KİTAPSIZ VALİLERİM

Değerli okuyucularım, yazının başlığını yanlış anlamayın sakın; bugün Kırşehir Valiliğinde görev yaptığım ya da emrinde çalıştığım, yazılı eseri olan Valilerimden söz etmek istiyorum.
Kırşehir Valiliği Sanayi Ticaret İl Müdürlüğü’nde çalıştığım sırada Valilik İl İdare Kurulu Şefi Orhan Karataş emekli olmuştu. Dolayısıyla bu kadro boşalmış oldu. Hemen her hafta uğradığım, Ali Baytok’un kırtasiye ve kitap satışı yapan Ali Baytok kitap merakını bildiğim için yine bir gün uğradığımda, kitaplar arasından bir kitabı seçti aldı bana uzattı. Bak bu senin valinin kitabı dedi.
Heyecanlandım, aldım. “Namık ile Onbaşı” isimli hikaye kitabı, yazarı Aydın Özakın ‘ın kitabını aldım. O gece okudum. Ertesi gün valilik özel kalem sekreteri, Seyhan Anlı’nın yanına gittim. Seyhan hanımın beyi Ramazan Anlı liseden sınıf arkadaşımdır. Seyhan Hanıma Vali bey kitabını bana imzalar mı dedim. Seyhan hanım merakla kitabı inceledi.
Vali Bey’e “arz ederim” dedi. İçeri girdi bir süre sonra dışarı çıktı.
“Nazır bey, sayın Valim sizi makama çağırdı” dediğinde çok heyecanlandım. Zira hayatımda ilk kez bir vali ile yüz yüze olacaktım.
“Seyhan hanım, heyecanımı görünce, güven verici bir sözle …………. sayın Valim memnun oldu. Valilik makamından girdim. Sayın Vali, Aydın Özakın oturduğu makamından kalktı, iki üç adım yürüdü ismimi söyleyerek, “Hoş geldin buyur, otur” dedi.
“Ben heyecanımı henüz yenememiştim. Gözümün içine baktı. Rahat olun, kitabımın yayınlandığı 6 ayı geçti. Çıktığı gün Kırşehir’e gönderdi yayınevi ama, bugüne kadar hiç kimse farkına varmadı. İlk sen getirdin. Bu ilgin için teşekkür ederim. Sen de birşeyler yazıyormuşsun” dedi Vali Özakın…
-Evet ufak tefek, öyküler yazmaya çalışıyorum. Henüz kitap olacak kıvamda değil dedim. Çok iyi ………. Varmış. Yazmayı sürdür yazdıkça geliştirirsin dedi. Bir süre …. Kaldım. Sonra makamın kapısına kadar uğurladı beni sayın Vali Aydın Özakın.
1983 yılında İl İdare Kurulu Şefliği için birçok kişi başvuruda bulunmuş, ben de başvuruda bulundum. Ve sayın Vali Aydın Özakın beni tercih etti. 1983 yılından 1986 yılı sonuna kadar. Kırşehir Valiliği İl İdare Kurulu Müdürü olarak görev yaptım.
Bir ara Vali Neşet Kanyılmaz döneminde, Basın Müdürü olarak görev yaptım. Ancak sayın Valinin stresli durumuna dayanamadım. Ve “sayın Valim beni, Çiçekdağı’na sürüp, ….. ………. Basın müdürlüğünü yapamayacağım” demek zorunda kaldım.
Bir süre sonra Vali Bey beni, İl İdare Kurulu Müdürlüğüne görevlendirdi.
