BİR ŞAİRİN KIRŞEHİR ANILARI (1)

BİR ŞAİRİN KIRŞEHİR ANILARI (1)

BİR ŞAİRİN KIRŞEHİR ANILARI (1)
      
2018 7.ULUSLARARASI ÂŞIKPAŞA ŞİİR ŞÖLENİ (15.11.2018)

Kırşehir 7. Âşıkpaşa Şiir Şöleni davetlisi olarak programa yetişemem endişesiyle festivalden bir gün önce Kırşehir’e gittim. Beni davet eden değerli dostum sayın Veysel Turgut’a zahmet vermemek adına Kırşehir’e indiğimi demedim. Çünkü Facebook’tan bizlere yazılan adresi Kırşehir gibi küçük ama şirin bir şehirde bulmak çok zor olmayacaktı. Ben de aynı dediğim gibi yaptım, otobüsün ücretsiz servisine binerek tarif edilen Cingöz Otele giderek şahsıma rezerve edilen odama yerleştim.               
Aradan birkaç dakika geçmeden değerli dostum KIYŞAD Başkanı sayın Veysel Turgut telefon öbür ucundan bana sitem ederek neden Kırşehir’e indiğimde kendisine haber vermediğimi sitemkar bir tavırla söyleyince bende kendisini o kadar yoğun işin içerisinde meşgul etmemek adına aramadığımı söyledim. Bu telefon sohbetinden dört/beş dakika sonra değerli dostum sayın Veysel Turgut bulunduğum otelin kapısını çalarak içeriye girince kendisiyle yılların vermiş olduğu hasreti gidermek için bir anda sarmaş dolaş olduk iyice hasret giderdikten sonra oturduk. Hasbihal etmeğe, geçmişi hatırlayarak adeta o anları bir daha yaşadık. Bir süre önce
beraber çıktığımız Azerbaycan yolculuğunun iz bırakan hatıralarını tekrar yaşamış olduk. Daha sonra değerli dostum sayın Veysel Turgut beni aldı Şirin Kırşehir’in gezilecek yerlerini gezerken, yolumuz bir pideciye düştü, birer kıymalı pide alarak midemizi şenlendirdik.                

  
Çarşıda gezerken rastladığımız her üç adamdan birisi Veysel Turgut’a merhaba başkanım diyerek hal hatır soruyor, oda hemen beni selamlaştığı dostlarına kadim dostum diye tanıştırıyordu. Kırşehir’de böyle sevilen birisi de benim dostum olduğundan dolayı bende gurur duyuyordum. Gezme faslı yavaş yavaş bitiyordu, karanlıkların etrafı sarmasıyla birlikte, Kırşehir ılık havasını da soğuğa bırakınca biz Cingöz Otel’in yolunu tuttuk. Otele vardığımızda, resepsiyondaki görevli gençler bizi saygı dahilinde güler yüzle karşıladılar. Veysel Beyi benim için çektiği zahmetten sonra evine gönderdim. Bende yolculuk yapmanın ve çarşıda gezmenin yorgunluğuyla başbaşa kalarak yarınki programın heyecanıyla şöyle yazdım.
 
MERHABA
Sevginin diyarından size selam getirdim
Aşık Paşa yolundan geçenlere merhaba
Safahat sahrasına sıcak kelam götürdüm
Ahi Evren suyundan içenlere merhaba.
 
Karanlıklar erisin kayıp olsun tanlarda
Gözyaşı pınarlarım hayat bulsun canlarda
Dünyada yaşadıkça meşakkatli anlarda
Hakk’a yürüyen yolu seçenlere merhaba.
 
Zaman olur gün gelir belki geçilir serden
Canı da feda etsen sakın geçme o yarden
Aslı ile Kerem’in alevlendiği yerden
Aşkın kanatlarıyla uçanlara merhaba.
 
Bir tek fincan kahvenin kırk yıllık hatırı var
Hepimizin sevdiği cananı var canı var
Dostlar yazdıklarımın önemli bir yanı var
Vatan için dünyadan göçenlere merhaba.
 
Bu gönül penceremden bakıp buldum adını
İnan ki unutamam gördüğümün tadını
Yüreğine ektiği sevginin hasatını
Mutluluk tırpanıyla biçenlere merhaba.
 
