LİDER OLMA ÖZGÜR ÖZEL!

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, 4 – 5 Kasım 2023 kurultayını iptal etti. Gerekçesine göre, kurultaya katılan Erzurum, Malatya, Elâzığ, K.Maraş delegeleri vasıtasıyla kurultayın seçim iradesine fesat karıştırılmış, seçim iradesi sakatlanmış! Yeterli, inandırıcı, müşahhas gerekçelere dayanmayan kararlara itibar edilmez, edilemez.

Kurultaya katılan delegelerin 812’si Özgür Özel'e,536 delegede Kılıçdaroğlu'na oy vermiş. Özgür Özel 276 oy farkıyla seçimi kazanmış. Bu delegelerin tümü 13 yıldır genel başkan olan Kılıçdaroğlu'nun yönetimi, gözetimindeki seçimlerde oluşturulmuş. Hile ve desise karıştırma şansı seçimi kaybedene daha yakın. Bu illerin delegelerinin tümü Özgür Özel'e oy verse aradaki fark gene çok yüksek. Yani irade sakatlığından bahsedilemez. Karar çıkınca, Adalet Bakanı Akın Gürlek bir demeç verdi. Tüm insanlık bu demecin kısırlığını, isabetsizliğini anladı: "Çok demokratik bir karar verilmiştir!" Mahkeme karanlarına demokratik sıfatıyla yaklaşılamaz. Demokratik sözü siyasi kararların değerlendirilmesini ifade eder.

Bu kararla CHP yönetimi, iptal edilen kurultaydan önceki, yönetime, başkana teslim edildi. Çok sert bir yolla. Polis gücüyle, kapıları, camları kırarak!.. Özgür Özel ve yönetim, "Bize Meclis'teki odamız yeter" diyerek Söğütözü'nden TBMM'ne dek yağmur ve yer yer dolu altında yürüyerek gitmek zorunda kaldılar. Bu yürüyüş, Atatürk ve arkadaşlarının Samsun'dan Havza'ya doğru yürürken söyledikleri "Dağ Başını Duman Almış/Yürüyelim arkadaşlar/Güneş ufuktan şimdi doğar/Yürüyelim arkadaşlar...dizelerini hatırlattı. 22.5.2026 Butlan Kararının tarihi, CHP genel merkezinin terkedilmesi, buradan ayrılma 24.5.2026... 19 Mayıs 1919'u hatırlatıyor.

Ne muhteşem, uğurlu günler hep Mayıs'ta buluşuyor. 24.5.2026' da demokrasi tarihimizde bir milat oldu. Bu peş peşe darbeler, bunlara karşı Özgür özel ve arkadaşlarının takındığı tavırlar, metanet ve soğukkanlılık, Yağmur-dolu altında yürüyüşler, Güven Parktaki muhteşem miting, oradan On binlerce insanın Özgür Özel'in "Atamızı sevenler, arkamdan gelsin" diyerek Anıtkabir'e yürümesi, oradaki saygı duruşu hep bir ağızdan Gençliğe Hitabenin okunması... CHP başkanı olan Özgür Özel'i liderleştirdi. Herkes başkan olur da herkes lider olamaz. Lideri halk gücü, millet gücü yaratır. Liderin okulu yoktur. Lider, halkını, milletini nerede ve nasıl, ne zaman harekete geçireceğini bilen ve bunun tatbik eden adamdır!

Bir yılda yüz küsur miting yapmasının geliştirdiği Özgür Özel’de budur! Lider, zoru başarandır. Geçmişte Bülent Ecevit'in yaptıkları da böyle bir bütünlük arz ediyordu.

Özgür Özel'in Güvenpark mitingi bilinç-yüksek tarih şuurunu içeriyordu Halk ne yaptığını yapacağını biliyordu. Buna karşı Kılıçdaroğlu’nun genel merkezde yaptığı miting, cılız ve sönüktü. Çünkü inanç yoktu.

Oraya getirilenler iktidar gücüyle, emniyet yardımıyla getirilen renksiz-kişiliksiz, fiziki unsurlardan oluşuyordu. İnanç, disiplin, yüksek tarih şuuru, özgür Özel'in mitingindeydi.

-Kılıçdaroğlu'nun kuru-cansız topluluğu mitingden sonra ellerine verilen bayrakları ve flamaları yere atıp gitmişlerdi. Demek ki bu adamlar gerçekten de CHP'li değillermiş. Gerçek CHP.li bu bayrakları ve flamaları atmaz, evine götürür ve anı alarak bir köşeye koyar!

-Kılıçdaroğlu "CHP’liler arınıp gelmelidirler.", "CHP'yi kuruluş kodlarına kavuşturacağız!", "CHP’yi ahlaki değerlerine döndüreceğiz" gibi ipe sapa gelmez laflar ediyordu. Dostlar alışverişte görsünler kabilinden. Ahlaki değerlerine, kuruluş kodlarına, dürüst yönetime... İster partide olsun ister mahalli idarelerde CHP kadar dikkat eden bir başka kurum, kuruluş yoktur Kılıçdaroğlu iftira kampanyasını, mekanizmasını bildiği halde böyle konuşuyorsa AKP iftiracılarıyla kol kola girdiğinin ifadesidir. İBB davası da diğer belediye davaları da siyaset kombinezonlarıyla, kirli partizanlıkla, siyaset oluşum, dönüşüm ve duygu ve düşüncesiyle oluşturulmuştur. Bunları Kılıçdaroğlu bilmiyor mu? Biliyor da Cumhuriyet yıkıcılarının yanında yer almak için böyle koşuyor. Onlara yaranmasa hep yalnız kalacak! RTE'nin kendine yaptığı "tahkir ve tezyif" edici sözleri ve davranışları ne çabuk unutmuş. Çubuk'ta, şehit cenazesinde linç etmeye kalktıklarında Kılıçdaroğlu'nun kendi mebus arkadaşları kurtarmıştı. Emniyet geri palanda kalmıştı. Ölümden kıl payı dönmüştü. Kurtarmak için eve sığındığında da oradaki terörist kadın bağırmıştı: "Yakın o evi! "Bu hadiseyi Ankara'da RTE'ye sorduklarında da şu cevabı vermişti: "Orda O'nun işi neymiş! ...’’ Kılıçdaroğlu'nu "tahkir ve tezyif eden" sözlerini burada dile getirsem sayfalar yetmez!... ‘’Çamur, çukur, tezek, pislik, iki kazı güdemez, terörist, anarşist DHKP'celi...»

Güçlü CHP'ye karşı birleştiler. Artan-çoğalan gücü bir türlü sindiremediler. Sindirilemeyen güç yükselmeye devam eder. Bu yüzden çok ama çok korktular! Bunun için de Yargı’yı kullanıp bu gücü sindirmeye çalışmaya başladılar. Zayıf partiler isterse yüz olsun bunların önemi yoktur iktidar için. Önemli olan güçlüyü yıkmaktır. Onun için hile ve desiseye döndürüp durun! Bu yazıyı, tarihte siyasi hilelerle, desiselerle sık sık karşılaşmış, bunlara direnmesini bilmiş bir siyasetçinin, Osman Bölükbaşı'nın bir sözüyle bitirmek iyi olacaktır:

"Dün sövdüklerini bugün övenler, dün övdüklerine bugün sövenler, bize göstermiştir ki, köpekler her avcı ile yola çıkarlar!"

Prof. Dr. Cahit Helvacı’nın 01.06.2026 sözünü de eklemek yerinde olacaktır: «Atatürk’le boşuna uğraşmayın! Çünkü O’nun, düşmanları hiçbir savaşı kazanmadı! >>