Memuriyet hayatımda ………………………………………… Kırşehir valiliğinde emrinde görev yaptığım, ve “Namık ile Onbaşı” çocuk öyküsünün yazarı Aydın Özakın” edebi eseri yani kitabı olan valim ………..Dikilideki yazlığında zaman zaman görüşüyorum sayın valimle. “Okyanusu …………….. ………… Sayın Valinin Mustafa Yıldırım’ın mesleki anılarını anlattığı değerli bir eser…
Sayın valim ……………..beni İstanbul’a gönderen valimdir. Olay şöyle gelişti:
1991 yılında İstanbul Valiliğine naklen atanmak için başvuruda bulundum. Ama Valilikten evet, ya da hayır hiçbir cevabi dönüş yok. Baktım olmuyor kalktım gittim İstanbul’a. Gittim de İstanbul Valisiyle hemen görüşmek ne mümkün. O gün öyleydi. Şimdi çok daha rahat. Bekledim bekledim……….. görüşemedim. Sonunda personelden sorumlu Vali Yardımcısı Gültekin Ündey’le görüştüm. İsteğimi arz ettim. Vali Yardımcısı “Bak, İl Özel İdare Kurulu Müdüresi henüz genç, emekli olması …….. ama , Valiliğin Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü boş. Vali Bey Basın Müdürü arıyor” dedi. Kalbimin hızla çarptığını anımsıyorum.
………… Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz meselesi.
Vali yardımcısı “Ama sayın Vali ile görüşebilmen için özel kaleminden randevu alman gerekir. O da biraz zor. Ama, benden sana tavsiye Vali Beyin tanıdığı bir vali vasıtasıyla randevu alırsan hemen görüşmen mümkün olur. Basınla olan ilişkine dair kitabın ya da benzer eserin varsa gelirken yanında getir” dedi.
Bu yol ………………..üzerinde döndüm. Kırşehir’e geldim. Aklıma, Vali Mustafa Yıldırım geldi. Sayın Valim o sıra Kayseri Valisiydi. Kırşehir’e geldikten bir gün sonra Kayseri’ye gittim. Sayın Valim, Mustafa Yıldırım’a durumumu arz ettim. Kayseri’den döndükten bir sonra, Sayın Valim Mustafa Yıldırım aradı. Ve “Nazır Kutlu Bey seni bekliyor” dedi.
Heyecanla, teşekkür ettim.
Ertesi gün İstanbul’a gittim. Sayın Valim “Kutlu Aktaş” makama kabul etti. Bir süre sohbet ettikten sonra beni İstanbul Valiliği Basın Müdürlüğüne alacağını belirtti.
Sevinçten içim içime sığmadı. Ve 1996 yılında başladığım İstanbul Valiliği Basın Müdürlüğüne, sayın Valim Anayasa Mahkemesi üyeliğinden emekli, “Okyanus ……………………………… anı kitabının yazarı, Vali Mustafa Yıldırım kitabı olan yani kitaplı valimdir.
Sevgi ve saygılarımı iletirken çocuklarıma, “bize İstanbul’u veren Vali Mustafa Yıldırım’dır.” Derken onur ve gururlanıyorum.
Zül siyahım şiir yürekli Valim, sayın Necati Şentürk valim de kitaplı valilerimden. Sayın Valimle, İstanbul Valiliğinde Vali Yardımcısı olarak görev yaptığı sırada emrinde görev yaptım. Valilik makamında, sayın Vali ile görüşmelerini yaptıktan sonra, lütfeder odama uğrar sohbet eder çayımı içerdi. Genelde edebiyat üstüne sohbet ederdik.
Sayın valimin zülfü siyahı şiir kitaplarından edindim. İnsan sevgisi, insan ruhu içten sevgi saygı ve tertemiz …………………, sevgi ve ……………………..şiirleri ……….rahatlık
veriyor insan gönlüne. Bir şiir yada edebiyat eleştirmeni değilim. Ama sayın valimin şiirlerini okurken bu duyguyu yaşadığımı söylemeliyim.
Sayın valim İstanbul Vali Yardımcısı iken, ………………………bana, “Necati Şentürk valiyle akrabasınız, bir de ……………..İstanbul Valisi Namık Kemal Şentürk’le akrabasınız?” Diye soruverdi.
Akraba değiliz ama Şentürkler çoğalsın Şen ve Türk kalalım diye yorumladım. Böylece emrinde görev yapmam şansına sahip olduğum, tüm valilerime özellikle Kırşehir Valililerine burdan sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
YORUM EKLE