Şiir gibi yaşayıp aşık olanlar için
Karanlık duygulara Işık bulanlar için
Saadet yuvasını acilen kurmak için
Gönül gönüle verip kaçanlara merhaba.
 
Ömür merdivenini ağır ağır çıkarken
Berrak sular misali çağıl çağıl akarken
Azeroğlu saygıyla gözünüze bakarken
Hazirunda bulunan tüm canlara merhaba.
 
       Bu şiiri yarın kürsüde haziruna okumak üzere yazdım düzenledim ve beni sabırsızlıkla bekleyen uykuyla yarın erkenden uyanmak üzere buluştum.
Cingöz Otelindeki konforlu odamın sükunetiyle birlikte sabah erkenden uyanınca yüreğimdeki heyecanın dünkünden daha fazla olduğunu keşfederken, odamdaki resepsiyona bağlı olan telefon çaldı. Büyük bir heyecanla ahizeyi kaldırdım, daha ben aloo demeden karşıdan gelen davudi sesin değerli dostum Veysel Turgut’tan olduğunu anlamamak mümkün değildi. Veysel Beyle günaydınlaştıktan sonra kendisinin arkadaşlarla beraber salonda olduklarını söyleyince benim heyecanım ikiye katlanmış oldu. Evet heyecanım ikiye katlandı çünkü, yıllar sonra geldiğim rahmetli Osman Bölükbaşı, Erol Güngör, Neşet Ertaş, gibi mihenk taşlarının doğum yeri olan Kırşehir’de yeni isimler, yeni şairlerle tanışmanın mutluluğunu yaşayacaktım. Takım elbisemi giydim kravatımı taktım, kendime çeki-düzen vermek için beni boydan boya gösteren aynaya baktıktan sonra, otelin 5.katına çıktım.    
Gördüm ki arkadaşlar beni karşılamak için ayağa kalkınca ben Kırşehirlinin, dostlarımın misafirperverliğinden doğan memnuniyetimi anlatırken kelimelerin aciz kalacağını bir kez daha anladım. Hazirunda bulunan, KIYŞAD başkanı değerli dostum şair Veysel Turgut, Kırşehir Kent Konseyi şairler grubu başkanı şair Zübeyde Akbulut, ozan Ayşe Tekin, bir başka değerli dostum şair Şair Erdoğan Çalışkan, şair Sait Sargın, şair Erol Kılıç, şair İbrahim Döğer, ozan Ümit Yaşar Apaydın, ozan Mehmet Şimşek, Kırşehir Kültür Müdür Yardımcısı Eyüp Temur olmak üzere Kırşehirli dostlarla görüşerek dostane ve şairane duygularımız kucaklaşarak sarmaş dolaş oluyordu. Orada bulunan herkesin mutluluktan yüzleri gülüyor gözleri ışıl ışıl parlıyordu.    
Başladık sohbet etmeğe sıcacık sohbetin heyecanı hepimizin yüreğini sarmıştı. Sökeli şair Abdulkadir Güler’in ve Aksaraylı şair Yaşar Akbaş’ın, salona girmesiyle sıcak sohbetimiz molaya girmiş oluyordu. Yeni gelen şairlerle hasbihal ederken, Doğu Türkistanlı gazeteci yazar Hamit Göktürk, eşi şair Nurala Göktürk, Denizlili şair Şerif Kutludağ, Ankara’dan gelen şair Filiz Bedük, Kırım Türkü şair akademisyen Meryem Başkurt, Kerküklü şair Vaat Havdi, ASKEF Ankara temsilcisi Akademisyen tarihçi şair Barış Cavit, ve diğer katılımcı şairlerin dâhil olmasıyla salonda çok güzel bir mutluluk ve sevinç atmosferi hâkim olmuştu. Ülkenin dörtbir yerinden ve Türk Dünyasından gelen insanların birbirleriyle belki de ilk defa tanışmaları gerçekten önemli bir durumdu. Salonda bulunan bütün şairlerde bunun farkındaydı, sanki insanların gözleri birbiriyle barışarak konuşuyordu. Hepimiz büyük bir duygu selinin üzerinde âdeta kulaç atıyorduk. Herkes birbiriyle hasret giderdikten sonra, saatte yerinde durmuyordu tabi hızlıca ilerliyordu. (Yazı devam edecek)
 
Yahya Azeroğlu / Halk Şairi
             Antalya
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER