Maalesef memleketin ekonomisi kötü…

2015 yılının ekonomik verileri maalesef sınıfta kaldı. Hükümet ekonomiyi iyi yönetemediği için ne yazık ki 2015 yılı ekonomik veriler bakımından karanlık bir yıl olarak tarihin tozlu raflarında yerini aldı.


Tabii ekonomi açısından durum pek iç açıcı olmayınca da, özellikle küçük esnaf, bankalara borçlu olan vatandaşlar ve yatırım yapma düşüncesinde olanlar hep tedirginlik yaşadı hal böyle olunca da belirsizlikler hiç kimseye yaramadı. Döviz fiyatlarındaki anormal artışlar, altın ve diğer emtialarda yaşanan fiyat yükselişleri hep dar gelirlinin alım gücünü zayıflattı. Yani sözün özü 2015 ekonomik olarak kara ve kayıp bir yıl oldu.
Hani perşembenin gelişi çarşambadan belli olur denir ya, 2016 yılı henüz birinci ayını doldurmadı ki, yabancı para kurlarında, dış ticarette, faizlerde ve işsizlikte olumsuz veriler gelmeye devam ediyor.
İhracatta artış eğilimi yok, işsizlik her geçen gün artıyor, emekli perişan, asgari ücretliye kaşıkla verilen maaş artışı kepçeyle geri alındı, çalışanların alım güçleri zayıflıyor ancak tüm bunlar yaşanırken hükümet yetkilileri çare üretemiyorlar.
Bugün, Türk Lirası karşısında dolar 3 lirayı geçti bile. Liradaki değer kaybı son 2 yılda % 50’yi aşmış durumda. Bu da iğneden ipliğe her türlü tüketim mallarına maliyet artışları yaratıyor dolayısıyla da zam olarak yansıyor. Bu yılın sonunda dolar ve Euro’nun kaç lira olacağını kimse tahmin edememektedir. Bu da iş çevrelerinin ve yatırımcının geleceği göremediği anlamına gelir ki, ekonomik açıdan geleceğin biraz daha karanlık olduğu gerçeğini doğru tanımlar.
Kırşehir’de birçok vatandaşa “paranı nasıl değerlendiriyorsun?” diye sorduğumda, “çoğu paramı dolar yapıyorum” diyor ve tanımlaması da ilginç. “Dolar aldığımız için dolar artıyor, dolar arttığı için dolar alıyoruz” diyorlar.
Bu tür kısır bir döngü devam edip gidiyor. Bu kötü gidişatı normalleştirmenin yolu ise ancak siyasi belirsizliklerin ortadan kalkmasıyla sağlanır.
Bilinmeli ki ülke içerisinde ve dışarıda siyasi çözümler üretemediğimiz sürece piyasalarda güven tesis olmaz. Güvenin olmadığı yerde ise ekonomi dengeleri düzenli olmaz. Nitekim çatışma ortamlarının yaşandığı son aylarda yabancı sermayenin ülkemizi terk etmekte olduğunu görüyoruz. Hatta bazı işadamlarımız dahi, ciddi miktarlarda sermayeyi yurt dışına taşıyor. Bu da ülke ekonomisi üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Yani 2016 yılının geçen seneden aldığı ağır fatura ile birlikte yükünün daha da ağırlaşacağını görüyoruz.
Ümit ederiz ki, ülkemize siyasi istikrar ve huzur bir an önce gelir de, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak geldiğimiz uçurumun kenarından döneriz.