir. Bazı çocuklar yaşadıkları olayları ailelerinden veya öğretmenlerinden saklayabilir. Çünkü kendilerine inanılmayacağını ya da daha fazla dışlanacaklarını düşünebilirler.

Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte akran zorbalığı yalnızca okul ortamında değil, internet ortamında da görülmeye başlanmıştır. “Siber zorbalık” olarak adlandırılan bu durum, kişilerin sosyal medya üzerinden hakarete uğraması, küçük düşürülmesi veya tehdit edilmesi şeklinde ortaya çıkar. İnternet ortamında yapılan zorbalık daha hızlı yayıldığı için bireyler üzerinde daha büyük etkiler bırakabilir. Özellikle gençler, sosyal medyada yapılan olumsuz yorumlardan psikolojik olarak ciddi şekilde etkilenebilmektedir.

Zorbalık yapan çocuklar genellikle aileleri tarafından yeterince ilgi görmemiş ve kendilerini kanıtlama çabası içinde olan bireylerdir. Bazı çocuklar ise çevrelerinden gördükleri yanlış davranışları başkalarına uygulayabilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sevgi ve ilgi göstermesi, onların davranışlarını takip etmesi oldukça önemlidir. Ayrıca çocuklara empati duygusunun kazandırılması, doğru ile yanlışın öğretilmesi gerekir. Küçük yaşlardan itibaren saygı ve hoşgörü anlayışıyla büyüyen çocuklar, başkalarına zarar vermemeyi öğrenirler.

Akran zorbalığına uğramış bir çocuğun ders başarısı da olumsuz etkilenebilir. Kendini değersiz hisseden bir öğrenci derslerine odaklanamaz ve zamanla okuldan uzaklaşabilir. Hatta bazı çocuklar okula gitmek istemeyebilir. Bu durum hem eğitim hayatlarını hem de gelecekteki yaşamlarını kötü yönde etkileyebilir. Okullarda akran zorbalığını önlemek için çeşitli seminerler ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Öğrencilere küçük yaşlardan itibaren saygılı davranmanın önemi anlatılmalı ve zorbalığın ciddi sonuçlar doğurabileceği öğretilmelidir. Ayrıca öğretmenlerin öğrencilerle daha yakından ilgilenmesi ve sorun yaşayan çocukları fark ederek destek olması gerekir. Böylece öğrenciler kendilerini daha güvende hisseder ve yaşadıkları problemleri paylaşmaktan çekinmezler.

Zorbalığa uğramış kişilerin eski hayatlarına dönebilmeleri ve akran zorbalığının önlenebilmesi için ailelere, öğretmenlere ve topluma büyük sorumluluk düşmektedir. Ayrıca zorbalığa şahit olan insanların sessiz kalmaması da son derece önemlidir. Her insanın farklı özelliklere sahip olduğunu unutmamak gerekir. Kimse görünüşü, sesi, düşünceleri veya yaşam tarzı nedeniyle küçümsenmemelidir. Daha sağlıklı ve güvenli bir toplum oluşturmak için insanların birbirine karşı saygılı, anlayışlı ve destekleyici olması gerekir. Çünkü bazen küçük gibi görünen bir söz bile bir insanın hayatında derin izler bırakabilir.